Ayrışma noktasında muhasebe yapma ihtiyacı

ads
26/08/2019

ads

Cenk Uzunoğlu Cenk Uzunoğlu


Federasyon olmaz diyenlerin kendi içinde ayrışma ihtimali vardır.

Anlaşmasız yalnızca iki ayrı devlet diyenlerle, iş birliğine dayalı zemin arayışında çözüm ile AB çatısı altında iki ayrı devlet diyenler diye bir fay hattı oluşabilir.

Önümüzdeki seçimlerde sağda bir ayrışma noktası olarak kişisel egolarını da maskelemek niye aday olduklarını açıklamak adına bu ayrışmanın su yüzüne çıktığını görebiliriz.

AB çatısı altında iki ayrı devlet olabileceğine inananların beklentisi Rum’un eninde sonunda iki devletli çözümü görüşmeyi onurlu çıkış kapısı olarak göreceği yönündedir.

Bunu da Anastasiades’in su yüzüne çıkardığı görüşlerinin arkasında yatan sebeplere dayandırarak söylüyorlar.

İnanır ya da inanmazsınız ama Rum’un bu iddia edilen noktaya nasıl geleceği birbirini tetikleyecek varsayımlara ve hamlelere dayanıyor.

Sıralayalım.

Rum gazı çıkarsa da pazara ulaştırması için büyük bir yatırım yapılması gerekmektedir. Bunun karlı bir yatırım olarak geri dönüşü siyaset üstü ticari bir risktir. Siyaset ve ticaret arasında bir ikilemdir.

Bu realite ancak sağlam ve sürdürülebilir bir anlaşma ve Türkiye üzerinden gazı pazara ulaştırarak aşılabilir. En kolay ve hızlı yol budur. Kolektif aklın yolu budur. Ama tüm peygamberlerin indiği bu bölgede ara ki aklı bulasın.

Bugünkü konjonktürde bunu da yapmak istemiyorlar çünkü Erdoğan’ın liderliğindeki Türkiye’ye güvenmiyorlar.

Değişen konjonktürde bunun hayata geçmesi mümkündür ama bunun için de bir taraftan sahada çalışmalara devam edip diğer taraftan da zamana ihtiyaç vardır.

Bunun üzerine doğal gaz piyasasına yakın zamanda girecek olan çok daha az maliyetli gaz arzı beklentisi de vardır. Takip ediyorsanız bu yöndeki haberleri de okuyorsunuzdur.

Bundan dolayı hadi diyelim uzun vadeli düşünülüp yatırım yapılsa da satış fiyatı varsayımı son derece riskli bir proje ile karşı karşıyasınız. Rantabl bir yatırım olması için fiyat ile ilgili varsayımda yukarıya gidecek fazla bir alan kalmıyor.

Herhangi bir finansal yatırımın en önemli ilk iki unsuru olan yüksek maliyet ve pazardaki fiyatın arzdaki artıştan dolayı düşme ihtimalinin üzerine bir de çözümsüzlükten dolayı siyasi belirsizlik ekleniyor.

Bir işi yapmamak için daha kaç sebep olması lazım sorusunu eminim Kıbrıs sorununa vakıf olan olmayan birçok kişi soruyordur.

Tüm bu temel kritik faktörlere rağmen devam ediliyor çünkü gaz talebini yaratan ülkeler ellerinde Rusya’ya karşı olabildiğince farklı kaynak/ülke seçeneği olmasını istiyorlar. Onların derdi de ellerinde yeri geldiğinde fiyat gözetmeksizin fazla seçenek olması.

Bu senaryonun sürmesi için Rum liderin zaman çalarak umut vadetmesi gerekmektedir.

Uluslararası şirketlerin motivasyonunu üst seviyede tutmak için ciddi bir çaba harcanması gerekmektedir.

Bunun için Anastasiades güç örgüsünü oluşturmaya yönelik dost biriktirmeyi yapmaya çalışmaktadır.

Bu dost biriktirmenin yarattığı konjonktür içinde olan ülkeler bir taraftan ‘’bu kaynak elimizin altında olsun’’ derken diğer taraftan da ‘’bunun jandarmalığını da biz yapalım bize bir de üs verin’’ diye taleplerini de okumuşsunuzdur.

Sonunda bu gaz işi yaş çıkar ama üsleri vermiş olur duruma düşerse Rum tarafı şaşırmayın. Bu da büyük resimde gözlenmesi gereken noktalardan biridir.

Siyaset yapmak adına mantığa ve matematiğe dayalı ticari gerçekler bir süreliğine ertelenebilir.

Rum’un da sonunda AB çatısı altında iki ayrı devlete geleceği öngörüsüne inananlar ‘’matematiğin’’ şu an Rum tarafının siyasetine karşı bir noktada olduğunu düşünmektedir. Dayandıkları noktalardan biri bu.

***

Diğer bir iddia da Türkiye Rum’un da gaz bulduğu sahada hak iddia edip kendisi de ayni sahanın içinde arama ve çıkartma faaliyetinde bulunup kendi pazarına hemen aktarabileceği yönünde.

Rum ve diğer batı dünyası bunu hazmedebilir mi?

Zurnanın zort diyeceği yer burasıdır.

Bunu göze alacağını açıkça söylüyor Türk yetkililer.

Ha bir de Türkiye Rum’un benim diye iddia ettiği yerlerde ondan önce arama faaliyetlerine başlayıp gaz bulursa Rum toplumu için esas travma bu noktada başlayacak.

TC’nin ve bizim hükümet yetkililerinin Rum’un yaptığı arama ve sondaj çalışmalarının paylaşımının nasıl olacağı ve ayrı konuşulmasındaki ısrarlı rol çalma hamlesi buna yöneliktir.

Sen bulup vermezsen ben de ‘’çubuğu’’ gelip seninkinin yanına daldırıp ‘’kendi payıma düşeni kendim tayin edip kendim alırım’’ diyor Türkiye devleti. Sokak diliyle söylenen bu.

Tüm bunların paralelinde bir de Maraş’ı kendi idaremizde açıp mal mülk sahiplerine hadi buyurun bizim idaremizde işletin otellerinizi dersek.

Tüm bunların senkronize bir şekilde yürüdüğünü düşünürseniz.

Buna bir de Türkiye’nin ağırlığı olan ülkelerden tanınma yönünde hamleler gelirse.

Rum’un yerinde olsanız neyi düşünmeye başlarsınız?

Bu sorudan önce başka bir soru daha sormak lazım.

Bunların olma olasılığı ayağa düşmeden mi hareket edersiniz yoksa bunun bir de siyasi bedelini ödeyerek mi işi kotarmaya çalışırsınız?

Bizim tarafta bu olasılıkları dile getirenlere göre Anastasiades seçimini yaptığı için toplumunun önünde gitmeye çalışıyor.

İki devletli ya da merkezi zayıf konfederasyon konusunu bunun için konuşalım diyor.

Çok istediğinden değil.

Devleti paylaşmak istemediklerinin en tepedeki partiler üstü ortak küme olduğundan emin olduğu ve başka alternatif kalmadığından.

Bunu yıllarca rahmetli Denktaş söyledi, Türkiye’ye rağmen talep etti. KKTC’nin bugünkü statüsünün ötesine gidemedi. Ayni Denktaş, Türkiye olmadan AB ye girmememiz gerektiği öngörüsünde de bulunmuştu. Ama görülüyor ki, onun öncülüğünde atılan adımlar bugün gelinen noktada bir sonraki hedefin AB çatısı altında ayrı iki devlet hedefini mümkün kılabilir.

***

Şimdi konuya bu geniş çerçeveden bakarsanız Özersay-Tatar ikilisinin Türkiye ile yakın iş birliği içinde yapmak istediğini başkada bir şeye takılmadan sonuna kadar desteklemek mantıklı bir duruş değil mi?

Yoksa hala daha, banka hesap hareketlerine tatmin edici bir açıklama getiremeyen eski genel başkandan dolayı, bizimle kahve bile içmedi diye takılıp kalıp tavır koymak mı daha milli bir duruştur?

Yakındır tüm bunların muhasebesini yapıp bir karar vereceğiz.

‘’Niye Akıncı olmasın’’ derken yol haritasının da ne olduğunu sorgulayıp anlamakta ve bunu da kimin en iyi şekilde hayata geçirebileceğini iyice düşünmekte tam da bu günlerde fayda vardır.

26/08/2019 09:16
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: Ayrışma noktasında muhasebe yapma ihtiyacı, cenk uzunoğlu, haber, kıbrıs
MANŞETLER

HK Cenk Uzunoğlu

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.