Aybike Yektaoğlu yazdı: Değersiz toplum

Aybike Yektaoğlu'nun kaleminden...

ads
ads
07/12/2019
HK

ads ads
Aybike Yektaoğlu yazdı: Değersiz toplum

Artık yok etmeyi, yok etmeye çalışmayı veya hiçleştirmeyi en derinine kadar hisseden kişiliklerin çoğunlukta olduğu ortamlarda yaşıyoruz. Kendi değersiz mutluluklarımızda karşımızdakileri boğmaya çalışıyoruz. Ama boğarken asıl boğulanın kendimiz olduğunun farkına dahi varmıyoruz. Aslında her yapılanı hiçleştirme güdüsünden bir saniye dahi kurtulamayan bireylerin çokca türediği ortamların içerisinde azalarak çoğalıyoruz. Çünkü çoklukta görünememe korkusu aldı başını gidiyor ve bu da bireysellik veya yüzeysellik olarak çoğalmamızı sağlıyor. “Yok olmak”, kendi kendimize, tırnaklarımızla kazıyarak yarattığımız bir şey.

Çok yakın bir zamanda, bundan 15-20 yıl önce “tükendik, yok oluyoruz” dedik. Toplum olarak hareket ederek, dönemi doğru tahlil ederek kendi kendimizi tekrardan var ettik. Kendi kararlarımız ile yok oluruz, kendi kararlarımız ile var oluruz. Dıştan etkenler bu işi yalnızca hızlandırır, yavaşlatır veya kullanır. Ama o başlangıcı bireyler veya toplumlar kendileri oluşturur. Bütün mesele de bu değil miydi? Adı “Toplumsal Varoluş” olan kitlesel katılımlı, zamanın en büyük ekip çalışması? O zaman “toplumsal yokoluş” da yine aynı ortamda yer alan bireyler ile gerçekleşir, hem de görünmeyen bir ekip çalışması ile.

Ekonomik olarak “kalkınma”mız gerektiği konusunda yazıyoruz, çiziyoruz veya konuşuyoruz. Ama tartışmıyoruz ve uygulamıyoruz. Karşılıklı olarak toplumu da içine katan bir ortam yaratma çabasından noksan hareket ediyoruz. Kendimizce yanlış veya kendimizce doğrumuzu “monolog”laştırıp, kaliteli, altı dolu ve pratik deneyimleri göz ardı eden bir ortam oluşturuyoruz. Bu yüzden de her tarafa savruluyoruz ve aynileşiyoruz. İşte “hepsi ayni” buradan geliyor. Bir değersizleştirme hali. Ama bu değersizleştirme haline düşmeyi, topluma kendi elleri ile teslim eden bireyler birer birer bu toplulukları oluşturuyor. Tüm sivil toplum örgütlerini, tüm siyasi partileri, her oluşumu aynileştiriyoruz. Aslında herşeyi kendi çabamızla tıkıyoruz ve sistemin yarattığı hantallıkta dünya ile yarışmaya çalışıyoruz. Gelecek için çok güzel cümleler kurup, olmayınca, yapamayınca, gerçekleştiremeyince de tüm suçu sisteme atıyoruz. Sistemi oluşturanlar kim? Yine biz.

Yapılanı takdir etme konusunda çok zorlanıyoruz. Ya iyi yapılanı taklit ediyoruz, ya da olumsuz nitelemelerle hiçleştiriyoruz. Hırsımız her zaman başkalarına oluyor, kendimize değil. BENcillik ise hat safhada. İşte o yüzden toplum olarak talep ettiğimiz birçok şeyden bıkkınlık noktasına geldik. Çünkü bireyselliğin ve benciliğin doruk dönemini yaşarken, suçu “öteki”ne atıyoruz. Bu yaşadığımız olumsuzlukların en tepe noktasında var olan devleti, kurum kuruluşları, bunlara bağlı olan herşeyi suçluyoruz. Aslında bu kavramları oluşturan bireylerin biz olduğunu unutarak.

Kimse bize istemediğimiz birşeyi iyi veya kötü olsun yaptıramaz. Var olmak veya yok olmak yalnızca bizim elimizdedir. Bir toplum düşünün birlik olunca neler yaratabileceğini birçok kez deneyimlemiş. Geçtiğimiz yıllara dönüp bir baktığımızda dünya kadar olumlu örnek bir çırpıda yazılabilir. Teknolojik olarak dünya ile bağlantıda yaşadığımız bir yüzyılda, şikayet etmek, ötekileştirmek, katletmek çözüm değil. Çok zeki ve akıllı nesillerin yetiştiğini bir dönemde, yetişkinler bunu yeni nesle aslı açıklayamazlar. Şikayet ettiğimiz herşeyin kendimizde bittiğini idrak ettiğimiz takdirde, yeniden varolacağız. Sıkmamız lazım, acı çekmemiz gerekiyor. “BEN” kelimesini “BİZ” kelimesine döndürmemiz gerekiyor. Bunu en iyi deneyimlemiş toplumlardan biri olarak, tekrardan “BİZ” ve gelecek için çalışmamız lazım, konuşmamız lazım, deneyimlememiz lazım, birlikte çalışmayı, takdir etmeyi öğrenmemiz lazım. Çok çalışmamız lazım çooook.

07/12/2019 12:07
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: Aybike Yektaoğlu, haber, kıbrıs, kktc
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.