Başbakan ile EL-SEN’in imzaladığı her iki anlaşma metninde de sorun var

ads ads ads
18/04/2022

ads
ads

Ali Baturay Ali Baturay


  Hükümet kanadında tuhaf şeyler olmaya devam ediyor…

  Tuhaf olduğu kadar da irite edici, insanda “yeter artık” diye bağırma hissi yaratan tartışmalara, gelişmelere tanıklık ediyoruz.

  Şimdi de Başbakanın, Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu Çalışanları Sendikası’yla (EL-SEN) imzaladığı anlaşma metinleri gündemde.

  Arka arkaya imzalanan iki metinle ilgili birçok soru geliyor akla, çünkü her iki metinde de yasaları göz ardı eden maddeler var.

  Başbakanla, EL-SEN’in imzaladığı ilk metin, iptal edilip, yenisi hazırlansa da tam bir fiyaskoydu.

  Evet iptal edildi ama medyaya sızdığı için iptal edildiği inanışı var.

  Neden fiyaskoydu? Çünkü Başbakan EL-SEN’in antetli kağıdına imza atmıştı.

  EL-SEN’in antetli kağıdının en altında yalnızca Başbakanın ve EL-SEN Başkanının imzaları yer alıyordu. (Enerjiden sorumlu bakan nerede, kurum yönetim kurulu başkanı nerede, kurum müdürü nerede?)

  Başbakan, başka kurumların başlıklı kâğıdına imza atmaz, atmamalı…

  Birinci metinde “Hakkında yasadışı şekilde dava okunan EL-SEN üyelerinin davalarının geri çekilmesi ve eylemlerimize katılan üyelerimize disiplin soruşturması açılmaması” diye bir ifade var.

   Başbakan bunun altına imza attı. Ne münasebet, dava okunan kişiler için Başbakandan onları kurtarmasını istemek? Ne münasebet Başbakanın yargıya müdahale etmesi?

   Ben her zaman sendikaları ve sendikal mücadeleyi destekleyen birisiyim ama bir sendikacı dava okunan kişi ya da kişiler için Başbakandan ya da başka bir devlet yetkilisinden yardım istemez, istememeli… Yargıya müdahale çağırmamalı…

  Her dava okunan kişi haksızdır veya suçlu çıkacak diye bir kural yoktur, yargıya düşmüş bir konu ya da kişi için yine yargı kuralları içinde mücadele edilir.

  Biz “siyasiler yargıya karışmasın, etki etmesin” derken, bunu bir anlaşma metni içinde talep etmek hiç doğru gelmedi bana.

  Başbakan da bunun altına imza attı; o metin iptal edilse de o imza atılmamalıydı oraya.

   Mecliste Başbakan diyor ki; “Farkındaydım aslında ama yine de imza attım. Basına sızmayacaktı, değiştirecektik…”

  Oradaki yanlışlığı fark etmişseniz imza atmayacaksınız, olmaz öyle şey…

  Sakın ola medyaya sızınca değişmek zorunda kalmış olmayasınız.

  Başbakan herkesi şok eden başka şeyler de söyledi Meclis’te…

  Tehdit edilmiş, “Teknecik’i kapatıp gidiyoruz” demişler ona, “elektrikler kesilecek, ülke karanlığa gömülecek” diye tehdit edilince, çaresiz o metni imzalamış…

 Sendikacılar, sendikal mücadele beni yanlış anlamasın ama “Tehdit” ne demek, “Teknecik’i kapatır giderim” ne demek? Kapatıp gitmek o kadar basit mi? Başbakana veya hükümete kızıp, halkı mı cezalandıracaksınız?

  EL-SEN ve de tüm sendikalar bilmelidir ki halkla birlikte yapılmayan, halkın olurunu almayan hiçbir eylem halktan destek görmez ve başarılı da olmaz…

  Bir Başbakan, Mecliste “aciz durumda kaldığı” için yanlış olduğunu bildiği bir metne imza attığını söylüyorsa vay halimize. Başbakan her tehdit edildiğinde yanlış işler yapar, istemediği imzalar atarsa bizi uçuruma sürükleyecek demektir.

  Sendika tehdit edebilir, bazı şartlar da ortaya koyabilir ama Başbakan her tehdide boyun eğip yanlış işler yapamaz…

  Yarın başka bir kurum ya da kurumlar başka tehditlerde bulunursa, onların da başlıklı kağıtlarına imza atacak, onların da “yargıya müdahale et” gibi tuhaf ve yasadışı taleplerine karşılık vermeye mi çalışacak?

   Bana göre imzalanan yeni metinde de yanlış bir madde var. Sendika doğrudan alımla iki jeneratör temin edilmesini istiyor, Başbakan da kabul ediyor.

   Peki ama azınlık hükümeti zamanı Ekonomi ve Enerji Bakanı, yüklü bedellerle ihalesiz işler, doğrudan alımlar yapıyor diye eleştirilmedi mi?

   Herkes bu yönüyle yerden yere vurmadı mı Erhan Arıklı’yı?

   Yüksek rakamlı alımların yasal olarak ihaleye çıkılması gerektiği söylenmedi mi, defalarca hatırlatılmadı mı?  

  Hem Arıklı’nın hem de KIB-TEK Yönetim Kurulu’nun suç işlediği, soruşturma açılması gerektiği vurgulanmadı mı? Yüksek bedelli alımlar için ihaleye çıkılması yasal zorunluluk olarak konurken bunun bir nedeni vardır değil mi?

   Şimdi nasıl olur da bir sendika böyle bir talepte bulunur, nasıl olur da bir Başbakan bunu kabul eder?

  “Zamanla yarışıyoruz, kaybedecek zaman yok, durum acil” denilebilir ama zamansızlık ya da acillik durumu, yasaları ihlal etme hakkı vermez kimseye.

   Bunu sendikanın talep etmemesi, Başbakanın da kabul etmemesi gerekirdi.

   Hak ararken de hak verirken de elmalarla armutları karıştırmamalı, yasallıktan taviz verilmemeli.

   Buradaki bir dizi yanlıştan sonra, “Bu anlaşmayı neden enerjiden sorumlu bakan değil de Başbakan imzaladı?” sorusu gelince söylenen sözler yine herkesi şok etti.

   Başbakan, Maliye Bakanı’na ulaşılamadığı için anlaşma metnine kendisinin imza attığını söylerken, kürsüye çıkan Maliye Bakanı, Başbakanın yanlış bilgilendirildiğini, kendisine ulaşıldığını ama bu metne imza atmayı uygun bulmadığını söyledi.

   Birkaç kişi “Maliye Bakanına ulaşılamadığını” kanıtlamaya çalıştı canla başla, üstlerine vazife edindi bunu…

   Maliye Bakanı ise o kişilerden değil, başka iki kişiden öğrendiğini, o kişilerin ise “KIB-TEK Genel Müdürü ve Müdür Muavini” olduğunu yazılı olarak açıkladı.

   Kimse bana Başbakan ile Maliye Bakanının arasının açık olmadığını, sorunları bulunmadığını söylemesin, çünkü bu çok açık anlaşılabiliyor. Neredeyse her konuda ters düşüyorlar.

    Ha, bu arada Başbakanlık başlıklı ikinci metne KIB-TEK Yönetim Kurulu Başkanının ve KIB-TEK Genel Müdürünün imzaları da var; Başbakanın ve EL-SEN Başkanının imzalarının yanı sıra…

    Keşke ilk metne imza atmadan bunlar düşünülseydi, çünkü hükümet etmek, devlet işi yapmak basit bir iş değildir. Bizim ülkemizde basite indirgeniyor ama devlet olduğunuz iddiasındaysanız ona göre davranacaksınız…

    Bu arada ikinci metnin ilk maddesinde sendikanın astronomik zamlı elektrik fiyatlarına indirim yapılmaması isteği var; “Maliyetin altında satış yapılmasın” deniyor.

    Peki hane halkının ve işyerlerinin bu rakamları nasıl ödeyeceği konusunda bir öneriniz var mı?

    Siz sendika olarak bu kurumu düşünüyor, seviyorsunuz da bu halk sevmiyor, istemiyor mu?    

    Geçmişin hatalarının bedelini halka ödetmek adaletli bir tutum mudur? Bir öneriniz yok mu bu konuda, “ödesinler” demek kolay…

    Kıbrıs Türkü, EL-SEN kadar, KIB-TEK çalışanları kadar KIB-TEK’i seviyor, koruyor ama ödenmesi mümkün olmayan rakamlar var, bunu da siz anlayın… Ödenemeyecek bu paralar, toplayamayacaksınız, işletmeler batacak, ülke için daha iyi mi olacak?

    Kurumu birileri batırırken, bu duruma getirirken EL-SEN neden dünyayı başlarına yıkmadı, neden o zaman gücünü göstermedi? İndirim yapılmasın, maliyetten satılsın ve doğrudan alımla jeneratör alınsın diye verdikleri mücadeleyi keşke kurumu siyasiler batırırken gösterselerdi.

    Dost acı söyler ve bazılarının bunu EL-SEN’e söylemesi lazım. Eğer halkın desteğini istiyorsanız, kurumu ayakta tutmaya çalışırken, halkı göz ardı etmemeniz gerekir. Yine söyleyeyim, “halk yanımızda” demekle halk yanınızda olmaz, halkın gerçekten desteğini almalısınız.

    Ben o sendika düşmanı tiplerden değilim, onların düşmanlığına alışıp, gelen eleştirileri göz ardı etmeyin, ben sendikaları seven ve onlara ihtiyaç olduğunu düşünen birisi olarak size gerçekleri söylüyorum, farkında olmayabilirsiniz ama en iyimser kişilerin gözünde bile EL-SEN süratle antipatik oluyor…

DİĞER YAZILARI
18/04/2022 23:21
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: Başbakan ile EL-SEN’in imzaladığı her iki anlaşma metninde de sorun var
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.