Belirsizlik

ads
09/01/2021

ads

Aybike Yektaoğlu Aybike Yektaoğlu


Çok küçük ve tanınmamış bir ada ülkesinin yarısında doğmak, yaşamak, işlemek ve hayat sürdürmek kadar yorucu bir şey daha olamaz. Sürekli arafta olan bir halk. Hem de hiç bitmeyecekmiş gibi.

İlk ve orta eğitimi tamamlayıp üniversiteyi yurtdışında bitirip ülkeye döndüğünüzde, okurken hayalini kurduklarınızın küçük bir kısmını dahi yapabiliyorsanız, kendinizi şanslılar sınıfına koyabilirsiniz.

Adada kalıp emek ve zanaat isteyen bir alanda kendinizi yetiştirmek istiyorsanız, toplumun büyük bir çoğunluğunun bu alanda oluşturduğu algıyı hiçbir şekilde kaale almadan yola devam etmelisiniz.

Hak, hukuk mücadelesi içerisinde bir topluluğun içindeyseniz ve o topluluk birlikse ne mutlu size. Aksi, kendi bireysel çıkarları için ortalığı yıkıp geçecek insanlar ile kendinizi mücadele içerisinde bulursunuz.

Bir yıl önce yolların düzensizliği, bozukluğu ve trafiğin denetimsizliği üzerine şikayet ederken, bir pandemi tüm dünyayı altüst ederek geliyorsa, tek derdiniz sağlık ve ekonomi olur. Yollar artık listenin sonlarına iner.

Bir doktor sosyal medyada COVİD-19 hastası, temaslısı üzerine isyan ediyorsa eğer, toplum olarak hapı yuttuk demektir.

Sosyal mecraların negatif yorumcu troller ile hayat bir o kadar daha zor ve çekilmez hale geliyor. Etik, sevgi, dayanışma diye bir ortam kalmadı. Başlık okuyarak veryansın eden bir toplum olduk. İçerik, detay, öğrenme, anlama, doğru tartışma ortamı diye bir şey yok. Hep isyan, hep şikayet ve bir sövme.

Ruhen yıpranmış bir toplum olsak da, yılların getirdiği arafta olma hali ile isyanımız daha da büyüyor. 2019 yılında dünyanın her yerine bir uçak mesafesindeyken, şimdi bir tarafımız duvar, üç yanımız deniz.

Sağlık mı? Her hükümet dönemi bir hastane yapılır, sistem değişir ve herşey düzelir! Ama bunu ne sağlık çalışanları ne toplum görür.

Ekonomi mi? Her hükümet dönemi planlar yapılır, alanlar araştırılır ama hükümetlerin ömürsüzlüğünden mi, ekonomiyi uçuracak! planların öngörüsüzlük ve uçukluğundan mı bilinmez, bir türlü uçamıyoruz.

Yüksek öğrenim, turizm ve inşaat. 2019 yılı sonuna kadar bu ülkenin ekonomideki en büyük paydaşları. 2021 ise bu alanlarda ekonomik olarak bir muamma içerisinde.

En büyük sorunlarımızdan biri günübirlik kararlar ile ülke yönetmeye çalışmamız ve sürekli kendimizi bir yerlere bağlamamız. Ya kuzeye ya güneye.

Gelişmiş ve öngörülü ülkelerde yürütme adına bir tek bakanlar veya cumhurbaşkanı yoktur. Altlarında çalışan muazzam ekipler vardır. Ülkeler 5-10 yıllık stratejik planlarını yaparken, beklenmedik durumlar için farklı senaryolar ve eylem planlarını da seneler öncesinden oluştururlar.

Biz mi? Eğitim bakanı bahar dönemine üniversitelerde yüz yüze eğitim derken, sağlık bakanı iç bulaşı nisanda bitireceğim diyor. Belli ki iki bakanın da bahar döneminin şubatta başladığından ve bu planlamanın eylül 2020 de hali hazırda yapılmış olması ve çoktan yürürlükte olması gerektiğinden haberleri yok. Maksat iş yapmış gibi görünmek.

Bugün yaz dönemi için çalışmaya başlasak ve 2-3 senaryo hazırlasak, belki bu ülkeye güvenli bir şekilde turist getirebiliriz. Ama belki. Gelecek olanlar da çok olmayacaktır. Çünkü farkında olmadığımız konu şu. Bu dünyada bir tek biz yaşamıyoruz. Dünyadaki tüm ülkeler ekonomide sorun yaşıyor ve insanlar gelecekleri için kaygı duyuyorlar. O sebeple harcamaları temel ihtiyaçları üzerinden kurulu bir senaryo üzerinden olacaktır.

İşsizlik, ekonomik sorunlar, sağlık ve benzeri konularda bir tek çıkmazda olan biz değiliz. Tüm dünya sağlıkta ve ekonomide sıkıntı içerisindedir. Bir gerçek vardır ki, ülkemizin bilinmezlik hali dolayısı ile biz turistik amaçlı olarak gelinecek ve ilk tercih edilen ülke olmayacağız. Bu kesin ve nettir.

Mevcut hükümetin ömrü ne kadar sürer kim bilir. Ama bu yapı ve zihniyet ile uzun ömürlü olmayacaktır. Bu gibi hükümetlerin en büyük sıkıntısı ise kısa vadeli ve palyatif çözümler üreten hükümetler olmalarıdır.

“Bilimsel dünya” bizler aşı olduktan sonra normalleşme süreci için en erken sonbahar 2021 veya 2021 sonu sonunu işaret ediyor. BİLİMSEL dünya. Gerçekten araştırma yapan, bilimsel yayınlar ve araştırmalar üzerinden söylem oluşturan dünya diyor bunu.

Normalleşmek demek, maske fora, hayat 2020 öncesi değil. Gerçeklere alışmaya başlasak iyi olur. Ülke olarak belirsizlikler içerisinde yaşamak ve geleceği görememe gibi sıkıntılar ile boğuşurken, ruh sağlığımızı da tamamen yitirmemek adına yeni normali ve gerçekleri yavaş yavaş kabul etmeliyiz artık.

Ekonomimizi, ekonomimizin büyük lokomotifleri turizm, inşaat ve yüksek öğrenimi daha da belirsiz bir gelecekte olmamak adına tekrar düzenlemeli ve stratejik planları yeni normale göre oluşturmalıyız.

20 yıl önce ne yüksek öğrenimin, ne turizmin ne de inşaatın ekonomik lokomotifler olacağının belki de hayalini kuramazdık. Ama artık belirsizlik içerisinde olmamak için ekonomik lokomotiflerimizi yeniden planlamamız, yapılandırmamız ve yenilememiz gereklidir.

Hem ruh sağlığımızı, hem beden sağlığımızı, hem de geleceğimizi kurtarmak adına normale dönmeye çalışarak belirsiz bir hayat sürmek yerine, yeni normale adapte olup geleceğimizi planlamamız için henüz geç değil…

 

09/01/2021 10:58
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: Aybike Yektaoğlu’
MANŞETLER

HK Aybike Yektaoğlu

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.