Ali Baturay yazdı: Yolsuzluklara tepki koymak yerine, “bunlar hep olur zaten” deniliyor…

ads ads ads ads
23/09/2021

ads
ads
ads
Ali Baturay yazdı: Yolsuzluklara tepki koymak yerine, “bunlar hep olur zaten” deniliyor…

  Ülkede birçok sorun var; ekonomik sorunları, hükümetin yetersizliklerini, beceriksizliklerini, yanlış işlerini daha çok konuşuyoruz, yazıyoruz, tartışıyoruz ama bu ülkede birçok sorunun bir nedeni de sistemdeki çürümüşlüktür…

   Herkes tarafından bilinen ama fazlaca su yüzüne çıkmayan, haksız menfaat sağlama, rüşvet, yolsuzluk meseleleri…

   Bu ülkede bazı kişiler, bazı kesimler için bu tür şeyler konuşuluyor ama bunlar resmen ortaya çıkamıyor, medya bunu kanıtlarıyla ortaya koyamıyor…

  Ne ilginç değil mi? Herkes biliyor, herkes konuşuyor ama bunlar bir türlü ortaya çıkmıyor, çıkamıyor…

  Çürüme sürüyor ama müdahale edilmediği ya da edilemediği için gittikçe daha da derinleşiyor.

  Bakıyorum da bir süre sonra kanıksanıyor, normalleşiyor, “Olur böyle şeyler” demeye başlıyor insanlar ve hayatına devam ediyor…

  Bazı kesimlerin kayrılması, bazı kesimlerin kirli ilişkiler içine girmesi, arada rüşvet ve rüşvet değerinde karşılıklı bir birine menfaat sağlama ilişkileri artarak gidiyor…

  Bazı isimler konuşuluyor, “hep onlara gidiyor mamma” deniyor ama sonra da “Ne yapalım, dönem onların dönemi” deniyor.

  Millet kanıksamış, birilerinin dönemi olduğunda o dönem o kesimden bazılarının yemesi, yutması normal sayılıyor.  Akıl alır gibi değil ama oluyor işte…

  Ansızın ortaya usulsüz, yasadışı bir şeyler çıkıyor, kişiler yakalanıyor, medyaya yansıyor ama bunlara “büyük bir pastanın küçücük parçası” ya da “büyük meselelerin küçücük dolgu malzemesi…” nitelemesi yapılıyor.

   Bazı meseleler, bir şekilde takılıyor artık polise veya diğer bazı denetim organlarına, medyada haber oluyor falan ama bu kez de “Peeee o kadar yiyip yutan var ki bu devede kulak kalır… Küçük işler bunlar” deniyor…

  Mesela şarkıcı Bülent Ersoy’un müzik ekibine, daha ülkeye gelmeden KKTC’den sahte PCR ayarlanması “küçük iş” olarak görülüyor…

  Son olarak sahte “Adapass” verme olayı da “küçük işler” kategorisine sokuluyor, küçümseniyor, bir çalışanın zafiyeti olarak görülüyor. Sahte PCR olayı da bir personelin zafiyeti olarak algılanmıştı zaten… Peki bu zafiyetin nedeni nedir, bu cesareti nasıl buluyor bu insanlar?

  Zaman zaman dairelerde, kurumlarda bazı kişiler yolsuzluk yaparken yakalanıyor, mahkemeye çıkıyor, yargılanıyor, “küçük iş” olarak kalıyor bu işler de…

  Haaa, “yargılanıyor” dedik ya; o da öyle hemen olmuyor, kimisi yıllar sürüyor, açığa alınan kişiler önce yarı maaş alıyor, sonra süre uzayınca maaşının tamamını almaya başlıyor. Mahkeme süreci uzayınca açığa alınma pozisyonu da bitiyor, yolsuzluk yaptığı iddia edilen daireye, kuruma geri gönderiliyor… Bekle de yargılanacak, suçluysa cezasını çekecek… Adalet geciktiği için gerçek anlamda adalet olamıyor yani…

  Dört yıl, altı yıl, 10 yıl sonuçlanamayan davalar var, akıl alır gibi değil, ne yargılamanın anlamı kalıyor ne ceza vermenin… Dedik ya zaten bir memurun bir veznede para yemesi “küçük iş” olarak görülüyor.

   Bir taraftan görünür bir şekilde ülkeyi yönetenler anayasayı, yasaları, tüzükleri ihlal ediyor, tepkilere rağmen ihlal etmekten çekinmiyor, diğer taraftan su yüzüne çıkmayan, çıkamayan kirli ilişkilerden söz ediliyor ve durum böyle olunca, kişiler bazı yasadışı işleri yapmalarında bir sakınca olmadığını düşünmeye başlıyor…

   En tehlikelisi de bu… “Herkes neler neler yapıyor, ben de bunu yapsam ne olur ki?” görüşü hâkim olmaya başlıyor ve işte örneğin aşı olmadan parayla “Adapass” elde etmenin normal bir şey olduğu düşünülüyor.

   Mademki yukarıdakiler birçok şeyi yapıyor ve onlara bir şey olmuyor, neden kendisi de daha ufak, onlardan çok daha ufak bir usulsüzlüğü yapmasın ki? Ruh hali bu maalesef…

   Mesele budur aslında ama işte “küçük”, “küçük”, “küçük” olduğu düşünülen suçlar, ihlaller, yolsuzluklar, yasa dışı işler, gün gelir bir kartopu gibi büyür ve bizi altında bırakır… Oraya doğru gidiyoruz…

  Ülkemizde ülkeyi yönetenlerin bazı yaptığı işler, icraatlar normal sayılırken, başka ülkelerde ülkeyi yönetenlerin yaptığı şeyler istifa nedeni oluyor, o ülkede büyük tepkiyle karşılanıyor. Farkımız bu…

   Çağdaş ülkelerde bir bakanın, makam aracıyla çocuğunu okula, eşini işine bırakması istifa nedeni sayılır ama bizde makam aracını bırakın bakanın özel işi için kullanmasını, bakanın şoförü bile babasının malı gibi kullanır…

   O makam aracı seçim çalışmalarında da kullanılır, hatta defalarca yakalandığı sabit kamera cezaları da bakanlığa ödetilir…

    Mesela Şoför Okulları ve Çalışanları Yardımlaşma Kooperatifi Başkanı Barış Tilki, canlı yayınlarda bir müfettişin milletvekili olmak istediğini, genel seçimde aday olacağını, bu nedenle ehliyet sınavına giren kişileri gerçek anlamda sınav yapmak yerine bir tur attırıp ehliyet verdiğini söylüyor… Hatta o müfettiş, sınava soktuğu ve bir tur attırıp ehliyet verdiği kişilerin bilgilerini de topluyormuş, günü geldiğinde yine oy isteyebilmek için…

     Yine Barış Tilki, canlı yayında açıkça bir müfettişin bir şoför okulundaki kişiyle gönül ilişkisi olduğunu ve o şoför okuluna avantaj sağladığını söylüyor, şoför okulları ve müfettişler denetlenmediği için ortada rüşvet döndüğünü iddia ediyor.

   Bazı şoför okullarının en az 10 ders vermesi gerekirken iki- üç ders yapıp öğrencileri sınava gönderdiğini söylüyor…

   Bunları duyduğumda kulaklarıma inanamadım, dehşete kapıldım… En az 10 ders alacak kişiyi iki- üç dersle sınava göndermek, orada da müfettişin sınava giren kişiye bir tur attırıp ehliyet vermesi cinayetle eşdeğerdir. Gerçek anlamda sürüş öğrenmemiş ve gerçek anlamda sınav da olmamış kişi trafiğe çıkmış oluyor ve bilgi yetersizliğinden kaza yapıyor, ölebiliyor, öldürebiliyor. O nedenle ‘cinayettir’ dedim.

   Çağdaş bir ülkede bir sivil toplum örgütü başkanı böyle ifşaatta bulunsa yer yerinden oynar, hele de bunun gerçek olduğu ortaya çıksa, deprem olur. Bizde ise kimsenin umuru bile değil.

   Bu konunun haberlerinin altındaki mesajlara bakıyorum, “E yeni mi ki bunlar?”, “Günaydın yahu, şimdi mi duydunuz bunları?”, “Peee bunlar hep olurdu” mealinden şeyler yazıldığını görüyorum. Herkes biliyor sanki bunları, herkes kabullenmiş gibi…

   Baştan başlayan çürüme her tarafa yayıldı, kanıksandı… Hem yaptığının suç olmadığına inanıyor birçok kişi hem de yakalandığında bir şey olmayacağına, çok daha büyüklerini yapanların onları kurtaracağına… İşimiz çok zor, kangren kolda, bacakta değil ki kesip atasın, tüm vücuda yayılmış…   

23/09/2021 18:11
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: Ali Baturay yazdı: Yolsuzluklara tepki koymak yerine, “bunlar hep olur zaten” deniliyor…, haberkibris,
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.