Böyle bir kaos ortamında halkın geleceğe güvenle bakması mümkün değil

ads ads ads ads
04/10/2022

ads

Ali Baturay Ali Baturay


  Şöyle bir bakın medyadaki haberlere, ülkede neredeyse doğru giden hiçbir şey yok…

  Onlarca sorun, sıkıntı var ve bunlar; denetimsizlik, ihmal, beceriksizlik, umursamazlık nedeniyle yaşanıyor…

  Neredeyse sorunların hemen hepsi yönetim zafiyetlerinden kaynaklanıyor…

  İşin ilginç tarafı, sorunlu alanların sorumluları, ülkeyi başka türlü görüyor ve göstermeye çalışıyor.

  Toplumun gördüğü, maruz kaldığı, yaşadığı başka, yönetenlerin göstermeye çalıştığı başka.

  En azından itiraf edebilseler, özeleştiri yapabilseler, “Bunu başaramadık, bunu beceremedik, şunu yanlış yaptık” diyebilseler diyorum ama olmuyor, maalesef onlar başka bir dünyada yaşıyor.

  “Geleceğe umutla bakıyoruz” diyorlar ama halk öyle bakamıyor.

   Geleceğe umutla bakacak hiçbir belirti yok ki.

   Tam tersine ülkede bir umutsuzluk havası var, insanlar gelecekten endişeli, yığınla baş edilemeyen sorun ve belirsizlik herkesi çıldırtıyor…

   Millet sorunlar içinde boğulurken pembe tablolar çizilmesi çok sinir bozucu.

   Güngör Katı Atık Depolama Tesisi’nden ya da halk deyişiyle Güngör Çöplüğü’nden Lefkoşa bölgesine yayılan duman ve kötü koku, ölüm havası gibi çöktü halkın üstüne.

   Kader değildir böyle bir pisliğe, çirkinliğe maruz kalmak, kötü yönetimin eseridir.

   Zaten ülkenin her tarafı çöp yığınlarıyla dolmuş, birçok bölge lağımlar içinde kalmış, bir hava kalmıştı nefes almak, solumak için, onu da bozdular.

    Nefes almak bile zor ülkenin başkentinde…

    Biz zaten zehirlendik de birçok başka ülkeden ülkemize eğitim almaya gelen gençler ne düşünüyor acaba? Ya da turistleri çöplükten gelen duman ve kokuyla karşılamak utanç verici değil mi?

     Ya sağlık sistemimiz? Hastaneler birçok sorunla boğuşuyor, personel, hekim eksikliğinden tutun da cihazların arızalanmasına kadar yığınla sorun var, randevular haftalar, aylar sonrasına veriliyor.

     Bir ayı aşkın süre MR cihazı için bekleyen ve sonunda randevu günü gelen hasta telefonla aranıyor ve “cihaz bozuldu, sizi yine arayacağız” diyorlar ona.

     Bakın, Lefkoşa Devlet Hastanesi’ndeki tek endokrinolog, Doç. Dr. Umut Maraşuna, iş yüküne dayanamayarak istifa etti.

   TIP- İŞ, geçen ay içinde yaptığı eylemde endokrinolog eksikliğine dikkat çekmişti.

   Endokrinoloji, plastik ve rekonstrüktif cerrahi, kulak burun boğaz hastalıkları gibi uzmanlık alanlarındaki eksikliklere değinen sendika, ivedi bir şekilde hizmet satın alımını düzenleyen bir tüzük hazırlayıp uygun şartlarda hizmet satın alımına gidilmesi gerektiğini belirtmişti. Sözde bakacaktı bakanlık bu eksikliklere…

    İstifa eden endokrinolog Umut Maraşuna, o servisin bir hekimle yürüyemeyeceğini, oraya bir robot bile görevlendirilse, o robotun yanacağını söyledi.

    Bakalım eksiklikleri bulunan diğer servislerdekiler ne kadar dayanacak?

    Üstelik ülkede ilaç eksikliği de devam ediyor, halen insanlar ilaç bulamıyor, bir yılı aşkın bir süredir bu sorun halledilemiyor.

    Hastanelerde ve okullarda görevli taşeron işçiler büyük sorunlar yaşıyor.

    Zaten geçmiş yıllarda da yaşıyorlardı ama bu sorunu çöme niyeti yok ki yönetenlerin.

    Bazen maaşları ödenmiyor, bazen yatırımları yapılmıyor, toplu sözleşme talep ettiklerinde işten çıkarılıyorlar. Yıllarca okullarda hademe olarak çalışan bu insanlar, toplu sözleşme istediği için işten çıkarılıyor, taşeron onların yerine yenilerini istihdam ediyor, Eğitim Bakanlığı, hükümet bu durumu yalnızca izliyor.

   Devlet hastanesindeki 84 taşeron işçisinin altı ayı aşkın süredir sosyal sigorta ve ihtiyat sandığı yatırımları yapılmıyor, hastanede çalışan bu insanlar, sigortaları yatmadığı için hastanede tedavi olamıyor, tam bir skandal. Bu insanlar hastanede hasta taşımaktan tutun da kitabet hizmetlerine kadar her bölümde çalıştırılıyor.

    Ancak sorsanız sağlık alanında hiçbir sorun yok, her şey tamam.

    Eğitimde de sorunlar var, okul binaları eski, bakımsız, yıpranmış, içler acısı durumda.

    Yukarıda da dediğim gibi hükümet kanadı, okullardaki hademe sorununun çözülmesi için adım atacağına, konuyu mahkemeye taşıyan ve eylem başlatan sendika ile inatlaşıyor, sorunu görmezden geliyor.

    KIB-TEK’teki ihale oyunları, doğrudan alımlarla göz göre göre milyonlarca fazladan para ödenmesi, halkın parasının çalınması, vicdan yaralayan ve yargıda hesabı sorulması gereken bir durum.

    Polisiye olaylar gittikçe artıyor, uyuşturucudan hırsızlığa, soyguna, şiddete kadar insanın kendisini güvende hissetmemesine neden olan her şey var.

    Ülkede benzer nedenlerle çıkan yangınlar için tedbir alınamıyor, her hafta başka bir yangın, büyük kayıplara neden oluyor.

    Ülke gittikçe daha da pahalı oluyor, vatandaş artan fiyatlara yetişemiyor ama hükümet buna tedbir alamıyor.

     Trafikten, çevreye, sağlığa, eğitime, ekonomiye kadar hemen her alanda çok büyük sorunlar var, maalesef ülke yöneticilerinin dediği gibi geleceğe ümitle bakamıyoruz, tam tersine umutsuzluğumuz artıyor. Onların “hizmet seferberliği başlayacağız, sorunlara çözüm üreteceğiz” sözlerine inanamıyoruz maalesef.

    Çok basit sorunların bile üstesinden gelemeyenlerin, büyük işler başaracağına inanmak için saf olmak gerekir. Boş lâflarla, boş vaatlerle, pembe tablolarla, hamasetle ülkedeki kötü durumu değiştiremezsiniz, maalesef o güveni veremiyorsunuz…

04/10/2022 23:07
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: Böyle bir kaos ortamında halkın geleceğe güvenle bakması mümkün değil
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.