Ali Baturay yazdı: Son dönemlerde her tuhaf olayı normal karşılamamız isteniyor

ads
ads
13/08/2020

ads
Ali Baturay yazdı: Son dönemlerde her tuhaf olayı normal karşılamamız isteniyor

  Sağlık Bakanlığı, resmi bir yazıyla ülkeye gelecek 4 kişi için “PCR testini, uçuş tarihinden 3.- 5. gün önceden yaptırma kuralına bağlı olmadan ülkeye girmesi konusunda sakınca olmadığını” bildiriyor ve ilgili birimlere “gereğini yapın” diyor.

   Yenidüzen Gazetesi’nin bugünkü manşet haberiydi, gazete Sağlık Bakanı müsteşarının imzasını taşıyan söz konusu belgeyi de yayınladı.

   Sağlık Bakanlığı, Türkiye’den gelecek 4 kişiye ayrıcalık sağlıyor ve bunun kamuoyu tarafından normal karşılanmasını istiyor, Covid 19 gibi tehlikeli bir salgınla ilgili dikkatli olunması gerektiğini kendileri söylediği halde, yaptıkları iş tehlikeli bir “torpil” olduğu halde, konu duyulunca da “özel bir durum için özel izin” deyip, bu özel durumu açıklayamadıkları halde, bu durumun normal karşılanmasını istiyor.

  Hem de “Özel jet krizi” gibi bir kriz yaşamış ve henüz temizlememişken, bu ayrıcalığın normal olduğuna bizi inandırmaya çalışıyorlar.

   Bazı kesimler bu ülkede tuhaf olan her şeyin normal karşılanmasını istiyor.

   Seçim öncesi partizanca istihdamlar yapılıyor, “Boş ver normaldir, olur böyle şeyler” deniliyor.

   Hakkında başsavcılığın soruşturma başlatıp, rapor hazırladığı, mahkemeye sevk ettiği, dokunulmazlığı kaldırılan eski Başbakan, eski UBP Başkanı, milletvekili Hüseyin Özgürgün’ün İstanbul’a yerleşip bir yıl meclise gelmemesi ve mahkeme duruşmalarına gitmemesi de kimilerine göre normal.

   Hatta o kadar normal ki, istifa ettiği halde UBP, DP ve YDP, meclisteki oturumda Özgürgün’ün istifa talebi için ret oyu verecek, yapmadığı milletvekilliğinin devamını isteyecek…

    Başbakan ile meclisin iki küçük partisinin, sağ kesimde cumhurbaşkanı çatı adayı belirlemek ve hükümeti bozmak için Türkiye’ye gidip oradaki yetkililerden yardım istemesi de kimine göre normal.

    Dünyaya kapılarımız kapalıyken özel bir jetle ülkeye gelen bir yatırımcı ve beraberindekilerin yasa ve kurallara uymadan ülkeye sokulması, onlara kıyak yapılması, bu konuda bakanların söylediklerinin yalan çıkması, bir bakanın heyetle olduğunu yansıtan bir oteldeki kamera görüntülerinin silinmesi de normal karşılanıyor artık…

   “Özel jet krizi” denilen bu olayla ilgili nihai polis raporunun bir türlü açıklanmaması ve “sin da gülle geçiyor” mantığının uygulandığı, unutturma taktiği de normal kimilerine göre.

     Ülkemizde, haziran ayının sonuna kadar resmi kayıtlara göre 7656 işyeri faaliyetlerine son vermişken, 4 bin küsur kişi işsiz kalmışken, 50 bine yakın işçi ülkelerine gidip dönmemişken, işyeri kapanmalarına ve işsizler ordusuna her gün yenileri eklenirken Başbakan Ersin Tatar’ın “Ekonomi fevkalade iyi noktaya gidiyor” demesi de normal…

     Sağlık Bakanı Ali Pilli’nin defalarca tarih vermesine rağmen bu ülkede altı aydır bir pandemi hastanesi yapılamaması da artık bu ülkenin normalleri arasında.

    Defalarca hekimler tarafından Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nin pandemi hastanesi gibi kullanılmasının diğer hastaları mağdur ettiğini söylemesine ve bu mağduriyetlerin örneklerle sunulmasına rağmen, halen bundan vazgeçilmemesi, iptal edilen servislerin pandemiye ayrılması da normal.

    Sağlık Bakanı Ali Pilli’nin, Avrupa Birliği’nin UNDP aracılığıyla sağlayacağı parayla, Tabipler Birliği üzerinden ülkemiz hastanesine görev yapmak üzere 25 hekimin istihdam edilmesini, Tabipler Birliği Başkanı Özlem Gürkut kendisini eleştiriyor diye huylanıp engellemesi de ülke normallerinden.

    Ali Pilli’nin bu 25 kişi arasına hekim dışı, teknik elemanlar almak istemesi ve devlet hastanesi hekimi olan Özlem Gürkut’un işbirliği çağrısını, “Özlem Gürkut, 25 personel adı altında hastaneye casus sokacak” diyerek engellemesi de normal.

    Başbakanın, dokunulmazlığı kaldırılan ve hakkında devam eden bir soruşturma olan milletvekilini bakan yapmak istemesi için de “ne olmuş yani?” diyorlar.

    Sağlık Bakanlığı’nda alınan kararlarla Bakanlar Kurulu’nda geçen kararların çok farklılıklar içermesi ve bu durumun Sağlık Bakanlığı müsteşarını istifa noktasına getirmesi de normal herhalde.

    Örnek çok, örnekleri artırabilirim ama gerek yok, bunları biliyorsunuz zaten, boş yere yazımız uzuyor.

     AKP eski milletvekili Metin Külünk ve aynı soy ismi taşıyanların bulunduğu 4 kişilik gruba “PCR testi tarihinden 3-5 gün önceden yaptırma kuralına bağlı olmadan ülkeye giriş izni” için Sağlık Bakanlığı Müsteşarı’nın imzasıyla yazılan yazıyı da bakanlığa göre normal.

    Bakanlık, “önceden PCR muafiyeti için karar alıp, müsteşarın bu konuda neden yazı yazdığını” açıklamadığı, doyurucu bilgi vermediği halde söz konusu 4 kişinin, “72 saatlik PCR testi sonuçları ile ülkemize kabul edildiklerini” bildiriyor.

  Bakanlık, bazı özel izinli gelişler için bazı özel uygulamalar olduğunu belirtiyor ama bu ekibin özel durumunun ne olduğunu açıklayamıyor, çünkü böyle özel bir durum yok, ayrıcalık var.

   Yenidüzen gazetesi, söz konusu kişilerin yakınlarına ulaştı ve bilgi aldı. Bu kişilerin yakınları, ülkemize gelmek isteyen 4 kişinin Ercan’a gelmeden önce Türkiye’de yaptırdıkları PCR testlerini kaybettiğini, bu nedenle ikinci kez test yaptırdıklarını, son testin de süresinde sıkıntı yaşanacağı için bakanlık ile iletişime geçtiklerini söyledi.

    Bakanlık da PCR testlerini kaybeden bu kişilere özel bir uygulama yaptı, yazı yazdı, başka birimlerden ayrıcalık istedi.

    Sağlık Bakanlığımız, her PCR testini kaybedene bu ayrıcalığı yapıyor mu?

    Bu insanlar arasında bir eski AKP milletvekili olmasa, mesela gelenler, Türkiye’den bir işçi ailesi olsa yine de onlara ayrıcalık sağlanacak mıydı?
    Herkes bakana ulaşamıyor, pek telefonlarına bakmaz ama Sağlık Bakanına her ulaşana bu ayrıcalık yapılır mı?

    Ercan’a geldiğinde “PCR testimi unuttum getireyim” ya da “kaybettim” diyen herkese ayrıcalık yapacak mı bakanlık? Herkese ayrıcalık yaparsa o zaman kural koymanın ne anlamı var?

    Yoksa telefon açıldığında Sağlık Bakanının kıramayacağı kişi olması mı lazımdır?

    Tehlikeli salgın bir hastalıkla mücadele ediyoruz, ciddi riskler taşıyor ve bakanlık böyle “hatırlı” ya da “torpilli” talepler için kendi koyduğu kuralları bozup ayrıcalık yapmakta serbest midir?

    Özel durumlu kişilere sağlanan özel durumlar, özel ayrıcalıklar sonucu bu kişilerin tedbir almadan halk içine karışmadığına nasıl emin olalım, bize hiç güven vermiyorsunuz ki.

    Elbette başta “pandemi dışı sağlık sorunu” olmak üzere bazı özel durumlar olabilir, bunu kabul ediyorum ama bu olay hiç de öyle bir şey değildir, besbelli ki “hatır işidir”, karşıdaki kişiler kırılamamış, “hayır” denilememiştir.

    Olanlar normal değildir, aynen özel jet krizinde olduğu gibi…

    Her tuhaf şeyi normal kabul ettikçe, ülkeyi yönetenler ne yasa ne kural dinliyor.

    Yukarıda saydığım birçok tuhaf şeyin normal kabul edilmek istenmesiyle vicdanlar yara alıyor, adalet duygusu köreliyor, siyasete ve ülke yöneticilerine güven daha da aşağıya düşüyor, insanlar mutsuz oluyor ve kendini risk altında hissediyor, üstelik sağlıkla ilgili ayrıcalıklar nedeniyle başımıza çok kötü bir durum da gelebilir. Hâlâ mı normal?

13/08/2020 20:26
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: Ali baturay, haberkibris, kıbrıs, korona virüs,
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.