Bu ülkede insanlar fabrikadan çıkma tek tip değil ama hepsi bizim

ads
ads
12/02/2020

ads ads

Ali Baturay Ali Baturay


 “Neden yazmıyorsun Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın The Guardian’a demeci sonrası oluşan atmosferle ilgili görüşlerini?”, “Neden yazmıyorsun Türkiye’nin birçok kesiminden gelen sert açıklamaları, hatta tüm Kıbrıslı Türkleri üzecek hakaretleri?” diye soruyor bazı okurlarımız.

    Daha önce benzer durumlarla ilgili görüşlerimi yazdım.

    Defalarca yazdım, inanın artık yazmak istemiyorum.

    Kaç kez yazayım, kaç kez aynı şeyleri tekrarlayayım?

    Ortadaki tartışmalar, bilgisizce kaleme alınan ya da televizyon ekranlarında söylenen sözler, koca bir toplumu hedef alan hakaretler…

    Her defasında, sanki önceden iyileştirdiğimiz, sanki önceden anlaşıldığınızı sandığınız, sanki önceden toparladığınızı sandığınız her şey bir anda yerle bir oluyor.

    Yeniden toparlamak, yeniden anlatmak gerekiyor, “hayır öyle değil de böyledir”, “hayır aslında demek istenen şudur” ama nereye kadar?

    Buna can dayanmaz, efor yetmez ki. “Game over”, tekrar başla… Oyun değil ki bu…

    Yine Kıbrıslı Türkler, Türk olduğunu kanıtlamak zorunda.

    Yine Kıbrıslı Türkler, Türkiye’yi sevdiğini kanıtlamak zorunda.

    Yine Kıbrıslı Türkler, Rum piçi veya İngiliz piçi olmadığını kanıtlamak zorunda.

    Yine Kıbrıslı Türkler, Türkiye’ye karşı nankör olmadığını kanıtlamak zorunda.

    Yine Kıbrıslı Türkler, Kıbrıs’ta çözüm istemenin, Türkiye halkını sevmemek veya Türkiye’yi istememek olmadığını kanıtlamak zorunda…

    Uğraş babam uğraş… Listeyi uzatabilirim… Sosyal medyada yapılan hakaretleri buraya taşıyamam herhalde. Türkiye’deki bazı medya organlarının ağır ifadelerini de buraya taşımamın bir anlamı yok.

   Kıbrıslı Türkler, yalnızca Türkiye’deki yöneticilere, tüm siyasi parti temsilcilerine değil, 80 milyondaki her bireye dahi kendini kanıtlamak ve hesap vermek zorunda sanki…

   Türkiye’den arkadaşlarım ve öğrencilerim arayıp, “Üzgünsün değil mi?” diye soruyorlar.

   Üzülüyorum… Üzülmemek elde değil…

   Bakmamaya, ilgilenmemeye çalışıyorum ama mesleğimiz icabı ilgilenmemek mümkün değil.

   Sıkıldım artık Türkiye’deki köşe yazarlarına, televizyon programcılarına yazıp, yanlış bildiklerini, duyumlarının gerçek olmadığını, bir iki demece bakıp kişiler hakkında yargıya varmalarının doğru olmadığını anlatmaya… Başka işimiz mi yok yani?

   Öfkelenince bazı mantıklı insanların bile Kıbrıs’a, Kıbrıslı Türklere yönelik “aslında bir hiçsiniz”, “biz olmasak hiçsiniz” anlamındaki bakış açısına tanık olmak insanı üzüyor.

    “Sizi biz kurtardık, bizim istediğimiz gibi yaşayacaksınız” anlayışı hemen güncelleniyor.

    Ne dememi bekliyorsunuz? Dedim daha önce diyeceğimi, yine mi anlatayım?

    Tüm siyasiler kendi konuşmalarından, verecekleri demeçlerden sorumludur, biz o sözleri eleştirebiliriz… Zaman zaman eleştiriyoruz da zaten, sorguluyoruz, “yanlışsınız” da diyoruz ama hakaret edemeyiz, linçe yönelemeyiz.

    Mustafa Akıncı’yı, Ersin Tatar’ı, Tufan Erhürman’ı, Kudret Özersay’ı, Serdar Denktaş’ı, Cemal Özyiğit’i bazen söylediklerinden dolayı biz de eleştirebiliriz ama yurt dışından onlara hakaret edilmesi bize dokunur. Toplum olarak, kendi siyasilerimize kızıyoruz, öfkeleniyoruz, tepki koyuyoruz, onları bazen iktidara getiriyor, bazen muhalefete gönderiyoruz, kimisini yüzde 5 barajının üzerine hiç çıkarmıyoruz, normali de budur…

    Daha iyi olmalarını istiyoruz, onlar iyi çalışır, çare üretirse, biz de daha iyi şartlara geleceğimizi biliyoruz. Başarısızlıklar bazen moralimizi de bozuyor, “neden başaramıyorsunuz”, “neden başaramıyoruz?” diye sitem de ediyoruz. İstismarlara, ihmallere çok kızıyoruz, hemen yargılanmalarını da istiyoruz…

    Umutsuzluk birçok vatandaşımızı göçe zorladı, çıkış yolları arıyoruz. Kavgalarımız, gürültülerimiz, çaresizliklerimizle Kıbrıs Türk halkıyız. Bazen biz bile kendi hallerimize şaşırıyoruz, yeri gelir tepişir, yeri gelir didişir, yeri gelir sevişiriz ama biz böyleyiz…

    Türkiyeli yetkililere sesleniyorum; sözlerini sert ve yersiz bulduğunuz Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da bizim, komik konuşmalar yapan Başbakan Ersin Tatar da bizim, babasıyla birebir örtüştürmeye çalıştığınız ama bunun mümkün olamayacağını anlayamadığınız Serdar Denktaş da bizim, akademik hayattan siyasete transfer ettiğimiz Tufan Erhürman ve Kudret Özersay da bizim, Eğitim Bakanlığı günlerinde görüşlerini beğenmediğiniz Cemal Özyiğit de bizim…

    Aykırı azınlık diye gördüğünüz siyasi partiler ve örgütler de bizim. Milliyetçisi de, sosyalisti de, ırkçısı da… KIBRIS Gazetesi de, Afrika Gazetesi de, Yenidüzen Gazetesi de, Havadis Gazetesi de, Halkın Sesi Gazetesi de, Kıbrıs Postası Gazetesi de ve diğer tüm gazeteler, medya organları da bizim… Kimisi ilkeli, kimisi güdümlü, kimisi çok yanlı birçok medya organının tümü de bizim…

    Biz bunlarla varız… Fabrikadan çıkma tek tip değiliz, türlü türlüyüz, renk rengiz. Bütün ülkelerde olduğu gibi… Normal değil mi bu? Bence normal… Türkiye de geniş bir kültürel ve sosyal ağla örülmüş değil midir? O koca ülke içinde, size değerli gelen bazı şeyleri reddeden yok mu? Asi, aykırı dedikleriniz yok mu? Var, biz biliyoruz, görüyoruz. Sizde de var bizde de var…

   Beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz, kısır bir döngü içinde hep aynı sorunları yaşayan bir toplum olarak görebilirsiniz bizi ama malzememiz bu… Size göre daha farklıyız, size göre tuhaf konuşan, tuhaf davranan, tipik adalı rahatlığını üzerinde fazlasıyla taşıyan bir toplumuz ama biz buyuz… Bir aidiyetimiz var bu adacığa, bir kültürümüz, ütopik hayallerimiz de var, olmasın mı?

  Biz zaten kendi zaaflarımızın da farkındayız, bazı şeyler düzeltmek de istiyoruz, çabalıyoruz, siz parayı kesince kendi ayaklarımızın üzerinde durma pratikleri de yapıyoruz ama hiçbirimiz hakareti hak etmiyoruz. Konuşmalar, konuşulanlar üzerine savaş çıkarmanın kimseye faydası yok. Er veya geç yüz yüze, yan yana gelecek, yine ortak değerleri olan şeyleri paylaşacak, başına bir şey gelse birbirine koşacak, bir şekilde kader birliği yapacak Türkiye halkı ile Kıbrıs Türk halklarının birbirinin kalbini bu kadar kırmasının, birbirini düşman gibi görmesinin hiçbir anlamı ve faydası yoktur.

DİĞER YAZILARI
12/02/2020 15:47
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: ali baturay
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.