Araştırma merkezinin verileri herkesi şaşırttı! Günümüzde erkekler evliliğe daha yakın
29/07/2026
Son yıllarda yapılan sosyal araştırmalar, evlilik kurumuna bakış açısında cinsiyetler arasında dikkat çekici bir makas açıldığını ortaya koyuyor. Çıkan son veriler, genç kadınların evliliğe yönelik ilgisinin son otuz yılda belirgin bir şekilde düştüğünü gösterirken, genç erkeklerin evlenme isteğinin ise büyük ölçüde sabit kaldığını kanıtlıyor. Mutlu ve tatmin edici bir yaşam tanımının değiştiğini gösteren bu çarpıcı araştırma, aile yapısının geleceğine dair yeni bir tartışmanın kapısını aralıyor.
Pew Araştırma Merkezi tarafından yürütülen ve gençlerin eğilimlerini takip eden "Monitoring the Future" araştırmasının sonuçları, nesiller arasındaki zihniyet değişimini gözler önüne serdi. 1993 yılında evlenmek istediğini belirten 12. sınıf kız öğrencilerin oranı %83 seviyesindeyken, yaklaşık otuz yıllık sürecin ardından bu oran %61’e kadar geriledi. Aynı dönemde lise çağındaki erkeklerin evliliğe yaklaşımında ise kayda değer bir değişim görülmedi.
'EVLİLİK ŞART DEĞİL' DİYEN KADINLARIN ORANI YÜKSELDİ
Geleceğin yetişkin adayı gençlerde görülen bu belirgin makas, mevcut yetişkin nüfusun fikirlerine de doğrudan yansıyor. 2019 ile 2023 yılları arasında yapılan araştırmalar, "Tatmin edici ve mutlu bir yaşam için evliliğin gerekli olmadığını" düşünen kadınların oranının kısa sürede %31’den %48’e yükseldiğini gösterdi.
Yani neredeyse her iki kadından biri artık mutlu bir hayatın anahtarını evlilikte görmüyor.
Diğer taraftan araştırma şirketi IFS’in güncel anket verileri, erkeklerin evlilik kurumuna karşı kadınlara kıyasla çok daha olumlu bir tutum sergilediğini ortaya koyuyor.
Genç erkeklerin %68’i gelecekte evlenmek istediğini açıkça ifade ederken, evlilik fikrini tamamen reddeden ve kapıyı kapatan erkeklerin oranı ise yalnızca %11 seviyesinde kalıyor.
BU DEĞİŞİMİN ARKASINDA NE VAR?
Sosyologlar ve araştırmacılar, kadınların evliliğe olan ilgisinin azalmasını ve iki cinsiyet arasındaki bu fikir ayrılığını yaşam önceliklerindeki farklılaşmaya bağlıyor. Kadınların finansal özgürlüklerini kazanması ve kariyer hedeflerini hayatın merkezine koyması, evliliği bir zorunluluk olmaktan çıkarıp bir seçenek haline getiriyor. Aynı zamanda mutlu ve tatmin edici bir yaşamın nasıl tanımlandığına ilişkin görüşlerin değişmesi de bu tabloyu doğrudan şekillendiriyor.
















































































































































