HABER KIBRIS

Böbrek sağlığının baş düşmanı: Hipertansiyon!

Türkiye'de 2017 yılında 10 bin 552 hastanın diyalize başladığını bildiren Türk Nefroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa Arıcı, böbrek sağlığını en çok etkileyen faktörlerden birinin hipertansıyon olduğunu söyledi, “Hipertansiyonu olan her bireyde böbrek sağlığının değerlendirilmesi hayati öneme sahiptir" uyarısında bulundu.

ads
10/10/2018

Böbrek sağlığının baş düşmanı: Hipertansiyon!

Nefroloji, hipertansiyon, diyaliz ve transplantasyon alanında Türkiye'de düzenlenen en geniş kapsamlı ve katılımlı kongre olan “35. Ulusal Nefroloji, Hipertansiyon, Diyaliz ve Transplantasyon Kongresi” Antalya'da gerçekleştirildi. Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Kenan Ateş, Sağlık Bakanlığı 2017 verilerine göre Türkiye'de 9 bin 676'sı hemodiyaliz, 876'sı da periton diyalizi olmak üzere 10 bin 552 hastanın, yeni tedavi olarak diyalize başladığını söyledi. 

2017 yılı içinde toplam 3 bin 330 hastaya 3 bin 342 böbrek nakli yapıldığını, 12 hastaya da iki kez nakil yapıldığını kaydeden Ateş, 2017 yılı sonu rakamlarına göre 58 bin 635'i hemodiyaliz, 3 bin 346'sı periton diyalizi, 15 bini böbrek nakli olmak üzere 77 binin üzerinde diyaliz ve böbrek nakli ile yaşamını sürdüren hasta olduğunu belirtti.

"TUZ NEREDEN GELİRSE GELSİN, ZARARLIDIR"

Son dönem böbrek yetmezliği hasta sayısında tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de artış yaşandığına dikkati çeken Ateş, böbrek sağlığını bozan fazla tuzun zararlarına dikket çekerek, “Tuz ister kayadan, ister okyanustan, ister Himalaya'dan gelsin fazlası zararlıdır. Kaya tuzunun yüzde 97 ile 99 arasında içeriği şey sodyum klorürdür. Kaya tuzu tansiyonu düşürür, ödemi çözer diye doğru veya yanlış bazı meslektaşların ağzından verilmeye çalışıldı. Tuz tuzdur. Kayadan da çıksa Himalaya'dan da gelse içindeki yapısı değişmiyor. Fazla tüketilmesi zararlıdır. Tansiyon ve böbrek hastaları için bu zarar çok daha fazladır” diye konuştu.

"TANSİYON İLE BÖBREK HASTALIĞI İLİŞKİLİ"

Hiper yüksek kan basıncının, kronik böbrek hastalığının hem ortaya çıkmasında hem de ilerlemesinde oldukça önemli bir faktör olduğunun altını çizen Türk Nefroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa Arıcı ise şu değerlendirmede bulundu: 

“Bu nedenle hipertansiyonun erkenden tanısının konulması, etkin bir şekilde tedavi edilmesi ve hipertansiyonu olan her bireyde böbrek sağlığının değerlendirilmesi hayati öneme sahiptir. 2017 yılında yayınlanan Amerikan Hipertansiyon Kılavuzu, toplum sağlığı açısından hipertansiyonun öneminin altını çizerek yüksek kan basıncının 130/80 mmHg'den itibaren başladığını belirterek hipertansiyon tanımını değiştirmiştir. Bu kılavuzda toplum genelinde kan basıncını 130/80'in altında tutabilmek için yaşam tarzı değişikliklerinin ısrarla uygulanması vurgulanmaktadır. Böbrek hastalarında da kan basıncı değerleri mutlaka 130/80 mmHg altında tutulmalıdır. 2018 yılında yayınlanan Avrupa Hipertansiyon Kılavuzu da kan basıncı hedeflerinin daha düşük düzeylerde tutulmasına işaret etmektedir.” 

AZ TUZ, DÜZENLİ EGZERSİZ, SAĞLIKLI BESLENME, SİGARASIZ YAŞAM, İDEAL KİLO

Ülke genelinde hipertansiyon farkındalığının arttırılması gerektiğini belirten Arıcı, “Sağlıklı yaşam tarzı değişikliklerini ısrarla vurgulayıp desteklememiz gereklidir. Yüksek kan basıncı için ilaç kullanan hastalarda da ilaç uyumunu artırarak hedef kan basıncı değerlerine ulaşmak için çaba sarf etmemiz oldukça önemlidir. Bunun yanında az tuz kullanımı, düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, sigarasız yaşam, ideal kilo önemlidir” dedi.

“TANSİYONDA 13 UYARISI”

Tansiyonu 13 olan herkesin yaşam tarzı değişikliğini yapması gerektiğini vurgulayan Arıcı, “İnsanoğlu için en iyi tansiyon 12/8'dir. 13'e yaklaşırsa sağlıklı yaşam önerileri dikkate alınmalıdır. Böbrek hastalarının yüzde 80'i hipertansiyonludur. Hipertansiyon böbrek hastası yapar. Kardiyoloji kliniklerinde çözülemeyen tansiyonlar nefroloji, kliniklerine gelir” diye konuştu.

"NAKİL OLAMAYANLAR UMUTSUZLUĞA KAPILMASIN"

Türkiye'de 60 bini aşan diyaliz hastası olduğunu belirten, bu hastalar için en iyi tedavinin ise böbrek nakli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Ali Rıza Odabaş da son dönem böbrek yetmezliğine düşen hastaların umutsuzluğa kapılmaması gerektiğine değinerek, “Çeşitli nedenlerle nakil olamayan hastalara hemodiyaliz ve periton diyalizle çok iyi bir yaşam süresi sunuluyor. Eskiye göre modern cihazlar var. Ülkemizin her tarafında özel ve devlet olmak üzere yaygın şekilde hemodiyaliz merkezleri var. Özel sektörün ulaşmadığı yere de devlet ulaşıyor. İsteyen hemodiyaliz hastalarına evlerinde kullanmak üzere cihaz veriliyor” dedi.

“DİYABET SIKLIĞI YÜZDE 20'YE ULAŞTI”

Prof. Dr. Bülent Tokgöz, diyabetin global bir salgın haline geldiğine dikkat çekerek, “Diyabet sıklığında 2012 yılında yapılan araştırmada yetişkin nüfusun 13.7'sinde diyabet var. Bunun bu yıllarda yüzde 20'ye ulaştığını tahmin ediyoruz. Avrupa ülkelerine nazaran ilk 3'teyiz. Diyabet sıklığı neden artıyor sebebi yanlış beslenme ve hareketsizlik bir yaşama gitmemizdir. Diyabetin kendisinden fazla komplikasyonları çok tehlikelidir” ifadesini kullandı.

"3 BİN 330 HASTAYA BÖBREK NAKLİ"

2017 yılında 3 bin 330 hastaya toplam 3 bin 342 böbrek nakli yapıldığını, 2002 yılı sonrası dönem dikkate alındığında Türkiye, tüm dünyada böbrek nakli sayısı en fazla artış gösteren ülke durumunda olduğunu işaret eden Prof. Dr. Alaattin Yıldız ise “Bu sevindirici bir gelişmedir. Ancak, ülkemizde böbrek nakillerinin yüzde 80 gibi büyük çoğunluğu canlı vericilerden yapılmaktadır, kadavradan böbrek nakli ise yüzde 20 civarındadır. Canlı vericiden böbrek nakillerinin yüzde 37.5'i birinci dereceden akrabalardan, yüzde 20'si ikinci dereceden akrabalardan, yüzde 22.4'ü ise eşlerden yapıldı. Birinci dereceden akrabalar arasında anneler en önemli verici durumundadır. Böbrek nakli yapılan hastalarda bir yıllık izlemde başarı oranı yüzde 95'in üzerindedir” şeklinde konuştu.

"KADAVRADAN NAKİL ORANI AVRUPA'DA YÜZDE 60 BİZDE YÜZDE 30”

Böbrek nakli sayısının canlıdan arttığını ama kadavradan naklin artması gerektiğini vurgulayan Yıldız, “Kadavra sayısını kadavradan nakil sayısını artırmamız gerekiyor. Beyin ölümü gerçekleşme sayısının bildirimi arttı ama ailelerin kabul oranı az. Yurt dışında yüzde 60 bizde yüzde 30 seviyelerinde. Kabul oranını arttırmak için toplu kampanyalara ihtiyaç var. Temelde öncelikli hedefimiz kadavra oranımızın artırılması gerekir” dedi. 

"EN AZ EGZERSİZ YAPAN ÜLKELERDEN BİRİYİZ"

Kadınların sağlıksız yaşam obezite, fazla tuz kullanımı, hareketsiz yaşam nedeniyle daha fazla böbrek hastalıklarına maruz kaldığına dikkati çeken Prof. Dr. Siren Sezer ise diyaliz alımında erkeklerin yüzde 55 seviyesinde olduğunu vurgulayarak, “İlaç kullanımın kadınlarda daha fazla olduğunu görüyoruz. İleri yaşta her beş kadından birinde idrar yolu enfeksiyonu görüyoruz. Kadınların böbrek yetmezliği riski daha fazla taşıdığı için sağlıklı yaşama önem vermelidirler. Türkiye egzersiz sıralamasında dünyada son sıralarda yer alıyor, hareketi arttırıcı kampanyalara önem verilmesi gerekir” diye konuştu.

Bu habere tepkiniz:
TAGS: Böbrek sağlığı
MANŞETLER

HK SAĞLIK

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems