HABER KIBRIS

ad

Birikim Özgür: Ekonomik zafer için siyasi istikrar ortamına ihtiyacımız var

Çocuklarımız bu topraklarda yaşam sürebilsin diye…

ads
21/07/2019

ads
Birikim Özgür: Ekonomik zafer için siyasi istikrar ortamına ihtiyacımız var

Atatürk’ün meşhur sözüdür:

“Siyasal, askerî zaferler ne kadar büyük olursa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa meydana gelen zaferler devamlı olamaz, az zamanda söner”.

20 Temmuz 1974’te Türkiye ülkemize askeri müdahalede bulundu.

Başarıyla sonuçlanan bu müdahale sayesinde siyasi zaferin adı kondu:

Karşılıklı kabul edilebilir, siyasi eşitliğe dayalı çözüm.

Kalıcı barış için müzakereler devam ediyor!

Gelelim ekonomik zafer meselesine.

Bilimsel çalışmalar şunu gösteriyor:

Kalıcı barış ve işbirliği ortamı ekonomimizi 4-5 kat büyütecek.

Ekonomi demek hayat demek…

Hayat durmuyor, akıyor.

Halk çözümü arzuluyor, “çözüme kadar aç yaşarız” demiyor.

İhtiyaçlar sürekli artıyor.

20 Temmuz’un bize sağladığı en büyük olanak bu:

Siyasi zafere kadar oturup beklemek zorunda değiliz.

Gettolara yaşadığımız, gıda yardımlarına muhtaç olduğumuz zamanları aştık.

Adına ister devlet isterse de sistem diyelim, iyi ya da kötü bir idareye sahibiz.

Bu idare yarın bir gün siyasi zaferle birlikte iki siyasi eşit taraftan biri olacak.

Ona gözümüz gibi bakıp hep daha iyiyi hedeflemek gibi bir sorumluluğumuz var.

Tabi eğer siyasi eşitliğe dayalı bir çözümü yürekten arzuluyorsak!

Kimisi vatandaşlık haklarıyla yaşamaya razı olabilir.

Bir başkası Türkiye’nin alt yönetimi olarak ilelebet yaşamayı en ideal durum gibi değerlendirebilir.

Onların kalkınma, gelişme gibi dertlerinin olmaması son derece doğal.

Ama siyasi eşitliğe dayalı çözümü ve kalıcı barışı önemseyenlerin böyle bir lüksü yok.

Yıkıcı değil yapıcı olmak, sistemimize sahip çıkıp sorunları üzerine kafa patlatmak ve çözüm yolları üretmek mecburiyetindeyiz.

Eşref saat geldiğinde iki eşit tarafın mali açıdan alabildiğine bağımsız;

Ekonomik açıdan ise alabildiğine bağımlı olması çok önemli…

Mali bağımsızlık siyasi eşitlik demek…

Ekonomik bağımlılık sürdürülebilir çözüm demek…

Çözüm öncesinde ekonomimizi iyileştirmek için sistemimizde yapacağımız düzenlemelerle çözüm sonrasında ekonomimizin 4-5 kat büyümesine hizmet edecek değişimler arasında hiçbir fark yok.

Kurallı serbest piyasa ekonomisine geçiş ve kamunun reel sektör faaliyetlerini yürüten değil düzenleyen ve denetleyen bir yapıya kavuşturulması her halükarda şart.

Bu yönde atılacak adımlarla ekonomimiz güçlenebilecek.

Belki çözümden sonra çok daha fazla güçlenecek ama çözüm öncesinde de güçlenecek.

Şeytanın gör dediği nokta şu:

20 Temmuz’un sene-i devriyesinde eğer samimi olacaksak söylenmesi gereken şey şu:

Ekonomik zafere yeterince yoğunlaşamadık.

Değişen dünyaya ayak uydurmakta yetersiz kalıyoruz.

Yapısal reformlarımıza ilişkin irademiz son derece cılız.

Siyaset bu noktada tıkanmış durumda.

Bütün dünya Mersin’e giderken biz tersine gidiyoruz.

Dünyada kamu harcamaları zapturapt altına alınırken biz kamu harcamalarını artırarak var olabileceğimiz gibi saçma sapan bir ekonomi anlayışına saplanıp kalmış durumdayız.

Mevcut siyasi yapımız ekonomik zaferi değil çöküşü tetikliyor.

Seçimler sürekli tekrarlanıyor, hükümetler neredeyse her yıl değişiyor ama bir türlü arzulanan dönüşümler yaşanamıyor.

Çünkü siyasi istikrarsızlık ortamında kimse elini taşın altına koymak istemiyor.

Herkes bir sonraki seçimi düşünüyor.

Bugün de hükümet yeni değişmiş olmasına rağmen benzer bir durumla karşı karşıyayız.

Türkiye ile protokol imzalandı ama hükümetin reformları ciddiyetle ele alacağına kimse inanmıyor.

Bunun anlamı şu:

Türkiye yıllardır yaptığı gibi savunma giderlerimizi karşılayacak, ekonomik büyüme durmasın diye altyapı yatırımlarına karınca kararınca katkı yapacak ve çözümsüzlük koşullarında reel sektörümüz nefessiz kalmasın diye bir miktar destek sağlayacak.

Kimse zannetmesin ki protokol imzalandı diye Türkiye kamu harcamalarımızı artırıp iç piyasamızı tüketimle ayakta tutma alışkanlıklarımızın devamını destekleyecek.

Kamu bütçesine sağlanacak her bir kuruşluk kredi, reformları destekleme ödeneği ile ilişkilendirilecek.

Bütçe sorununu aşmak için yapılması gerekenler başta olmak üzere, kamusal hizmetlerimizin daha nitelikli ve daha uygun maliyetlerle sunulmasına ilişkin sorumluluk yine bizim omuzlarımızda olacak.

Başarısızlığa ilişkin kanaatler güçlendikçe de ya alternatif hükümet senaryoları ya da erken seçim gündeme gelecek.

Nitekim bugün erken seçim konuşulmaya başlandı bile.

Ancak bu çare değil.

Kısır döngüye girmiş bulunuyoruz.

20 Temmuz’da marifet hamasetle kamuoyunu meşgul etmek olmamalı.

21’inci yüzyılda insanların sinir uçlarına dokunup kim Türk kim Rum diye tartışma ortamları yaratmak kurulu düzeni yaşatma çabasından başka bir şey değil.

Kimin neyi neden yaptığını gören gözler görüyor.

Daha yürüyecek çok yolumuz var bizim.

Askeri zafer siyasi zaferle taçlanacak.

Ama ekonomik zaferle taçlandırılamazsa ne askeri ne de siyasi zaferler kalıcı olabilecek.

Ekonomik zafer için siyasi istikrar ortamına ihtiyacımız var.

Bu zor süreçte erken seçime değil siyasi yapımızı nasıl daha üretken kılabileceğimize odaklanalım.

Çocuklarımız bu topraklarda yaşam sürebilsin diye…

Bu habere tepkiniz:
TAGS: Birikim Özgür
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.