Ankara’ya giden heyetin iyi haberlerle geleceğine kaç kişi inanıyor acaba?

ads ads ads
13/04/2022

ads
ads

Ali Baturay Ali Baturay


   Başbakan ve ekibinin Ankara ziyareti önemli mi? Önemli tabii ki, “önemsiz” diyemeyiz…

   Peki ülke insanının büyük çoğunluğu bu ziyaretten ümitli mi? Hayır değil…

   Halkımızın büyük çoğunluğu, heyetin bu ziyaretten ülke için olumlu bir sonuçla döneceğine pek inanmıyor.

   Hatta bu ziyaretle ilgili dalga geçenler, espri yapanlar çoğunlukta.

   Bugün birkaç yere uğramıştım, beni gören bazı vatandaşlar, “Kulaklarını çekmek için onları Ankara’ya çağırdılar”, “Fuat Oktay, bizimkilerin kulağını çekecek”, “Fuat Oktay, Faiz Sucuoğlu’nun Sunat Atun’u görevden almasına izin vermeyecek” gibi ifadeler kullanıyor.

    Geldiğimiz noktaya bakar mısınız? Hem cumhurbaşkanı hem hükümet üyeleri artık hep esprilerle anılır oldu, millet dalgasını geçiyor.

    Ne ilginç değil mi? Halk bir taraftan kan ağlarken, diğer taraftan kendini mağdur edenlerle dalga geçecek takati de buluyor kendisinde.

    Bastıran sorunlar nedeniyle “işi deliliğe vurmak” dedikleri bu olsa gerek.

    Başbakan kendi kabinesine hükmedemiyor, bu durum bir iç çekişmeye dönüşüyor.

    Sucuoğlu’nun isteği dışında bakan sokuluyor kabineye, öte yandan kendi atadığı isimlerle ters düşüyor, daha işin dışında bir kaos yaşanıyor.

    Faiz Sucuoğlu ile Sunat Atun arasındaki soğukluk çok bariz fark edilebiliyormuş hem Türkiye’ye giderken hem de oraya gittikten sonra…

    “2022 İktisadi ve Mali İşbirliği Protokolü” için Türkiye’ye gidildiği söyleniyor. Gerçekten de ekipler orada görüşüyor ama Başbakanın ve üç bakanın bu nedenle Ankara’ya gittiğine kimse inanamıyor.

     Başbakanın, Başbakan Yardımcısının, Ulaştırma Bakanının ve Maliye Bakanının apar topar Ankara’ya davetinin yalnızca protokolle ilgili olduğuna inanç yok.

     UBP’nin kapalı kapılar ardında pişirip halkın önüne koyduğu yerel yönetimlerle ilgili sözde reform çalışmasının şoku atlatılmadan bir şok da “2022 İktisadi ve Mali İşbirliği Protokolü” ile yaşamak istemiyor bu toplum.

     Protokolde halkımızı rahatsız edecek maddeler olduğu söylentileri yayıldı zaten. Oradan da bir şok yaşamak olası…

     Bu konuda Başbakan Faiz Sucuoğlu’nun da tedirgin olduğunu hissetmek mümkün.

     Zaten pandemiden ve döviz krizinden perişan olmuş, şimdi de Rusya- Ukrayna savaşının bazı etkilerini hisseden, tüm bu süreçlerde devletten katkı görmeyen, tam tersine arka arkaya gelen zamlarla çıldıran bu toplum, protokolle bazı dayatmalar gelmesine katlanamaz.

     Başbakan ve Maliye Bakanı, elektrikteki ve alkollü içkideki yüksek zamlara öngörülen indirimleri yapmadan Ankara’ya gittiler.

      Halkın, iş insanlarının, üreticinin, elektriğe yapılan yüksek zamma ve diğer zamlara dayanacak gücü kalmadı.

      Bunca sorun içindeki halka yine “kemer sık” denilecek ya da bu anlamda tedbirler alınması istenecekse, hiç zamanı değil. Ne sıkacak kemer ne de dayanacak bel kaldı.

    Türkiyeli yetkililer, bazı tedbirler talep ediyor ama iktidarda olanların, devlet olanaklarını lehine çevirdiğini görmezden geliyor.

    Halktan “tasarruf” isteniyor ama hükümet edenler tasarruf etmiyor, partizanca geçici istihdamlar, atamalar devam ediyor, bakanlar kendi atadığı müdürleri görevden alıyor, yenilerini atıyor. Hükümet edenler, halka kötü örnek oluyor.

    “Türkiye Ersin Tatar’ı istiyor, eğer Tatar kazanırsa para musluğu açılacak, Tatar kazanmazsa yardımlar kesilecek, perişan olacağız” denildi ama hiç de öyle para musluğu falan açılmış değil.

     Ben “öyle yapılsın” demiyorum, hiçbir zaman bir şeylerin karşılığı olarak para akıtılmasına sıcak bakmadım, doğru bulmadım… Cumhurbaşkanlığı seçiminde de “o kazansın da yardım gelecek” sözünü zaten çocuk kandırma gibi bir şey olarak görmüştüm.
     Şimdi de kabine için benzer şeyler söyleniyor; “şu isim olmalı”, “bu isim olmamalı” falan deniliyor… Türkiye ile ilişkilerin bu düzeyde gitmesi hiç doğru değil. İki ülke üzerinden hassasiyetler gitmiş, kişiler üzerinden bir hassasiyet gelmiş ki bu durum sorun çözmez, sorun yaratır…  

     Bakın, bu yüzden kimi yöneticiler özgüvenini yitirmiş, kimisi kendi partisinin, başkanının otoritesini tanımaz hale gelmiş. Hepsinin dengesi bozuldu, bu da tüm halkı olumsuz etkiliyor.  

     Türkiyeli yetkililerin de ülke yönetiminde sevmediği/ uygun bulmadığı kişiler var diye onları cezalandırır gibi kararlar almaları aslında Kıbrıs Türk halkını cezalandırmaktır. Halkımız bunu hak etmiyor…

      Onların uygun bulduğu ama bu toplumun seçmediği, istemediği kişileri dayatmaları da buralarda hoş karşılanan şeyler değil.

     Müdahale edebildikleri bu siyasilerin devlet olanaklarını kendi lehlerine kullanmalarına ses çıkarmamaları da ilginçtir…

     Tüm bu ilginçlikler, tuhaflıklar yaşanırken, burada sudan çıkmış balık gibi tepinip duran hükümet de varken, Başbakan ve heyetinin Ankara’dan çok iyi haberlerle geleceğini düşünmek fazla iyimserlik olur…

     Bakalım heyetimiz Ankara’dan döndükten sonra küsler barışacak mı? Zaten yönetemiyorlardı ama şimdi birkaç parçaya bölünmüş kabine hiç çalışamayacak demektir.

    Umarız heyetin Ankara’dan iyi haberlerle geleceğine inanmayanlar yanılır, umarız ülkeyi kurtaracak formüllerle dönerler… Bizimkisi de piyangodan medet uman fakirin “ya çıkarsa” umudu gibi bir şey oldu, kim bilir kaç milyonda bir vuracak şansı beklemek gibi yani…

DİĞER YAZILARI
13/04/2022 23:03
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: Ankara’ya giden heyetin iyi haberlerle geleceğine kaç kişi inanıyor acaba?
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.