Aşıkoğlu: 2 statüko da yıkıldı… Vizyon 2035 için doğru zaman

Haber Kıbrıs’a konuşan Ekonomi ve Enerji Bakanlığı Müsteşarı Şahap Aşıkoğlu, neden “Vizyon 2035” hazırladıklarını anlattı

ads
16/02/2020

ads
ads
Aşıkoğlu: 2 statüko da yıkıldı… Vizyon 2035 için doğru zaman
ads

SAĞCILARIN DA SOLCULARIN DA STATÜKOSU YIKILDI... “Sağcıların ‘Türkiye’den para gelsin, biz de yiyelim’ statükosu da, solcuların ‘Adada bir anlaşma olacak, çözüm olacak ve AB verecek parayı, zengin olacağız’ statükosu da geçerliliğini yitirdi. İki statükoda da ‘Bir yerlerden para gelecek ve biz de onu yiyeceğiz’ ana fikirdir. Bunun artık yürümeyeceği ortadadır. İki statüko yıkıldığı için bizim Türkiye’den artık kolay kolay para gelmeyeceğini anlamamız lazım. İşte bu noktada bir vizyona ihtiyacımız bulunmaktadır.”

 ‘VİZYON 2035’ İÇİN 180 KURUMLA ÇALIŞTIK... “Şu an bizim yapmamız gereken; kendi ayaklarımız üzerinde durabileceğimiz yapıyı oluşturmaktır. ‘Vizyon 2035’ için 180 kurumla çalıştık ve bize bu konuda AB de yardımcı oluyor. Bu planı çalıştık, daha sonra bunu kamuoyu ile paylaştık. Şimdi stratejiler belli oldu. Haziran ayına kadar da bunların stratejileri yazılacak. Vizyon 2035 diyor ki; biz pastayı büyütmeliyiz. Pastayı büyütmek için de önceliklerimizi belirlemeliyiz. Tarım, turizm, bilişim mi? Nedir olacak olan?”

SEÇİM ZAMANI SİYASETİN ZAYIF ZAMANIDIR… “Seçimleri araç olarak kullanan bir sistem yarattık. Her seçimde toplumun belli kesimleri devletin alması gereken avantajları koparıp devletten aldı. Bunu kimisi, yüksek maaş olarak aldı. Kimisi sektöre destek olarak aldı. Kimisi yüksek kâr payı olarak aldı. Kimisi genç yaşta emeklilikle aldı. Devletin alması gereken ve güçlenmesi gereken avantajları dağıttık. Ondan dolayıdır ki sistemde bulunan basın da bunun içindedir, bazı çıkar grupları, her fırsatı seçime götürüyor. Çünkü seçim zamanı siyasetin zayıf zamanıdır.”

   Haber Kıbrıs’ın “Ekonomiye Yön Verenler” dizisine konuşan Ekonomi ve Enerji Bakanlığı Müsteşarı Şahap Aşıkoğlu, istikrarlı büyümeyi sağlaması hedeflenen, ekonomik planlamaya geçiş için bakanlığının hazırladığı "Vizyon 2035" projesi hakkında bilgi verdi.

    Şahap Aşıkoğlu, bugüne kadar “Ben ekonomiyi nasıl büyütürüm?” sorusunun sorulmadığını, bağımlı bir ekonomimin tercih edildiğini belirterek, ada ülkelerinde kaynaklar kısıtlı olduğu için bağımlılığın tamamen ortadan kaldırılamayacağını ama minimize edilebileceğini vurguladı.

   Ülkede hem sağ statükonun hem de sol statükonun yıkıldığını belirten Aşıkoğlu, sağ statükonun “Türkiye’den para gelsin, biz de yiyelim” anlayışının sürdürülemeyeceğinin anlaşıldığını, solcuların statükosu; “Adada bir anlaşma olacak, çözüm olacak ve AB verecek parayı, zengin olacağız” düşüncesinin de yakın zamanda bir geçerliliği olmadığının görüldüğünü kaydetti.

   Türkiye’nin de ciddi sıkıntıları olduğunu ifade den Aşıkoğlu, artık Türkiye’den artık kolay kolay para gelmeyeceğinin anlaşılması gerektiğini vurguladı. “Gelecek de yiyelim” anlayışı geçerliliğini yitirmeye başladığı için artık bir vizyona ihtiyaç duyulduğunu belirten Aşıkoğlu, Ekonomi ve Enerji Bakanlığı'nın istikrarlı büyümeyi sağlayacak ekonomik planlamaya geçiş için hazırladığı “Vizyon 2035”in buna cevap olduğunu vurguladı. Vizyon 2035’in pastayı büyütmeyi hedeflediğini, bunun için de önceliklerimizi belirlemek gerektiğini kaydeden Şahap Aşıkoğlu, bu konuda ciddi çalışmalar yaptıklarını 180 kurum ile toplantı yaptıklarını ve Avrupa Birliği’nden katkı aldıklarını vurguladı.

     Şahap Aşıkoğlu, “Ekonomiye Yön Verenler” dizisinde Selda İçer ile Ali Baturay’ın sorularına şu cevapları verdi:

“Ülkede hem sağcıların hem de  solcuların statükosu var”

SORU: Vizyon 2035 nedir?

AŞIKOĞLU: M.Ö 300 yılına kadar bu ada hep ana karalar tarafından yönetildi ve bu hep böyle gidecek. Çünkü siz küçük bir ada ülkesisiniz ve kaynaklarınız kısıtlı. Mısır’ın hakim olduğu dönemlerde oradan para gelirdi, Anadolu hakimdi oradan geldi, İngiliz hakimdi ondan geldi, yeniden Anadolu hakimdi ondan geldi. Bu böyledir. Bizim yapmadığımız şey şu; “Ben ekonomiyi nasıl büyütürüm” sorusunu sormadık. 1974’den bu yana bunu da neden yapmadık. Çünkü, ülkede iki adet statüko var. Birincisi, sağcıların statükosu. Bu nedir? “Türkiye’den para gelsin. Biz de yiyelim.” Bu statüko ile biz bugüne kadar yaşadık.

    Solcuların statükosu nedir? “Adada bir anlaşma olacak, çözüm olacak ve AB verecek parayı, zengin olacağız.” İki statüko da şunu gösteriyor bizlere: Bir yerlerden para gelecek ve biz de onu yiyeceğiz. Şimdi esas mesele; “Türkiye’den para gelsin ve yiyelim statükosu” sallanır ve neredeyse çöktü. Neden? Çünkü Türkiye’nin de sorunları var, savaştadır, para veremiyor. Varken verirdi ama şimdi yok. Dolayısıyla birinci statüko yıkıldı. İkinci statüko da Crans Montana’da yıkıldı. Çözüm olmayacağı belli, çünkü işin içine enerji devleri geldi. Orada bir paylaşım var. Eskiden adada, Rum ile Türkü anlaştırmaya çalışırlardı şimdi ise, İsrail’i, Rusya’yı anlaştırıyorlar Güney’de. Çözüm meselesi bitti kısaca.

 “Türkiye’den artık kolay kolay para gelmeyeceğini anlamamız lazım”

    Şu an dünyanın başı Kıbrıs sorunundan dolayı ağrımaz. Bölgede zaten birçok yangın, sorun var, onlarla ilgilenilir. Seni de oyalarlar, çünkü burada bir sorun görmüyorlar baktıkları zaman. Neden seni birleştirsin de ateş ile barutu iç içe koysun? Dolayısıyla bu iki statüko yıkıldığı için bizim Türkiye’den artık kolay kolay para gelmeyeceğini anlamamız lazım. Kıbrıs’ta anlaşma olmayacağını bilmemiz gerekiyor. Ne yapacağız peki? İşte bu noktada bir vizyona ihtiyacımız bulunmaktadır.

   Ekonomik olarak artık bir yerlerden para gelmeyecekse ve o alıştığımız milattan önce 300 yılından bu tarafa alıştığımız, genlerimizde var olan “gelecek de yiyelim” bittiğine göre ne yapacağız? Ekonomi ve Enerji Bakanlığı'nın istikrarlı büyümeyi sağlayacak ekonomik planlamaya geçiş için hazırladığı

Vizyon 2035 buna cevaptır. Vizyon 2035 diyor ki; biz pastayı büyütmeliyiz. Pastayı büyütmek için de önceliklerimizi belirlemeliyiz. Tarım, turizm, bilişim mi? Nedir olacak olan? Örneğin turizmde karar verdiysek, turizm gelirlerini yüzde 30 artıracaksak, hedef koyduysak bu devletin önüne, tarım bakanlığı ne yapmalıdır? Başbakanlık ne yapmalıdır? Eğitim Bakanlığı ne yapmalıdır? İçişleri Bakanlığı ne yapmalıdır? Bunlar hep olacak. Biz şimdi 180 kurum ile toplantı yaptık.

 “Vizyon 2035 için 180 kurumla çalıştık ve AB’den yarım aldık”

SORU: Neden bu planlamayı siz yapıyorsunuz?

AŞIKOĞLU: Çünkü, ekonominin planlanması denen bir şey var bu ülkede. Bugüne kadar bu yapılmadı. Sanayi arsası dağıttık. Bir de ticarette ithalat, ihracat izni verdik. Başka da bir şey yapmadık bugüne kadar. Bu zaten olması gerekendir. Ekonomi Bakanlığı’nın görevi, ekonomiyi planlamaktır.

   Ekonomi Bakanlığı, ekonominin nereden gittiğini, nasıl gittiğini DPÖ ile beraber, DPÖ’den veriler alarak politika belirler. Esas işi budur. Şu an bizim yaptığımız kendi ayaklarımız üzerinde durabileceğimiz yapıyı oluşturmaktır. Biz 180 kurumla çalıştık ve bize bu konuda AB yardımcı oluyor. Bu planı çalıştık, daha sonra bunu kamuoyu ile paylaştık. Şimdi stratejiler belli oldu. Haziran ayına kadar da bunların stratejileri yazılacak.

 “Devletin önünde ilk kez bir plan olacak”

    Dolayısıyla, devletin önüne haziran ayında bir plan koyacağız. Cumhuriyet Meclisi’nden geçmiş, Bakanlar Kurulu’ndan geçmiş, Türkiye ile anlaşılmış bir plan koyacağız ortaya. Hatta bu, TC-KKTC Protokolü’ne girdi, hatta uygulamasını da oraya koyuyoruz. Dolayısıyla bu, pastayı nasıl büyüteceğimizin planı oluyor. Devletin önünde ilk kez bir planı oluyor. Bu nedenle önemlidir.

    Bağımlılığımızı minimuma indiriyoruz. Asla bunu ortadan kaldıramayız, çünkü biz bir ada ülkesiyiz. Eğer ekonomiyi doğru şekilde planlarsak, doğru yerlerde büyütebilirsek biz 5 yıl içerisinde Türkiye’ye olan borçlarımızı ödemeye başlarız. Bu kadar net söylüyorum. Türkiye’ye olan borçlarımızı da öderiz, ekonomiyi de büyütürüz.

 “İki statüko da yıkıldı, siyasetçilerin yeni bir şeylere ihtiyacı var”

SORU: Tüm bu çalışmalar olası bir hükümet değişikliği sonrası gelip yine siyasete takılmaz mı?

AŞIKOĞLU: Ben o konuda iyimserim. Neden iyimserim? Güvendiğim bir konu var. O da nedir? Zamanlama… Zamanlama, bir projenin olabilirliği ile olamazlığı arasındaki en ciddi faktördür. İki statüko da yıkıldı. Sağ kesim de diyemeyecek “iktidara geleyim de ortadan kaldırayım”, sol kesim de diyemeyecek. Kimsenin elinde söyleyecek bir şey kalmadı. O nedenle diyorum ki şu andaki bu vizyon

“Ya şimdi ya hiç…” İki statüko da yıkıldı, siyasetçilerin yeni bir şeylere ihtiyacı var. Türkiye’nin de yeni bir şeye ihtiyacı var. Bu proje şu anda uygulanabilir ama 35 yılı içinde değil.

   2035’in içinde bir yıllık plan var. Yani “seneye ne yapacağız?” var. 3 yıllık plan var. 3 sene sonra ne olacak var. 5 yıllık var, 10 yıllık var, 15 yıllık var… İçerisinde 5 plan var. Biz eğer haziran ayında bu çalışmayı tamamlarsak, 2021’de en kötü ihtimalle başlayacağız uygulamaya.

 “2021’in sonuna kadar 30 şirket kurulmalı”

   Göstergeler koyduk. Örneğin, ben dedim ki “ekonomi büyüyecek…” Ekonominin büyümesinin göstergesi nedir? İşletmelerin sayısının artması veya girişimcinin sayısının artması. Şu anda diyelim ki ayda 10 adet şirket kurulur. Biz istiyoruz ki 2021’in sonuna kadar 30 şirket kurulsun. 2021 sonunda bakılacak. 30 şirket kuruldu mu? Kuruldu... Hedefe ulaşıldı, devam edelim.

   Baktım da olmadı, o zaman Ekonomi Bakanı’na sorulacak. Neden kurulmadı? Türkiye de, AB de soracak bu soruyu. O nedenle bu, yeni gelen bakan için de bürokrat için de iyidir. Biri gelip de kendisinden bir şey talep ettiğinde “kusura bakma bu programa uymaz” diyebilecek. Talepleri minimize edecek, “bitecek” diyemeyiz. Herkes burada ne yapacağını bilecek. Başbakan da bakanlardan hesap soracak, görevlerini, hedeflerini neden yerine getiremediğinin hesabını sorabilecek, gerekirse de hedefe ulaşamazsa görevden alabilecektir. Tüm kesimler muhalefet de iktidar da bu projeyi çok olumlu karşılamaktadır.    

 “Seçim zamanı, siyasetin zayıf zamanıdır”

SORU: Yani siyaset artık böyle gitmeyecek mi?

AŞIKOĞLU: Evet öyle… Çok net şunu söyleyeyim; seçimleri araç olarak kullanan bir sistem yarattık. Her seçimde toplumun belli kesimleri devletin alması gereken avantajları koparıp devletten aldı. Bunu kimisi, yüksek maaş olarak aldı. Kimisi sektöre destek olarak aldı. Kimisi yüksek kâr payı olarak aldı. Kimisi genç yaşta emeklilikle aldı.

    Devletin alması gereken ve güçlenmesi gereken avantajları dağıttık. Ondan dolayıdır ki sistemde bulunan basın da bunun içindedir, bazı çıkar grupları, her fırsatı seçime götürüyor. Çünkü seçim zamanı siyasetin zayıf zamanıdır. Sağcısı da solcusu da vatanseveri de komünisti de bu gruplara dağıtmak zorunda hisseder kendisini. Dolayısıyla, seçim zamanları siyasetin zayıf anıdır. Bu zamanda da devletin alması gereken faydaları, kazançları dağıtırlar. Bu çok yanlıştır ve eğer böyle devam ederse ki edemez artık iki statüko da çöktü çünkü. 

 “Tam bir dönüşüm noktasındayız”

   Eğer siyaset böyle gidecekse, bizim artık başkanlık sistemini ciddi ciddi düşünmemiz gerekiyor. Ben bir daha söylüyorum; siyasetin böyle gidemeyeceğini düşünüyorum. Çünkü iki statüko birden çöktü. Herkes bundan sonrasını düşünmek zorundadır. Tam bir dönüşüm noktasındayız. Ya ekonomik olarak kendi ayaklarımız üzerinde duracak bir sitem yaratırız, ya da yaratamayız ama eskisi gibi olamayacağımız kesindir. Artık siyasette vererek seçilme devri kapandı.

16/02/2020 12:59
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: Aşıkoğlu: 2 statüko da yıkıldı… Vizyon 2035 için doğru zaman, haber kibris, selda içel, ali baturay, şahap aşıkoğlu, haberkıbrıs, ekonomiye yön verenler,
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.