Ali Baturay yazdı: Trafik, trafiğe çıkan herkes için ölüm tehdidi ama hükümetlerin önceliği olamıyor...

ads ads ads ads
08/05/2021

ads
ads
ads
Ali Baturay yazdı: Trafik, trafiğe çıkan herkes için ölüm tehdidi  ama hükümetlerin önceliği olamıyor...

   Bu sabah saat 02.50’de bir trafik kazası medyada geldi ve 22 yaşındaki bir genç hayatını kaybetti.

   Yaş 22, hayatının baharında…

   Bugünlerde birçok kişi sosyal medyada 20’li yaşlarının fotoğraflarını paylaşırken, o 22 yaşında yaşama veda etti.

    Hem de Anneler Gününe bir gün kala, acıların en acısını evlat acısını yaşadı ailesi…

    Bir basın emekçisiydi Eren Mustafa İnancı, 22 yıl hizmet verdiğim, eski işyerim KIBRIS Medya Grubu’nun çalışanıydı…

    Eren’in kaza yaptığı otomobile ben de çok girdim, o otomobille arkadaşlar çok kez bizi bir yerlere götürdü, hatta o aracı kullandım da…

    İnsan bir tuhaf oluyor, değişik duygular içine giriyor.

    Başka arkadaşlar da aradı beni ve benzer duygular yaşadıklarını söylediler…

    Basın dediğiniz şey, yalnızca gazetecilerden, köşe yazarlarından oluşmaz, çok sayıda görünmez kahraman vardır basın dünyasında, çok sayıda basın emekçisi…

    Eren Mustafa İnancı da onlarda birisiydi...

    KIBRIS Gazetesi’nde uzun yıllar çeşitli görevlerde yöneticilik yaptım, gazeteyi zamanında baskıya vermek için uğraşırdık… Aslında bir anlamda zamanla yarışırdık…

    Her gün ama her gün aynı şey, zamanında ulaştırma çabası, gazeteyi olması gereken saatte bayilere ulaştırmak…

    Bunu yaparken baskıcıları ve gazeteyi dağıtanları düşünürdük hep…

    Çünkü biz geç kalırsak, baskıcılar için zaman daralır çok acele ederler, hata yapma ihtimalleri artardı, sonuçta makinelerle uğraşıyorlar, onları acele ettirmek her zaman risktir. Hata dediğim şey, iş kazasına dönüşebilir...

    Ya gazeteyi bayilere dağıtanlar… İşte onlarınki çok daha zor.

    KIBRIS Gazetesi’nin dağıtım şirketi GADEDA’nın personelini düşünürdük en çok, çünkü biz gecikirsek baskı gecikir, baskı gecikirse dağıtım gecikirdi.

    Eğer geciktirirsek, GADEDA personeli, gazeteyi bayilere zamanında ulaştırmak için sürat yapmak zorunda kalırdı. Sürat dediğin şey de kaza ihtimalini artırıyor...

    Gazete biraz geç ulaşsa, bayilerden telefonlar yağardı “ne oldu da gecikti?” diye. Üstelik gazete bayiye geç ulaştığında satışlar düşerdi, çünkü bayide gazeteyi bulamayan geri dönmezdi, o gün satın almazdı, hele şu günlerde dijital medya bu kadar gelişmişken bayiye zamanında ulaşmak çok daha önemlidir.

     Geciktirmek istemezdik ama ansızın bir olay olur, onu takip etmek, haberini yapmak, gazeteye yetiştirmek zaman alırdı, istemeden geç kalırdık çoğu kez. Bazı başka aksilikler olduğunda da geç kaldığımız olurdu…

    Geç kaldık mı, baskıcılara, dağıtımcılara “ne olur dikkatli olun, aman ha bir kaza olmasın” derdik, gözümüz yollarda kalırdı, bir kaza olmasın diye... Bir kaza olursa “bana ne” demezdik, vicdan azabı çekerdik, biz geciktirdik, bizim yüzümüzden oldu diye...

    Bunları neden anlatıyorum? Aslında basın emekçilerinin ne kadar zor bir iş yaptığını, zamanla yarışmanın risklerini bilesiniz diye… O elinize alıp olduğunuz gazete, size gelene kadar ne zor aşamalardan geçtiğini anlatmak için...

     Siz yatağınızda en ağır uykunuzdayken, bu arkadaşların bir kısmı gazete yapar, bir kısmı gazete basar, bir kısmı yollarda ülkenin dört bir yanına dağılır, bayilere gazete yetiştirmek için…

    Gazete dağıtıcılarının iki büyük düşmanı var, “uykusuzluk” ve “sürat”; evet herkesin uyuduğu saatlerde yollardaki bu arkadaşların hem uykusunu almış olması, uyuklamaması gerekiyor ve sürat de yapmaması…

    Trafiğe çıkan herkes gibi, gazete dağıtıcıları da trafikteki sistemsizlik ve altyapı eksiklikleri/ bozuklukları nedeniyle trafik kazası/ çarpışması yaparlar.

    Trafikte en rahat şeydir “sürücü hatası” deyip de işin içinden çıkmak.

    Hep böyle yapıldı bugüne kadar, hep hatalı olarak sürücüler görüldü, sistem düzeltilmek istenmedi, sürücü hatasına gelene kadar süreçte yapılması gereken yığınla şeyi yapmayıp da suçu sürücüye atmak en kolayı.

    İkinci en kolay olan şey de yöneticilerin, siyasilerin trafikte kaybettiklerimizin ailesine “baş sağlığı” dilemesi, mesaj göndermesi ve cenaze törenine ayıracakları 15 veya 20 dakika…

    Bu kadar basit olmamalı, bunlar çözmez ki sorunu, bugüne kadar çözmediği gibi…

    İşte 22 yaşında bir genç yaşamını yitirdi, önünde yaşayacağı dolu dolu bir hayat varken.

   Olan ailesine, yakınlarına oldu, ateş düştüğü yeri yaktı…

   Hayat devam ediyor ama trafik, trafiğe çıkan herkes için ölüm tehdidi olmaya devam ediyor ama ülke yöneticileri için öncelikli sorun olamıyor.

    Eren Mustafa İnancı’nın ailesine, sevenlerine ve KIBRIS Medya Grubu’na başsağlığı ve sabır dilerim…

 

08/05/2021 20:02
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: Ali Baturay
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.