Ali Baturay yazdı: Suçları engelleme bakımından halen yeterli durumda değiliz…

ads ads ads ads
08/08/2022

ads
ads
Ali Baturay yazdı: Suçları engelleme bakımından halen yeterli durumda değiliz…

   Onca derdimiz içinde polisiye olaylar, suçlar da yer alıyor ve ciddi artış gösterdi. Yani hırsızlık, soygun, gasp, dolandırıcılık, şiddet olayları, uyuşturuşu gibi suçlardan söz ediyorum.

   Birçok sorunumuz çözümlenemediği gibi polisiye olaylar da önlenemiyor, mahkemelerin suçlarla ilgili mesaisi oldukça yoğun, merkezi cezaevi de kapasitesini aşmış durumda, tıklım tıklım dolu…

   Hürriyet Gazetesi’nde gözüme çarpan “Köpekli mahalle daha güvenli” başlıklı küçük bir haber beni ta 1990’lı yılların başına götürdü ve rahmetli Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın bir sözünü hatırlattı.

    90’lı yıllarda da halk suçlardan şikâyet ediyordu, gazeteler suçların arttığının haberlerini yapıyordu, muhalefet, sivil toplum örgütleri, daha çok yurt dışından gelen kişilerin suçlara karıştığına dikkat çekerek, ülkeye girişlerin daha fazla denetlenmesini tavsiye ediyordu.

    Hatta o dönemlerde suçlar her arttığında KKTC’ye kimlik kartı ile girişin kaldırılması gerektiği, pasaportla girişin daha denetimli olacağı iddia ediliyordu. Yıllarca Türkiye ile KKTC arasındaki kimlik kartı ile giriş- çıkış sorgulandı ancak 2000’li yıllarda bu görüşten, bu iddiadan vazgeçildi.

    Çünkü önemli olan girişte gerekli tedbiri alabilmek, ülkeye girenleri takip edebilmekti, tedbiri alamadıktan sonra kimlikle veya pasaportla girmenin pek bir şey fark etmeyeceği anlaşıldı. Bir de Avrupa Birliği ülkeleri arasında kimlik kartıyla seyahatler olduğu da görülerek, kimlik kartı ile seyahatler suçlanmaktan vazgeçildi.

   Önemli olan denetim mekanizmasını, gerekli tedbirleri alabilmektir, kişilerin nasıl bir belge ile seyahat ettikleri değil. Nitekim bugün dünyanın birçok bölgesinden, birçok ülkeden ülkemize pasaportla gelen birçok işçi ve öğrencilerin suçlara karışması ve bunun bir türlü tedbirinin alınamaması buna ciddi bir örnek…

   Yine 90’lara dönelim; işte o günlerde bu türlü şikayetler artmıştı, bu ülkeye kimin girip çıktığının denetlenemediği, ülkeye girenlerin çıkmadığı, kontrol edilemediği, kaçağa düştüğü, suça karıştığı yönünde eleştiriler yapılırken Birinci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, çok konuşulacak, yıllarca unutulmayacak bir söz sarf etmişti.

   Rauf Denktaş, suçların engellenememesi konusunda birilerini suçlamak yerine iç güvenlik için

bir tedbir tavsiye etmiş; “Herkes evinde köpek beslesin” mealinden bir söz söylemişti.

     Muhalefet, bazı sivil toplum örgütleri ve bazı gazeteciler bu sözleri çok eleştirmiş, Denktaş’ın bu önerisini “ülke yöneticilerinin sorumluluktan kaçma çabası” diye nitelemişti.

     Ben de eleştirmiştim Denktaş’ın bu sözünü. Evet evlerimizdeki köpekler bir anlamda bekçilik de yapıyor, evimizi ve bizi de koruyor ama biz köpek sahibi olsak da olmasak da ülke güvenliğinden sorumlu güvenlik birimleri ve tedbirler alacak olan hükümetler görevini tam yapmalıdır.

   “Biz köpek besleyeceğiz de ülke genelinde emniyet ve asayiş sağlayacak olanlar işini yapmayacak mı?” diye sormuştuk o günlerde…

    Ben öncelikle emniyet ve asayişi sağlayacak olanların halen yapacağı şeyler olduğuna, halen suçları engelleyecek mekanizmaları tam kuramadığımıza inanıyorum, devlet yetkililerinin, birimlerinin görevlerini yapmalarını tavsiye etmekle birlikte Denktaş’ın “suçlara karşı köpek besleyin” ya da “köpek sahibi olun” mealinden sözlerinin tüm suçları engellemeye yeterli olmadığını ama bir anlamda doğruluk payı olduğunu söyleyebilirim.

     Az önce yukarıda söz ettiğim Hürriyet Gazetesi’ndeki “Köpekli mahalle daha güvenli” başlıklı haber, Serhat Demirel’in kedi- köpek dünyasından haberler ve bilgiler paylaştığı “Mekânın Sahibi” başlıklı köşesinde çıkmıştı.

     Hürriyet Gazetesi’nin arka kapağında her cumartesi günü yayınlanan “Mekânın Sahibi” adlı köşe, kedi- köpek ya da daha geniş anlamıyla hayvanseverler için çok güzel, çok sevimli ve çok yararlı… Ben Hürriyet Gazetesi’ni cumartesi günleri, sinema- müzik- tiyatro eleştirileri ve tavsiyelerinin yer aldığı “cumartesi eki” ve bu “Mekânın Sahibi” köşesi için satın alıyorum.  

    İşte bu köşedeki bir habere göre, hakemli dergi “Social Forces”ta yayınlanan araştırma diyor ki, yaşayanlar arasında yüksek güven olan ve daha fazla köpek bulunan mahallelerde, daha az köpek bulunan mahallelere göre gözle görülür ölçüde daha az şiddet içeren sokak suçu işleniyormuş.

    Ohio Eyalet Üniversitesi bünyesindeki çalışmanın yazarı Nicolo Pinchak, bunun nedenini, muhtemelen görünür köpeklerin ve köpek havlamasının caydırıcı faydalarına bağlıyor.

     Columbus, Ohio’daki suç verileri ve köpek sahipliği verileri örtüştürülüyor ve daha fazla köpeğin bulunduğu mahallelerde, daha az köpeğin bulunduğu bölgelere kıyasla cinayet, soygun ve ağır saldırı oranlarının daha düşük olduğu ortaya çıkıyor.

     Serhat Demirel son söz olarak, “Yani köpeğinizin varlığı sadece sizin evinizi değil yaşadığınız bölgeyi de güzelleştiriyor” diyor…

    Denktaş, 90’larda “güvende olmak için köpek besleyin” demişti, bugün yani 2020’li yıllarda o yıllara göre daha fazla köpek besleniyor. Bugün köpek besleyenler, bu güzel varlıkları aileden bir birey gibi görüyor, neredeyse her evde çeşitli türlerde köpek besleniyor, bakımları da iyi yapılıyor…

     Amerika’da yapılan bir araştırma “köpekli mahallerin daha güvenli olduğunu” ortaya koydu, evet bazı türleri çok uysaldır, yabancılara karşı da dostça yaklaşan köpek türleri vardır ama genel olarak köpeklerde evini ve ev fertlerini, sahibini koruma dürtüsü vardır, yapılan araştırmalar, köpeklerin kötü niyetli kişileri hissedebildiğini de gösteriyor. Köpek her yerde köpektir, ülkemizde de mutlaka koruyucu etkisi vardır.

      Ancak suçlar o kadar artmış, suçlular o kadar profesyonelleşmiştir ki bir değil, birkaç köpek beslemek bile yeterli olmuyor. Birçok evde köpekler vardır ama tüm işyerlerinde, ofislerde köpek yoktur. Olduğunda da bir yolunu bulup, yapacağını yapan suç makineleri vardır. Bazı mekanları ne köpek ne güvenlik kameraları koruyabiliyor.

     Üstelik birçok suç türü vardır ve tümünü köpek besleyerek önlemek mümkün değildir.

     80’lerde, 90’larda tartıştığımız konular, 2000’lerde, 2020’lerde halen konuşuluyorsa, üstelik, iç güvenlik, asayiş sorunu azalacağına tam tersine büyüyorsa, hatta yöntemleri de değişerek artıyorsa, yine en büyük tehdit yurt dışından gelen kişilerse ve gelenlerin ülkeleri de çok farklılıklar gösteriyorsa demek ki biz bu işleri tamam yapamıyoruz.

     Bu işlerin öyle köpek beslemekle basite indirgenemeyeceğinin en bariz örneği ise bazı suç odaklarının ülkeye çok rahat gelip “Falyalı Cinayetini” işlemesidir.

    Ya da Avustralya'nın en büyük çetelerinden birinin lideri olan ve uyuşturucu trafiği için çete oluşturduğu gerekçesiyle Interpol tarafından aranan Mark D. Buddle’ın ülkemize yerleşmesi, vatandaşlık alması, iş kurması, buralarda yaşaması mesela…

    Suçlarla ilgili yapacak çok iş vardır, üstelik suçlar da suçlular da şimdiki zamana göre ciddi farklılıklar gösteriyor, teknolojinin gelişmesiyle birlikte teknolojiyi de kullanarak suçlar işleniyor, örneğin bilişim suçları ciddi sorundur… Ekonomik sorunların, geçim sıkıntısının da suçları artırdığı, tetiklediği biliniyor.

     Özellikle yabancıların suçlara karışmasını önleme, emniyeti, asayişi, iç güvenliği sağlama   suçları engelleme bakımından yapılacak çok iş var. Yıllardır yetersizliklerimizi gideremedik, yakında kapasitesi artırılmış yeni cezaevi hizmete girecek ama suçlar bu hızla arttıkça bu cezaevi de yeterli olmayacak…

     Yani köpek besleyelim, insanın köpeğinin, kedisinin olması çok güzeldir, bu dostlar kimi zaman sizi insanlardan daha çok anlar daha çok sever, daha çok korur ama bu dostlar güvenliğimizi sağlamaya yeterli değildir, zaten misyonları da bu değildir…

08/08/2022 21:16
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: Ali Baturay yazdı: Suçları engelleme bakımından halen yeterli durumda değiliz…
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.