HABER KIBRIS

ad

Bir gün hepimiz CTP’li olur muyuz?

ads
31/03/2019

ads

Cenk Uzunoğlu


GÖR DENİLEN / Cenk Uzunoğlu

Rum liderin son 5 ay içindeki demeçlerine bakıp Rum toplumunun çözüm ile ilgili nasıl bir yönlendirmeye muhatap olduğuna baksak hangi sonuçlara varırdık diye düşünmekte fayda vardır.

Belki de farkında değiliz ama pek dile getirmediğimiz doğuracağı sonuçtan dolayı ucu bize dokunuyor.

Sıralayalım.

Bir gün bile olsa bir Kıbrıs Türkünü Kıbrıs devletinin Başkanı görmeyeceklerini...

Günlük hayatlarının devleti Kıbrıs Türkü ile paylaşmayacakları için etkilenmeyeceğini...

Bir şekilde günün birinde bir çözüm olacaksa da toprak alıp Kıbrıs Türküne kendi günlük hayatlarını etkilememesi adına tanınmış ayrı bir yapı olması için evet demek durumunda kalabileceğini...

Bunu da eğer olursa müzakere sürecinin sonunda toprak, garantiler, Türk askeri ve gaz konusu büyük ölçüde Rumların istediği şekilde çözülürse olabileceğini...

Kısacası Kıbrıs Türkünün bir ihtimal tanınmış ‘’ayrı yapı’’ olma hakkını bu filmin en sonunda malum istekleri yerine getirilirse evet diyebileceklerinin düşünülmesi istendiği sonucuna varırsınız.

Tüm bunları söylerken Anastasiades başka bir şeyi daha kendi toplumunun idrak etmesini istemektedir.

Sürecin sonunda ‘’Kıbrıslı Türkler ne halleri varsa görsünler’’ denilerek verilecek yegâne tavizin, Kıbrıs Türkünün ‘’ayrı bir yapı’’ olmasına izin vermek olacağı ima edilmek istenmektedir.

Bunu da kaybettiklerimizin tümünü geri alamayacağız ama siyasi ve ekonomik kazanımlarımızı da ortak bir devlet kurup kaybetmemek adına yapmak zorundayız argümanının yolunu açmaya çalışmaktadırlar.

Durun hemen ‘’saçmalık’’ diye reaksiyon vermeyin. Bu sonucu hedefliyorlarsa bunu yapmanın yolu Anastasiades’in yaptığı gibi iki devletli çözümü öylesine de olsa telafuz etmesi ile mümkün olabileceğini düşünün.

Anastasiades yürüttüğü siyaset ile toplumunu geçmişin hesaplaşmasından uzaklaştırıp, esas olarak refahlarının üstüne koyma yollarının önündeki engelleri kaldırmaya yönlendirmek istemektedir.

Ortak devletin kendi toplumunun geçmişle hesaplaşmasını canlı tutacağını ve faydadan fazla zarar getireceğini düşünmektedir.

Bir ay önce ‘’Girne’den kaçan göçmenleri daha ne kadar kandıracağız’’ cümlesinin temelinde de bu mesaj yatıyor.

Kendi toplumunda hâlihazırda olan ortak devlet kurup siyasi eşitlik prensibi altında ‘’fasarya’’ konuları günlük hayatımıza taşımayalım görüşü en son tahlilde baskın olan bakiye ruh hali olmasını hedeflemektedir.

Rumcasını bilmem ama Anastasiades’in satır aralarında kendi toplumuna üç aşağı beş yukarı söylediklerinin Türkçesi bunlar değil mi?

***

Biz nedense onu küçümsüyoruz ama Anastasiades siyasetçi olmasının ötesinde kendi toplumu için refah pastasını büyütme hedefi olan iş adamı gibi konuya yaklaşıyor.

İş hayatında yöneticilere telkin edildiği üzere, iyi algılanacağını hesapladığı, toplumunun duymak istediği mesajların içine olumsuz algılanacak mesajı da doğru dozajda enjekte ederek veriyor.

Anastasiades, kazanımlarımızı kaybetmemek ve hatta katlamak için kaybettiklerimizi geri almak konusunda inat edip takılı kalırsak önümüze çıkan fırsatları kaçırmanın doğru olmadığı iddiasında hareket ediyor.

İş adamlığı içgüdüsü tam da burada devreye giriyor.

Toplumunu opsiyonlarının sayısını artırarak yavaş yavaş olası sonuçlara gerekçeleri ile hazırlıyor.

O kadar ki bu sonu gelmeyecek gibi duran çözüm sürecinin günün birinde sonu gelirse elde etmek istediği somut her şeyi elde etmek için Kıbrıs Türküne yalnızca ayrı devlet olduğunu kabul edeceğini önermesi bile yeterli olabilir.

Diyebilir ki, ‘’tanınmış devlet mi olmak istiyorsun?’’

‘’O zaman ayrı devlet olarak gel AB’nin çatısı altına ama Türk askerini ve garantörlüğünü de bırak. ‘’

‘’Gazı da sen bulursan senin, ben bulursam benim’’ dese biz ne deriz diye bir düşünün. ‘’

İki seçenek olur.

Ya AB altında ayrı devlet olmayı kabul ederiz ya da ‘’yapma etme biz Kıbrıs Cumhuriyetine yama olalım’’ durumuna düşeriz.

Bu kafayla kendimizi kandırmayalım, ikisi arası bir şey o noktadan sonra olmaz.

Ha üçüncü bir yol daha var o da Türkiye’nin ili olmamız.

Birinci ve ikinci seçenek olmazsa, kendiliğinden olacak olan da budur.  Bu da karşımıza seçenek olarak değil sonuç olarak kendiliğinden çıkıyor zaten.

Bu olasılığın olup olamayacağını Türkiye’nin güneydoğu bölgesi ve sınırının hemen ötesinde nasıl bir yapılanmanın olabileceğini görerek ve düşünerek değerlendirmek gerekecek.

***

Kıbrıs Türkü’nün büyük bir bölümü giderek yabancılık hissedeceği seçenekler, ikilemler ve emrivakiler ile karşı karşıya kalacağı bir girdaba sürükleniyor. 

UBP ile HP hala daha koalisyonu nasıl kurar ve Özersay’ı da sağın ortak adayı yapar diye düşüne dursun.

Yakındır iç siyasette YDP ile CTP arasında, siyasetin yapılacağı devletin çatısı olarak da Kıbrıs Cumhuriyetine yama olmak ile Türkiye’nin ili olmak arasında kalacağız.

Rum liderin yürüttüğü siyasetin sonucunda tüm bunları alt alta toplayınca Kıbrıs Türkleri arasından biri çıkıp da ‘’bir gün hepiniz CTP’li olacaksınız’’ dese tam da bu günlerde kaçımız hiç düşünmeden ‘’hadi canım sen de’’ deriz?

Bu habere tepkiniz:
TAGS:
MANŞETLER

HK Cenk Uzunoğlu

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.