Budama değildir bu yaptığınız, nedensiz çirkinleştirmedir

ads ads ads
20/02/2021

ads
ads
ads

Ali Baturay Ali Baturay


Lefkoşa okullar yolundan geçtim dün ve çok sinir oldum…

   Türk Maarif Koleji’nin (TMK) karşısındaki ağaçları budamışlar…

   Tabii “budama” diyoruz da ben buna “budama” değil, “katletme” diyorum, “çirkinleştirme” diyorum.

   O güzelim ağaçların en güzel dallarını kesmişler, ağaçları kel etmişler, köklerini bırakmışlar.

   İnsan durup dururken güzel olanı ne diye çirkine dönüştürür ki?

    Lefkoşa okullar yolu, o bölgedeki okullardan daha çok o güzelim ağaçlarıyla hafızalara kazınmıştır.

    Lefkoşa okullar yolunun simgedir o bölgenin ağaçları…

    Şimdi TMK’nın karşısındaki ağaçları çirkinleştirdiler, kim bilir yarın ya da bir sonraki gün Şehit Hüseyin Ruso Ortaokulu ile TMK arasında kalan ve yolun her iki tarafından birleşen adeta doğal bir çatı oluşturan ağaçları da katlederler, pardon budarlar.

    Kim bilir biraz daha ileride Polis Genel Müdürlüğü’nün karşısındaki dev ağaçları da katledersiniz, bu ağaçların yine yolun karşısındaki ağaçlarla ahengini, yükseklerde adeta birbiriyle iç içe geçişini, altından geçerken adeta bir kanaldan geçermiş hissi verişini de yok edersiniz.

    O ağaçlara hiç bu gözle baktınız mı? Defalarca altından geçtiğiniz ağaçların güzelliğini hissettiniz mi hiç, ruhunuzu okşadı mı bir kez olsun?

    O bölgede yolun her iki tarafındaki ağaçların yükseklerde birleşmesini fark etmediniz mi?

    O ağaçlar o caddede olmasa okullar yolu bu kadar güzel olmazdı.

    TMK’nın karşısındaki ağaçları katlettiler ya, caddedeki diğer güzelim ağaçları da çirkinleştireceklerinden korkuyorum.

    Ben bu şekildeki derin budama işine taktım zaten, hiç sevemedim, ne zamandır da bu konuyu yazmak istiyordum, ülkede bu kadar sorun varken bunu yazmanın, bunu konuşmanın “zamanı olmadığını” düşündüm ama bugün TMK’nın karşısındaki çirkinliği görünce artık dayanamadım.

   Daha önce okullar sahasının önündeki ağaçları çirkinleştirdiklerinde zaten asabım bozulmuştu.

   Tabii Mağusa’dan, Güzelyurt’tan, diğer kentlerden gönderilen fotoğraflardaki çirkin budamaları gördükçe de sinir oluyordum…

   Ağaçlar kentlerin güzelliğidir, o beton yığınlarının arasında nadide kıymetli parçalardır ağaçlar ve diğer yeşil alanlar ama özellikle de ağaçlar.

    Ağaçlar kentlerin nefes almasını sağlayan kıymetli varlıklarımızdır ama gerçek anlamda ağaç olarak, dalıyla, yaprağıyla, göğe doğru uzanan ihtişamıyla…

    Her kentte, her sokakta o ihtişamlarını yok edip de köklerini bırakırsanız aynı etkiyi yaratmazlar.

    Biliyorum, “Bilimseldir yaptığımız, onlar yine açacak” diyeceksiniz. Hiç umurunda değil, ne zaman açacaklar, sen git 100 yıllık ağacı katlet, sonra da ben 8- 10 sene bekleyim bir şeye benzemesini.

    “Aynısı gibi olmasını” demiyorum, çünkü bu şekilde kesilen ve kökü kalan dev ağaçların bir daha aynı şekle gelmesini görebilmek için çok sayıda insanın ömrü yetmez.

    100- 150 senede o hale gelen ağacı kesecek, kökünü kasap kütüğü gibi bırakacaksın sonra da bana “yeniden açacak” diyeceksin. Hade yahu siz da, bizimle dalga geçmeyin.

     Birçok ağaç hatalı budandığı için yeniden açsa da tüm özelliğini kaybediyor, evet açıyor ama hiçbir zaman eski haline dönemiyor, bu kez de çirkin oldu diye onu kökünden kesmeye karar veriyorlar.

     Daha genç ağaçlar budandıktan sonra belki eski haline uzun zaman da alsa dönebiliyor ama o süre neden yaşansın?

     Neden sağlıklı, görkemli, hiçbir tehlike arz etmeyen ağaçlar derin derin budansın?

     Neden güzelim ağaçlar sanki de bir iş yapılıyormuş gibi çirkinleştirilsin?

     Varsa insanlar için araçlar için tehlike arz eden dal, onu kesersiniz ama o kadar; tüm ağacı kesip kütüğe çevirmenin ne anlamı var?

     Ben çirkince budanan TMK’nin karşısındaki ağaçların altında çok oturdum.

     Muhabirken TMK sınavına giren çocukların çıkmasını, ailesiyle demirlerin arkasından konuşmalarının fotoğrafını çekmek, ailelerle çocuklarla konuşmak için bu ağaçların altında çok bekledim.

     Gün geldi iki çocuğum da TMK sınavlarına girdi, yine bu ağaçların altımda sınava girip çıkmalarını bekledim.

     TMK’da eğitim görüyorlar, yine bu ağaçların altında bekledim okul zili çalsın da eve götüreyim diye.

     Gölgelerinde çok oturdum, gölgelerinde oturmasam da yer bulduğumda aracımı onların altına park ettim, bekledim.

    Hissettim ben o ağaçları, hep varlıklarının farkındaydım. O ağaçlar yalnızca ağaç değildir, yüzlerce insanın anılarına tanıklık eden bizden birileridir onlar, bizimdir, ailemiz gibidir, o caddenin güzelliğidir.

    Siz sevdiklerinizin durup dururken, hiç neden yokken orasının burasının kesilmesini, sonra da yeniden tedavi edilmesini bekler misiniz? Bir de bu gözle bakın ağaçların katledilmesine.   

    Yalnızca Lefkoşa okullar yolundaki ağaçlar değil, Güzelyurt’ta 150 yıllık ağaç kütük haline getirilirken, Mağusa’da göğü delercesine uzanan 80 senelik ağacı parça parça edip, sobalara, şöminelere birileri onları taşırlarken de aynı şeyleri hissediyorum.

    Yeter artık, bırakın ağaçların peşini. Covid-19 şartlarında bu kadar sorun varken, yapacak o kadar iş varken, vatandaşların sokakta olmayışını fırsat bilip ha bire ağaçları budama adı altında çirkinleştiriyorsunuz…

    İnsanın aklına kötü kötü şeyler geliyor; artık bu işin ticarete dönüştüğünü söylersem, bu ağaçların dallarını, gövdelerini oduna dönüştürüp para kazanmak istediğinizi düşünürsem ayıp mı etmiş olurum?  

    Ne yapıyorsunuz kestiğiniz dalları, gövdeleri satmıyor musunuz? Çöpe mi atıyorsunuz, garibanlara mı bağışlıyorsunuz? Ayıp mı ediyorum bunları düşünerek? Ayıp ediyorsam da sizin ağaçları çirkinleştirdiğiniz kadar ayıp etmiyorumdur sanırım…

20/02/2021 11:25
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: ali baturay, haber, kıbrıs, kktc, yorum, yazı, kıbrıs haberleri
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.