Aslında yangın tecrübemiz var, sorunumuz ders çıkarmamaktır, tedbirsizliktir, sorumsuzluktur

ads ads ads ads
26/06/2022

ads
ads
Aslında yangın tecrübemiz var, sorunumuz ders çıkarmamaktır, tedbirsizliktir, sorumsuzluktur - Ali Baturay Yazdı

Ali Baturay Ali Baturay


   Ülke halkının çok zor günlerden geçtiği bir döneme denk geldi, Mersinlik, Topçuköy, Ardahan, Kantara bölgelerindeki büyük yangın.

    Büyük ekonomik kriz ve kötü yönetim nedeniyle ülke tarihinin en zor günlerini yaşayan bu halk, tarihinin en büyük orman yangınıyla da karşılaştı.

    Dört gün süren yangın vesilesiyle hükümetin, ilgili birimlerin ve halkımızın gelecekte kendimize çekidüzen vermemizi sağlayacak büyük tecrübeler edindiği söyleniyor…

    Öyle mi gerçekten, tecrübe edindik mi, dersler çıkardık mı? Gerçekten böyleyse bile bunun bedeli çok ağır oldu. Geriye dönüşü imkânsız çok ciddi kayıplarımız var ve yeniden yaratılması çok uzun yıllar alacak…

     Bu yangından ders çıkaracağımıza, yaşadığımız acı tecrübeden dolayı ciddi tedbirler alacağımıza toplumun çok büyük bir bölümü inanmıyor.

    Aslında bu büyük yangına gelene kadar onlarca yangın çıktı bu ülkede ve çoktan tedbirlerimizi almış olmamız gerekiyordu.

     Biz aslında yangınlarla tecrübe edinmiş bir halkız, bizim sorunumuz yaşadıklarımızdan ders çıkarmamaktır, bizim sorunumuz tedbirsizliktir, sorumsuzluktur.

     Şu ortaya çıktı ki; yangınlara tedbir almakta yetersiziz, yangın çıktığında çabuk müdahale edemiyor, bazı kararları almada tereddütlü davranıyoruz, yangın büyüyüp de müdahalesi zorlaşınca da tam dağılıyoruz…

     Yangını söndürmek için çok büyük emek verilmesine, dayanışmaya, seferberliğe rağmen, muhtemelen yağmur imdadımıza yetişmese dört günle bitmeyecekti bu felaket…

     O kadar tuhafız ki meselenin esasını, yangının nasıl çıktığını, nasıl büyüdüğünü, nasıl bizi yendiğini, nasıl söndürmeye muvaffak olamadığımızı tartışacağımıza, yağmur üstünden “inançlı”- “inançsız” tartışması yaptık…

     Yangının söndürülmesinde tanrı mı yardım etti bize, tabiat ana mı? Yağmur bir rastlantı mıydı, yoksa zaten yağacağı çok önceden mi belliydi? Ne tuhaf tartışmalar bunlar böyle…

     Hem inançlı olanlara hem de ateistlere saygı duyarım, nasıl huzurlu olacaklarsa onu tercih etsinler, herkes kendi aklından memnundur, bizim bunlara karışma hakkımız yoktur ama ne isterse olsun, krizlere, tehlikelere, olası felaketlere karşı tedbirli olmayanı, önlemlerini almayanı, bilinçlenmeyeni hiçbir güç koruyamaz.

    Evet, yangını söndürmek için büyük mücadele verirken ve o ekipler oldukça da yorulmuşken yağmur mucize etkisi yaptı, herkesi mutlu etti, insanlar gözyaşlarına hâkim olamadı… Bu mutluluğu, bu huzuru herkes yaşadı ama orada bitmesi lazım, bunu abartıp da üzerinden kavga etmek anlamsız.

     Meteoroloji Dairesi, zaten önceden bu tarihte yağmur öngörmüştü, yani yangın olsa da olmasa da o yağmur yağacaktı. İyi ki de yangına denk geldi, iyi ki de Meteoroloji Dairesi’nin tahmini tuttu…

      Unutmayın ki yağmur gelene kadar yangın dört gün sürdü. Yağmur bizi “zararın neresinden dönsen kârdır” misali kurtarmış oldu. Dört günde kaybettiklerimize bir bakın lütfen, kaybımız çok büyük…

     Bu ülkede başımıza ne geldiyse kadercilikten gelmedi mi? Uğraşacağımıza, tedbirlerimizi alacağımıza, denetimden ve bilimsellikten şaşmayacağımıza, tam tersini yapıyor, kılımızı kıpırdatmıyor, sonra da başımıza gelen her kötü olayda “alın yazısı”, “kaderimiz buymuş”, “mukadderat” deyip işin içinden sıyrılmaya çalışıyoruz.

     Hayır efendim, yaşadığımız ekonomik kriz, kötü yönetim nedeniyle kurumların batması, trafikteki ölümler, ölümlü iş kazaları ve iş yaşamındaki diğer sorunlar, çevre katliamları, kamudaki verimsizlik takdiriilahî değildir, insan zafiyetidir.

     İnançlı insanlar için söyleyeyim, insan hatalarının, insan zafiyetlerinin, insan beceriksizliklerinin, insan istismarlarının yarattığı sorunları; “ezeli takdir”, “yazgı”, “kader”, “takdiriilahî” diye değerlendirmek dine de uygun değildir, o inandığınız tanrıya saygısızlıktır diye düşünüyorum…  

      Mucizelere bel bağlamak da kurtarmaz kimseyi; mucize dediğiniz şey binde bir olur. O yüzden kendi başarısızlıklarını örtmek isteyenlerin, inançlı- ateist tartışması açması, mucizelere övgü yapması, boş konuşmaktan, hedef şaşırtmaya çalışmaktan başka bir şey değildir.

    Boş işleri bırakıp, şimdi yangınla ilgili çok kapsamlı bir rapor hazırlama, bu yangından da hareketle tüm eksikliklerimizi tespit etme ve giderme, hataları düzeltme, özellikle de Orman Dairesi’ni personel, araç gereç ve organizasyon bakımından yeniden oluşturma zamanıdır.

     Ayrı bir parantez açayım; tabii ki orman arazilerini, orman arazileri içindeki binacıkları, gözetleme evlerini birilerine peşkeş çekmeye de son verilmelidir…

     1995 büyük yangınından ve ondan sonra çıkmış onlarca orman yangınından ders alamayan, mesela Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ndeki yangının yaralarını halen saramayan, yanan servisleri halen istenen seviyeye getirmeyen ve o yangına neden olan şeyleri halen düzeltemeyen zihniyetten, bu büyük yangından ders çıkarmasını bekliyoruz. Hade bakalım, bu defa olacak mı? Bugüne kadar yaptıkları yapacaklarının garantisiyse yandık ki ne yandık, halimiz duman…

DİĞER YAZILARI
26/06/2022 23:24
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: Aslında yangın tecrübemiz var, sorunumuz ders çıkarmamaktır, tedbirsizliktir, sorumsuzluktur
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.