Birikim Özgür: 2019 yılının çok zor geçebileceği anlaşılıyor

Siyasi zemin hızla “değişim için her şey müsait” noktasına kayıyor

ads
20/12/2018
HK

ads
Birikim Özgür: 2019 yılının çok zor geçebileceği anlaşılıyor

Dünya Bankası ekonomimizi gözden geçirdi ve Türk Lirasındaki değer kaybının ekonomimiz üzerindeki etkilerini değerlendirdi, yerel yönetimlerimizin mali yapısını inceledi.

Az ve öz olarak tespit şu:

“Zayıf bir ekonomi şoklar karşısında daha kırılgan olur.

Hem merkezi hem de yerel düzeyde zayıflıklar var.

Hiçbir zaman güzel bir krizin çöpe gitmesine izin vermeyin; şimdi reformları hızlandırma zamanı!

Türk lirasının değer kaybı nedeniyle yaşadığımız krizi fırsata dönüştürebiliriz.

Dünya Bankası’na göre yaşanan krizin ekonomimiz üzerinde çok olumsuz etkileri oldu.

Enflasyon arttı.

Milli gelirimizin büyümesi azaldı.

Kamu maliyesinin, hane halklarının ve şirketlerin gelir-gider dengesi kötüleşti.

“Bankacılık sektörü de bu durumdan zincirleme şeklinde etkilenebilir” deniliyor.

Takipteki kredilerde artış ihtimalinden ve döndürülemeyen kamu borç stoku nedeniyle kamuya bağlı bankacılık sisteminin kırılganlığından söz ediliyor.

Yapısal zayıflıklarımız nedeniyle Türkiye’ye kıyasla krizden çok daha fazla etkilendiğimiz üzerinde duruluyor.

Kamu sektörü yabancı para cinsiden büyük miktardaki borçlar nedeniyle krizden en fazla zarar gören taraf…

Raporda bir felaket ihtimalinden söz ediliyor:

Türkiye’de durum kötüye giderse – ki durum hassasiyetini koruyor – yükseköğretim ve turizm sektörlerimizde ciddi daralma yaşanabilir ve ekonomimiz üzerindeki olumsuz etki derinleşebilir.

Dünya Bankası kısa vadede hükümetin çok kararlı uygulamalara imza atması gerektiğinin altını çiziyor:

Hükümetin uyguladığı ücret politikasını “verimsiz politika tedbiri” şeklinde nitelendiriyor.

Bunun işleri daha da kötüleştirdiği, bütçe üzerinde daha fazla baskı yarattığı uyarısında bulunuluyor.

Bu gibi verimsiz ve işleri daha da kötüleştiren yanlış politikalar nedeniyle daha fazla mali konsolidasyona gerek duyulduğu / duyulacağı değerlendiriliyor.

TL’deki değer kaybının fiyatlar üzerindeki etkisini azaltmak için ithalatın kolaylaştırılması ve mali sürdürülebilirliğe zarar vermeyecek şekilde vergi indirimlerinin devam ettirilmesi öneriliyor.

İhracatta ise değer kaybından daha fazla yararlanabilmek için bürokrasinin azaltılması ve tasfiye, sözleşme icra ve kredi tahsil işlemlerinde iyileştirme yapılması tavsiye ediliyor.

Orta vadede ise “ekonominin dayanıklılığını artırmak ve sürdürülebilir yüksek gelir durumuna erişmek için orta vadeli stratejiden ve buna uygun yapısal reform gündeminden oluşan bir ekonomik vizyon gerekir” uyarısı yapılıyor.

Kısacası milli gelirimizin % 70’ini teşkil eden aşırı tüketimin düşürülmesi ve kaynakların daha fazla yatırıma yönlendirilmesi öneriliyor.

“Böylelikle üretken ve dayanıklı bir ekonomiye geçiş sağlanabilir” deniliyor.

Buraya kadarki kısımda bence en can alıcı nokta eşel-mobil eleştirisidir.

Benim çıkarımım odur ki toplam tüketimi azaltan değil artıran bu uygulamada ısrarcı olmak, yarınlara “acı reçete” zorunluluğunu dayatmak dışında hiçbir sonuç doğurmayacak.

Raporda yerel yönetimlere özel bir bölüm ayrılmış.

Bu konuda hükümete “yerel yönetimlerin belirsiz mali durumlarından endişe duymalısınız” uyarısı yapılıyor.

Çünkü bu sorun kamunun mali sorunlarını daha da alevlendirebilir.

Çok uzak olmayan bir gelecekte belediyelerin gecikmiş borç stokları nedeniyle hükümete kurtarma yardımı baskısı yapabileceği, hükümetin karşı karşıya olduğu mevcut mali kısıtlar göz önünde bulundurulduğunda böyle bir şeyin hiç de yerinde olmayacağı tespiti yapılıyor.

Belediyelerin temel hizmetleri gün geçtikçe sağlayamaz duruma gelmesi ise toplumsal esenliğimizi çok olumsuz yönde etkileyebilir.

Raporu okuduktan sonra şöyle bir siyasi değerlendirme yapılabilir:

Daralan dış finansman olanakları ve yanlış şekilde şişirilen bütçe giderleri nedeniyle 2019 yılının çok zor geçebileceği anlaşılıyor.

Zor işler zamanında yapmamız gerekip de yapmadığımız kolay işlerin birikmesiyle oluşur.

Makroekonomik göstergelerimizi iyileştirmek ve ekonomimizin kırılganlığını azaltmak üzere yapısal reformlara yoğunlaşmamız şart.

Ama moral bozmaya hiç gerek yok!

Yaşanan bu süreç bana o meşhur “futbol oynamak için her şey müsait” aforizmasını anımsatıyor.

Gerek TL’nin değer kaybı gerekse Türkiye’nin bilerek veya bilmeyerek mali yardımlar konusunda yürütmekte olduğu politika nedeniyle siyasi zemin hızla “değişim için her şey müsait” noktasına kayıyor…

20/12/2018 12:18
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: birikim özgür, Birikim Özgür
MANŞETLER

HK EKONOMİ

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.