Ali Baturay yazdı: Tüm ülkeler dünyaya açılıyor, biz sonsuza kadar kapalı kalamayız

Ali Baturay'ın kaleminden...

ads
ads
30/05/2020
HK

ads ads
Ali Baturay yazdı: Tüm ülkeler dünyaya açılıyor, biz sonsuza kadar kapalı kalamayız

   Hava ve deniz ve sınır kapıları, açılmalı mı açılmamalı mı? Toplumun bir kesimi kesinlikle açılmasını istiyor, başka bir kesimi ise “Böyle iyiydik, 42 gündür vaka çıkmıyor, bu temiz halimizi bozmayalım” diyor.

    Evet temiziz, evet koronavirüs salgını ile mücadelede iyi bir sınav verdik ama dışa açılamamak, ekonomik olarak bizi zorluyor…

    Virüsten kurtulduk ama ekonomik olarak durum çok kötü, esnaf, “Buna artık kriz de denmez, çatı çöktü” diyor. Evet çatı çöktü ve toplumun büyük bir kısmı bu enkazın altında kaldı.

    Normalleşme sürecine girdik, işyerleri açıldı ama açılmak kazanç getirmiyor, bazı sektörler, bazı işyerleri, mağazalar, perakendeciler, küçük esnaf çok zor durumda…

     Normalleşme sürecine girmekle hükümet üzerindeki yükü attığını düşünüyor ama aslında yük gittikçe daha da ağırlaşıyor. Türkiye’den maddi katkı da alacağı ve Maliye Bakanlığı borçlanma yetkisine kavuştuğu halde, hükümet net olarak reel sektör için ne yapacağını söyleyemiyor.

     Mesele hükümetin devlet çalışanlarını ödemesiyle kısıtlı değil, işyerleri salgın öncesi gibi iş yapamıyor, gelir elde edemiyor, işyerleri kapanacak, çok sayıda insan işsiz kalacak.

     Bu ülkede istihdamın ve zincirleme birçok sektörün can damarı olan “turizmin” ve “üniversitelerin” yoluna devam edebilmesi için hava ve deniz yollarının açılması şarttır.

     Küçük esnafa, mağaza sahiplerine, perakendecilere can simidi olan sınır kapıları da açılmalıdır. Döviz yüksek seyrediyor ve Rum halkı yine kuzeydeki esnafı, mağazaları, marketleri, işyerlerini tercih edecek… Güney Kıbrıs’ta çalışan Kıbrıslı Türkler için de sınır kapıları açılmak zorundadır.

     Birçok kriz atlatan ve tümünden de büyük yaralar alarak çıkan, salgın öncesi de durumu çok iyi olmayan tüm iş çevreleri, şu anda batmak üzeredir. “Ne güzel virüs vakası çıkmıyor, kapalı kalalım” ama nereye kadar? Hükümetimiz bu dönemde batan, yok olmak üzere olan sektörlere, iş çevrelerine, küçük esnafa katkı yapabilecek mi?

    Devlet işsiz kalmak üzere olan insanlara maaş ödeyebilecek mi? Hayır yapamayacak. 1500 TL katkıyı ödeyene kadar bile canlarını yediler. Daha düne kadar 1500 TL’sini alamayan işçiler vardı. İhtiyaçlı insanlara gıda yardımı ilk günlerdeki gibi değil, birçok insan aç...

    Hükümet, normalleşme sürecine giren ve kapılarını açan işletmelere 1500 TL vermeyecek, hatta artık hiç vermek istemiyorlar, sanki işyerleri iş yapa yapa ihya oldu, başı göğe erdi… Müsteşarlar grubu toplanıp karar alıyormuş ama tam karara da varamamış, hükümet topu onlara attı.

    İki ayı geride bıraktık, Çalışma Dairesi’nde kayıtlı olmayan, gün işleyip gün yiyen insanlara verecekleri 900 TL’lerin daha çalışmasını bitiremediler, Güney Kıbrıs’ta çalışanlara vereceklerini söyledikleri birkaç kuruşu bile veremediler.

    Hükümete, “Reel sektöre ne katkı yapacaksınız?” diyoruz, “borçlandıracağız” diyorlar, kredi vereceklermiş. Önünü göremeyen bu esnaftan, işyeri sahiplerinden hangisinin borç almaya takati veya cesareti var ki? İnsanlar zaten borç içinde.

      Bu devletin maddi gücü de yok, mevcut kaynaklarını eşit dağıtma yeteneği de yok. Hükümet edenler, devlet çalışanlarını ödemekle görevlerinin bittiğini sanıyor.

      42 gündür vaka çıkmıyor diye övünebilmek, bu büyüyü bozmamak için hava, deniz yolları ve sınır kapılarını açmak istemiyorlar. Peki övünmek karın doyurur mu? Anlamlı olması için bunu yaratıcılıkla taçlandırmalısın…

      Bu devletin sonsuz parası olsa ve çalışmayan, zor durumda olan iş yerlerine para aktarabilseydi, hibeler sağlayabilseydi, maaş alamayacak duruma gelen işçilere, emekçilere maaş verebilseydi, “tamam, sonsuza kadar kapalı kalalım” derdim ama hatırlayın bu hükümet daha bir ay dolmadan sıfırı tüketmişti.   

      Biraz dünyaya bakın bakalım; dünya devleri, para basma kabiliyeti olan, koca koca memleketler de bir bir dünyaya açılıyor, onlar bile dayanamıyor ekonominin daralmasına, ekonomik hareketsizliğine, bizim etimiz ne budumuz ne, biz nasıl dayanacağız?

     Tedbirleri alacağız ve hava, deniz ve sınır kapılarını açacağız. İşte tam da böyle zamanlar için sağlık sisteminin hazır olması, pandemi hastanesinin yapılması, tam da bunun için ülke vatandaşlarının çok gevşememesi gerekiyor. Tam da bunun için “salgınla yaşamaya alışmalıyız” deniliyor.

       Pandemi hastanesi yapamadınız ama her fırsatta, “Organizasyonumuz, yoğun bakım ünitelerimiz, solunum cihazlarımız, kitlerimiz, ilaçlarımız tamamadır” diyorsunuz. Tamamsa nerden korkuyorsunuz?

      Günde 20- 30- 40 test yaparak her gün “sıfır vaka” övünmesiyle bu hayat geçmez, geçemez. Bu başarıya yeni başarılar eklemezsen, sağlığını koruduğun halkını ekonomik çöküntü altında ezersen, “sıfır vaka” meselesini artıya, kazanıma dönüştürmezsen beş para etmez, yalnızca övündüğünüzle kalırsınız…

      Türkiye’den gelecek para ancak da açıklarınızı kapatacak, nefes almanızı sağlayacak, siz başta turizm ve üniversiteler olmak üzere, bazı sektörlerin, işletmelerin, küçük esnafın yükünü kaldıramazsınız, bu anlaşmayla gelecek paraya güvenip de “kapalı kalacağız” diyemezsiniz.

      Hükümet edenler, acilen Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile bir araya gelmeli, sınır kapılarının açılması için tarih belirlemeli ve Akıncı’nın bu konuyu Rum Lider Nikos Anastasiadis’le masaya yatırmasına zemin hazırlamalıdır.

     Yine bilim kurulunun ve İki Toplumlu Sağlık Komitesi’nin göstereceği şekilde tedbirler alınmalı ve kapılar açılmalıdır. Hiç kimse şimdi cumhurbaşkanlığı seçimini düşünerek “görüşmem, yetkimi paylaşmam” demesin, hiç bunları çekemeyiz.

      Herkesin yetkisi kendisindedir, merak etmeyin. Anastasiadis, Akıncı’dan başka biriyle görüşmeyeceğine göre, hükümet inadı bırakıp cumhurbaşkanı ile bu konuyu masaya yatırmalıdır.

    Dünya Sağlık Örgütü küresel dayanışma çağrısı yaparken biz yanı başımızdaki Kıbrıslı Rumlarla bir kapı açmanın organizasyonunu yapamayacak mıyız, bunu yapmak için “cumhurbaşkanına rol kaptırır mıyım?” derdine mi düşeceğiz?

     Koronavirüs enkazının altından kalkmak için hem Türkiye’yle hem de Güney Kıbrıs’la işbirliği şarttır. Lütfen gerçekçi olun, düşmanlığın, hamasetin, zıtlaşmanın ne zamanı ne de yeridir.

     Hava, deniz ve sınır kapılarının açılmasına karşı çıkanlar, bu ekonomik çöküntünün altından nasıl kalkacağımızın önerisini de yapmalıdır. Bakın esnaf, iş çevreleri, “Bu yaşanan kriz değildir, kriz eski yaşadıklarımızdı, bu çöküntüdür. Çatı çöktü altında kaldık, bu enkazı kim kaldıracak?” diyor.

     Açın gözünüzü de enkazı görmeye çalışın, hükümet tedbirleri alacak, halk tedbirli olacak, sağlık sistemi geliştirilmeye devam edecek, salgınla yaşamaya alışacağız ve tüm dünyadaki ülkelerin yapmaya başladığı gibi biz de dünyaya kapılarımızı açacağız, aksi takdirde birbirimizi yiyeceğiz.

30/05/2020 19:39
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: ali baturay,
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.