HABER KIBRIS

Ayrımcılık ciddi suçtur

ads
26/02/2018


Yusuf Kanlı


Her türlü yabancılaştırma, ayrımcılık, yabancılara yönelik reddedici davranışlar, her türlü nefret söylemi ciddi suçlardır. Hiçbir şekilde görmezden gelinmesi, hafife alınması mümkün değildir, olmamalıdır.

Bu gibi davranışlar ve daha kötüsü siyasilerin tavırları sadece kınanmayla geçiştirilecek durumlar da değildir. Bunlar insanlık suçlarıdır ve asla affedilmemeli, hafife alınmamalıdır.

Kimsenin, kendine benzemediği, rengi, dini, dili veya sosyal ya da etnik mensubiyeti değişik ya da cinsel tercihleri farklı diye kimseyi hor göremez, ayrıştıramaz, reddedici davranışlar içerisine giremez.

Herhangi bir kişi, sosyal veya siyasi grup bir diğer kişi veya grubu küçültücü, aşağılayıcı, ayrıştırıcı tarzda muamele edemez, saldırıda bulunamaz. Günümüzde bu gibi davranışlara ırkçılık ve hatta insanlığa karşı suç kategorisinde görülürler.

Günümüzde ırkçılık veya şoven davranışlar artık sadece ırksal ayrım yapmakla sınırlı değildir. Irksal olabileceği kadar dinsel, sosyal ve hatta cinsel ırkçılık da söz konusu olabilir. Her ne kadar bazı sosyal veya siyasi grupların ırkçı olduğu, ilerici ve hatta sol siyasi grupların bu hastalıktan muaf oldukları inancı oldukça yaygın olsa da maalesef bu doğru değildir. Kafatası ırkçılığı veya etnik ırkçılık ile cinsel tercihe bağlı dışlayıcılık sadece sağ ya da milliyetçi gruplara ait bir hastalık olarak görülse de Kıbrıs Türk solunda yaygın olarak görüldüğü gibi sosyal, yaşam tarzı ve hatta doğum yeri menşeli ırkçılık maalesef her grup ve katmanda görülebilmekte, toplumlarda ciddi sorunlar oluşturabilmektedir.

Tabii ki bu durum kabul edilemez. Irkçılığı, ötekileştirmeyi, reddetmeyi hangi sosyal grup yaparsa yapsın, asla kabul edilemez. Daha şık, sol söylem öğeleriyle süslü ve hatta nasıl bir yüz ifadesiyle söylendiği hiçbir fark yaratmaz. Maalesef Kıbrıs özelinde konuşacak olursak, her ne kadar “Dün gelen de bugün gelen de Türktür” mantalitesiyle baskın ana kara kültürüyle ada Türkünün asimilasyonunu, adalılık ruhunun berhava edilmesini mazur görebilmek mümkün değildir. Elbette Kıbrıs Türk kültür mirasının korunması önlemleri alınmalı, bu kültür korunmalıdır. Ancak, çoğunlukla başka çıkış noktası bulamadığından göç etmek zorunda kalan ve onlarca yıldır yeni bir hayat kurma çabasındaki insanları birkaç kişinin kabul edilemez hareketler içerisinde olması sebebiyle toptan reddetmek, yok görmek, dışlamak kabul edilemez ırkçı bir davranış olacaktır. Bu çerçevede söylemek gerekir ki her ne kadar sağ ve milliyetçi kesimler daha çok ırkçı olmakla itham edilseler de Kıbrıs özelinde maalesef kendini Rum milliyetçiliğiyle, Rum siyasetine teslimle özdeşleştiren Kıbrıs Türk solu çok daha ciddi bir hastalıklı ruh hali içerisindedir.

Meclis kürsüsünde, sarhoş bir şekilde, ırkçı bir söylemle nasıl vatandaş olduğu tartışmalı bir milletvekiline sataşmak, küfretmek, ırk temelli galiz ifadelerde bulunmak ırkçı davranışa örnek bir gelişme olmuştur. Diğer yandan, meclisin basılması ve anavatan olarak dahi görülse bile meclis binası düşmandan fethedilmiş gibi binanın tepesine Türk bayrağını yerleştirmek akılla, izanla izah edilmesi mümkün olmayan bir “fetih” fetişizmidir ki, o davranış da açık bir ırkçı tutumdur.

Kuzey Kıbrıs’ta bugün çok ciddi durumlar yaşanmaktadır. Rum kesimi ada münhasır ekonomik alanında bazı oldu bittiler yaratmaya kalkmış, cevabını almıştır. O konuda endişe yok. Türkiye ile Kıbrıs Türkünün yaşamsal dayanışması Kuzey Kıbrıs’ta kim iktidarda olursa olsun devam edecektir, kimse şüphe duymasın. Ancak, toplum katmanları arasındaki “Türkiyeli” ve “Kıbrıslı” ayrışması, ırkçı temelli, reddedici, dışlayıcı siyasi söylem ve davranışlar gerginlik yaratmakta, varoluşsal tehditler ortaya çıkarmaktadır. Kanımca Kıbrıs’taki Türk varlığının gerek “Kıbrıslı” öğesinin, gerekse de “Anadolu’dan gelen” kısmının artık ortak bir gelecek kurmak için özeleştiri yapmasının, birbirini kucaklamasının ve beraber ortak aydınlık bir geleceğe bakmasının zamanı gelmiş de geçmiştir. KKTC hükümetinin “Hataylılar Derneği” ve sair isimlerde kurulan ayrılıkçı ifadeler taşıyan yapılanmalara da “Hataylıları reddeden” Doğuş Derya mantalitesindeki nifak tohumlarına da net duruş sergilemesi zamanı çoktan gelmiştir. Ne “Hataylı” Anadolu’dan gelen Türkler Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Akıncıları”dır, ne de kendisine “Kıbrıslıtürk” diyen ve arada boşluk bırakmayınca sanki ayrı bir milletmiş gibi yapan küçük azınlık Kıbrıs Türkünü temsil etmektedir.

Bu ayrışma hem dün adaya yerleşen hem de bugün gelen Türkler için fecaat getirebilir. Bunu görmeli ve çıkıntılıkları artık törpülemeye başlamalıyız.

ads
Bu habere tepkiniz:
TAGS: Ayrımcılık ciddi suçtur, yusuf kanlı
MANŞETLER

HK Yusuf Kanlı

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems