HABER KIBRIS

Birikim Özgür yazdı: Dövizle ilgili önlemler ve ötesi

Başbakan Erhürman’ı ve ilgili bakanları tebrik etmek gerekir

ads
22/04/2018

Birikim Özgür yazdı: Dövizle ilgili önlemler ve ötesi

Erhürman hükümeti ülke tarihinin en iyi hükümeti olabilir

Dövizle ilgili önlemler ve ötesi

Bir önceki hükümet geçen yılki döviz krizini seçim ekonomisi bağlamında ele almıştı.

İcraat olarak ifade edilebilecek tek uygulamaları akaryakıt zammını ötelemek olmuştu.

Bunu yaparken seçim sonrasında göreve gelecek hükümetin karşı karşıya kalacağı sıkıntıları ise tamamen göz ardı etmişti.

Üstelik kriz yaşanırken Başbakan Özgürgün ve Ekonomi Bakanı Atun kamuoyunun beklentilerini boşa çıkarırcasına tek bir açıklama dahi yapmayarak krizin psikolojik etkilerini derinleştirmişti.

Kıbrıs Türk halkı bu vurdumduymazlıktan çok çekti.

Her ekonomik kriz yaşandığında Kıbrıs sorununun çözümünü tek çare olarak sunma hastalığından da mustarip bir halk olduğumuzun altını çizmekte yarar var.

Döviz krizi ortalığı kasıp kavururken, insanlar göz göre göre fakirleşirken, kısa vadede kendi yapabileceklerimize odaklanmak yerine dolaylı vesayet altında olan yani diğer tarafların iradesini de gerektiren bir hususu ön plana çıkarmak, mevcut hükümeti bir önceki hükümetle aynılaştırabilirdi.

Dörtlü koalisyon hükümeti bu riski bertaraf edecek ciddi bir çalışma yürüttü.

Başbakan Erhürman’ı ve ilgili bakanları tebrik etmek gerekir.

Nemelazımcılığa, bencilliğe, nihilizme ve kötümserliğe geçit vermediler.

Gerçekçi bir bakış açısıyla yapılabilecekleri tek tek tespit edip kamuoyu ile paylaştılar.

***

KKTC koşullarında döviz krizleri ile mücadelede dikkat edilmesi gereken altı nokta var:

1. Döviz kurundaki farklılaşmayı devletin tefeci zihniyeti ile fırsata çevirmemesi;

2. Kamu maliyesinin geçici olarak feragat edeceği gelirlerin aynı zamanda motive edici etkiye sahip olup piyasayı canlandırmak suretiyle kamu gelirlerinde daralmaya yol açmaması; popülist yaklaşımlarla kamu mali dengesinin bozulmaması;

3. Pahalılıkla mücadele edilmesi; enflasyon oranının artışının mümkün olduğunca engellenmesi;

4. TL kullanımını özendirerek döviz kurlarındaki farklılaşmaların piyasaya etkisinin azaltılması;

5. Ekonomide durağanlığa ya da küçülmeye sebebiyet verecek yeni yatırım ve/veya girişimlerin ertelenmesi riskinin azaltılması;

6. Alınacak tedbirlerin orta ve uzun vadede ekonominin önünü açacak yapısal düzenlemeleri erteleme sonucunu doğurmaması; yapısal düzenlemeler hususunda siyasi irade ve kararlılık sergilenmesi.

Hükümetin açıkladığı önlemleri bu altı hassasiyet üzerinden değerlendirmekte yarar var.

İthal ürünlerle ilgili kuru sabitleme kararı, enflasyonla mücadele açısından önemli bir açılım olarak göze çarpıyor. Devletin tefeci zihniyeti ile kur farkından doğan gelir artışının üzerine yatmaması son derece olumlu. Limanlardaki işlemlerde kur sabitleme uygulaması da bu kapsamda değerlendirilebilir.

Bankalardaki döviz veya Türk Lirası fark etmeksizin kredi borçlarının yeniden yapılandırılmasında ya da döviz kredilerinin Türk Lirasına çevrilmesinde pul vergisinden feragat edilmesi, devletin kredi borcu nedeniyle zorluklarla karşılaşan yurttaşlarımıza ve işletmelere önemli bir jestidir.

Benzer uygulamanın işletmelere sunulan faiz destekli krediler için de geçerli tutulması ekonominin durağanlaşması ya da küçülmesi riskini bertaraf etmeye yönelik güzel bir adımdır.

Damga vergisi kamu gelirlerinin % 1,5-2’sini teşkil etmektedir. 2008’de 33 milyon TL olan damga vergisi gelirleri 2016’da 56 milyon TL’ye çıkmıştı. Sadece 2013-2016 döneminde damga vergisi gelirlerindeki nominal artış % 21,73 oldu. Aynı dönemdeki reel artış ise benzer döviz krizleri karşısında alınan tedbirler kapsamında % -2,73 düzeyinde tutulmuştu. 2017’de döviz krizine rağmen hiçbir tedbir alınmaması ciddi sorunlara yol açmıştı. 2018 itibariyle devletin 2016-2018 dönemi için damga vergisi gelirlerindeki reel artışı % 0 dolaylarında tutacak şekilde bu uygulamayı hayata geçirmesinde büyük yarar var. Bu feragat uygulamasının kontrolsüz bir şekilde devam ettirilmesi halinde ise kamu maliyesinin zarar etmesi riski doğabilir.

Bankalar topladıkları mevduatın ve diğer kaynaklarının belirli bir miktarını, ileride karşılaşabilecekleri zorluklarda talep edip kullanabilmek için Merkez Bankasına yatırmak zorundadır. Hükümet, bankalara Merkez Bankasındaki paralarının % 20’sini kullanma olanağı sağladı ve bu kaynağı Türk Lirası ile sınırlandırdı. Böylece bankalar daha uygun koşullarla müşterilerine Türk Lirası cinsinden kredi kullandırabilecekler. Özellikle döviz krizinden bunalan ve döviz kredisini Türk Lirasına dönüştürerek vadesini uzatma kararı alan borçluların hem damga vergisinden muaf olacakları hem de daha uygun koşullarda Türk Lirası borçlanabilecekleri bir durum oluştu. Bankaların hükümet tarafından sunulan bu olanağı nasıl değerlendirecekleri ve Türk Lirası cinsinden kredi sunumlarında ne gibi kampanyalar başlatacakları yurttaşlar tarafından yakından izlenmeli. Bankalar da bu konuda gerekli hassasiyeti göstererek bu olanağı iyi değerlendirmeli ve yurttaşlara sunacakları yeni imkânları en kısa zamanda kamuoyu ile paylaşmalıdır.

Türkiye ile ticarette Türk Lirası kullanılması yönündeki girişimler bir önceki hükümet döneminde başlatılmıştı. Yeni hükümetin bu girişimleri sahiplenip takip etmesi son derece yerinde olmuştur.

Kira sözleşmelerinde alınan stopaj vergisi uygulamasında Türk Lirası cinsinden olan sözleşmelere daha düşük vergi uygulanması ise başta yükseköğrenim için ülkemizde bulunan öğrenciler ve dar gelirli yurttaşlar olmak üzere önemli kesimlere ciddi bir rahatlama getirecektir.

Devlet arazileri ve Vakıflar tarafından kiralanan arazi, dükkân ve konutlar için kurun sabitlenmesi, sadece kimilerinin sırf bu önlemleri toptan küçümsemek adına iddia ettiği gibi “zenginlere” değil aynı zamanda pek çok esnaf ve dar gelirli çalışana da önemli bir destektir.

Devlet ihalelerinde teminat mektubu karşılığı avans uygulamasının % 70’e çıkarılması ise bir yandan piyasaya ciddi miktarda para akışını sağlayacak diğer yandan ise dövizdeki farklılaşmalar nedeniyle tamamlanması riske giren işlerin daha kolay tamamlanmasını yani kamu faydasını beraberinde getirecektir.

KIB-TEK’in aldığı trafo katkı payının Türk Lirası üzerinden hesaplanması konusunu daha detaylı değerlendirmek gerekiyor. Çünkü bu konu tam da yukarıda değinilen altıncı hassasiyet bağlamında değerlendirilmelidir. Yani, yapısal düzenlemelerin önemi burada ortaya çıkıyor.

Hükümetin açıkladığı önlemleri eleştirenler genellikle bunların ucuzluk sağlamayacağı üzerinde duruyor. Zaten hükümet de böyle bir iddiada bulunmuyor. Çıtanın yüksek tutulması elbette ki hükümetin yapısal reformlar konusunda daha fazla çalışmasını beraberinde getirebilir.

Döviz krizlerinden etkileniyoruz çünkü alım gücümüz gittikçe zayıflıyor. Aslında alım gücümüzü zayıflatan dövizdeki dalgalanmalar değil kamusal hizmetlerdeki düşük kalite ve yüksek fiyatlardır.

Hükümet, örneğin, artık, sigortalıları, özel hastane ve kliniklere ilave sağlık ödemesi yapmaktan kurtarmalıdır. Bunun için hastanelerde doktorların tam zamanlı çalışması ve hastanelerin hızlıca yenilenmesi şart. Özel hastane ve kliniklerden hizmet almak isteyenlerin farklı bir prim uygulaması ile sigortalı olma hakkı da elbette ki olmalı.

Tam bir muammaya dönüşen sağlık reformu, yeni hastanelerin inşası ve sosyal sigorta / genel sağlık sigortası reformu ile ilgili hayata geçirilecek adımlar dövizle ilgili hayata geçirilecek önlemlerin yüz katı değerinde olur. Bu nedenle kamuoyunun örneğin Çalışma Bakanının potini, çorabı, kravatı ve bilumum ilginçliklerinden ziyade sosyal sigorta sistemi ile ilgili çalışmalarını sorgulamasında büyük yarar vardır.

Elektrikte de benzer bir durum söz konusudur.

Trafo katkı payını başka ülkelerde dağıtım şirketleri öder. Bizde yurttaş ödemek zorunda! Bunun Türk Lirası cinsinden tahsil edileceğini açıklamak resmen yurttaşlarla dalga geçmektir.

Kablo projesi enerji maliyetlerinde istikrarı sağlayacaktır ancak bu proje sadece Türkiye ile Kıbrıs arasında bir kablonun inşasından ibaret değildir. Burada esas mevzu, uluslararası bir projenin yaratacağı dinamizmle tüketici fiyatlarını asgari seviyelere düşürebilmek için gerçekleştirilmesi beklenen reformlardır. Bu bakımdan hiçbir yapısal düzenleme öngörmeden kablo projesini konuşmak yapılabilecek en büyük yanlıştır.

KKTC’de elektrik hizmetlerinden yararlananların hantal bir kurumun enerji bedelini aşan diğer maliyetlerini karşılama zorunluluğunun ortadan kaldırılması ve enerji dışı bedellerin toplam maliyetin % 30’unu aşmayacağı bir düzene geçişin sağlanması gerekmektedir.

Bu da dövizle ilgili önlemlerin bin katı değerinde bir reform hamlesi olur çünkü neredeyse kira bedeline eşdeğer olan elektrik faturalarının yarı yarıya düşmesi bu ülkede yaşayan herkes açısından müthiş bir gelişme olur.

Hükümet dövizle ilgili önlemleri hazırlayarak çalışkanlığını ispatladı. Buna bir de siyasi irade gerektiren konularda yurttaşa güven verecek somut yaklaşımlar eklenirse, ülke tarihinin en iyi hükümetine sahip olduğumuz dahi iddia edilebilecektir.

Bu habere tepkiniz:
TAGS: Birikim Özgür
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems