Böyle teker teker azalmak elbette çare değil ama peki çare nedir?

Böyle teker teker azalmak elbette çare değil ama peki çare nedir?

ads ads ads
12/12/2021

ads
ads
ads
Böyle teker teker azalmak elbette çare değil ama peki çare nedir? - Ali Baturay Yazdı

Ali Baturay Ali Baturay


 

Ali Baturay 

Böyle teker teker azalmak elbette çare değil ama peki çare nedir?

 

   Yurt dışında çocukları eğitim gören anne- babalar, kendileri ile benzer durumda olan arkadaşlarıyla bir araya geldiğinde hep aynı şeyi konuşuyor; “Evlatları dönecek mi ülkeye?”

   Çok sayıda gencimiz dönmüyor, eğitim aldığı ülkede yaşamayı seçiyor…

   Halen çocukları eğitim gören aileler, çocukları dönmeyenlerle de bir araya geldiğinde, konu hep aynı… Hatta yakında çocukları eğitime gidecek olanlar da aynı endişeyi taşıyor.

    Bu konuda deneyimli olanlara sorular soruluyor; “Üzülüyorlar mı çocukları dönmedi diye?”

    “Dönmeleri için baskı yapıyorlar mı evlatlarına?”

   “Ülkeye dönmeleri mi daha hayırlı yoksa oralarda kalmaları mı?”

    Üzülürler tabii ki… Kim istemez evladı yanında olsun, ülkesinde yaşasın?

    “Gel” diye baskı yapmalı mı? Baskı ya da duygu sömürüsü yapsa bir işe yarar mı?

     Aileler, evlatlarının ülkeye dönmesini sağlarsa ve burada çocukları mutsuz olursa, buralarda aradığını bulamazsa ve ailelerini sorumlu tutarsa?

     Kimse emin değil ki evladına buralarda bir gelecek sağlayabileceğine…

     Buralarda ne sistem var ne adalet ne liyakat ne fırsat eşitliği ne de insanca yaşama fırsatı…

     Aileler kendileri göremiyor ki önünü, evlatları için bir gelecek tahayyül etsin…

    Ne tuhaf bir duygu değil mi? Bir taraftan evladının yanına gelmesini, ülkesinde yaşamasını istiyor aileler, bir taraftan da “Gelip de bu çirkefte ne yapsın?” diye düşünüyorlar.

    Biliyorlar ferdi kurtuluşların bir toplumu kurtaramayacağını, toplumsal kurtuluş yolunu bulamazsak, böyle teker teker azalmak Kıbrıslı Türklerin lehine değil…

     Ancak ülkedeki kötü şartlar ve sanki giderek de daha kötü olacağı hissi göçü bir şekilde dayatıyor maalesef…

     Sevgili dostum, müzisyen Okan Ersan’ın sosyal medyadaki bir paylaşımını gördüm, o nedenle bu yazıyı yazdım.

     Okan Ersan, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:

     “55-60’lardaki göç dalgası bugünlerde aynen başlamış bulunuyor… Sen de buralarda kalma babacım, artık görünen o ki bu düzenden ne sana ne de diğer gençlere parlak umut dolu günler olacak. Git kurtar kendini en azından çalıştığının karşılığını al ve hem manevi hem kültürel ve hem maddi birikimin olsun… Buraları bitmiş görünüyor. Hangi ana-baba evladına ‘git’ der ki? Ama söz konusu onun geleceği ve umutları ise ben bağrıma taş basar ‘GİT’ derim…”

    Evet böyle diyor Okan Ersan, “Bağrıma taş basar ‘git’ derim” diye bitiriyor paylaşımını. Ülkemizde birçok ailenin yaptığı gibi…

    Merak ediliyor mu acaba kaç aile bağrına taş basıp evladına “git” veya “gelme” diyor?

   Bu ülkeyi yönetenler bunu merak ediyor ve sorun olarak görüyor mu acaba?

   Bakın siyasi partiler erken genel seçim için adaylarını belirliyor bu günlerde.

   Biliyorum ben o aday olanlar içinde evlatları yurt dışımda olan, dönmeyen var, hatta bazı yetkili makamlarda olanların evlatları da dönmüyor ülkeye?

   Evlatlarınız ülkeye dönmedikten, bu ülkede yaşamayı seçmedikten sonra sizin adaylığınızın ya da yetkili bir makama gelmenizin ne önemi var ki?

    “Ülkeye dönsün evlatlarınız, üniversite mezunu çocuklarınız da Güney Kıbrıs’ta en ağır işlerde, inşaatlarda, mandıralarda, domuz çiftliklerinde çalışsın” mı diyorsunuz?

    Hiçbir mesleği bir diğerinden ayırmıyorum ben, tüm meslekler kutsaldır benim için ama yurt dışında bin bir zorlukla üniversiteden mezun olan çocukların, Güney Kıbrıs’ta eğitimiyle hiç ilgisi olmayan en ağır işlerde esir gibi çalışması sizin içinize siniyor mu?

    Fırsat eşitliğinin olmadığı, partizanlığın hâkim olduğu, hak etmeyenlerin bir yerlere geldiği bir ülkede bazılarına Güney Kıbrıs’ta domuz çiftliğinde çalışmak düşmesi, çok mu adaletlidir?

   Hep “yurt dışında eğitim gören” deyip duruyoruz ama ülkemiz üniversitelerinde eğitim görüp de kaçanlar, göçenler de var…

    Öyle kafadan atmıyorum, bizzat bildiğim, tanıdığım gençler var, ülkemiz üniversitelerinde eğitim görüp de yurt dışına göçen…

    Okan Ersan’ın “55-60’lardaki göç dalgası bugünlerde aynen başlamış bulunuyor” sözü abartı değildir, gerçektir ama bazıları bu gerçeği görebiliyor mu acaba ya da görmek istiyor mu?

    Ha siz “Gençler gittiği ülkeden ister gelsin ister gelmesin ister göçsün ister göçmesin, biz zaten yeterince vatandaş yapıyor, nüfusu sağlıyoruz” diyebilirsiniz. Zaten söylemden de sessizce bunu yapıyorsunuz.

    Birileri soracak mı bunun hesabını? Bunları yapanlar bir gün hesap verecek mi? Hayır tabii ki…

    Peki vicdanlarda cezalandırmak yetecek mi? Tabii ki o da hayır…

    Keşke olmasa ama umutsuzluk, çaresizlik, “hiçbir şey değişmez, hatta daha kötü olacak” duygusu ciddi bir şekilde toplumu etkisi altına almış durumda…

    Nasıl olmasın ki? Yaşadıklarımıza bir bakar mısınız? Ufacık güzel bir habere bile hasretiz...

DİĞER YAZILARI
12/12/2021 21:26
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: ali baturay, kıbrıs,
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.