HABER KIBRIS

Çabuk Geçerken Zaman

ads
30/12/2017


ads

Ahmet Okan


Sene 2017.

Aralık ayının 29’u.

Bir sabah vakti.

Hava parçalı bulutlu.

Tahmini hava sıcaklığı 20 santikrat derece.

Deniz hafif dalgalı.

Haftasonu yer yer yağmur beklenmekte…

Genç bayraklar vardır,
Barış düşünür,
Kuyularda işçi mavilikleri.
Ben hepsini düşünürüm,
Yirmidört saat
Ve seni düşünürüm,
Karanlık, hırslı…
Seni, cihanların aziz meyvası
İlan-ı aşk makamından bir mısra,
Yeşerip, kımıldar içimde,
Düşer aklıma gözlerin…

Sokaklar kalabalık.

Bir araba gürültüsü akıp gidiyor yollarda.

Herkes bir yerlere yetişecekmiş gibi…

Yılın son iki günü ansızın akan yağmurlar gibi akıp gidiyor zaman…

Gazetelerde, radyolarda seçim haberleri.

Vekil adayları sokaklarda.

Dairelerde, okullarda yeni yıl partileri…

Yeni yıl kutlamalarına takan yobazlar var…

Bir yeni yıla, kısa bir süre de olsa her şeyi unutarak girmek ne güzel!

Ama gel anlat zindanlarda yatanlara ki hasret fena vurur böyle zamanlarda, halden düşer; prangalar eskir.

Ahmed Arif konuşuyor:

Seni anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana.
Ard- arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu
Dışarda gürül- gürül akan bir dünya…
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.

Yine çabuk mu geçiyor zaman?

Sabah olmadan akşam mı oluyor her gün?

Kim yetişecek mutluluğun resmini yapmaya?

Yapılabilir mi gerçekten?

Ne demişti usta?

Küba’dan döndüm bu sabah
Küba meydanında altı milyon kişi akı karası sarısı melezi ışıklı
bir çekirdek dikiyor çekirdeklerin çekirdeğini güle oynaya
sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin
işin kolayına kaçmadan ama
gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini
değil
ne de ak örtüde elmaların
ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolanan kırmızı
balığınkini
sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin

 

Abidin de cevap vermişti:

Kokusu buram buram tüten
Limanda simit satan çocuklar
Martıların telaşı bambaşka
işçiler gözler yolunu.
inebilseydin o vapurdan
Ayağında Varna’nın tozu
Yüreğinde ince bir sızı.
Mavi gözlerinde yanıp tutuşan
hasretle kucaklayabilseydim
seninle, bir daha.
Davullar çalsa, zurnalar söyleseydi
Bağrımıza bassaydık seni Nazım,
Yapardım mutluluğun resmini
Başında delikanlı şapkan,
kolların sıvalı, kavgaya hazır
Bahriyeli adımlarla düşüp yola
Gidebilseydik Meserret Kahvesine,
ilk karşılaştığımız yere
Ve bir acı kahvemi içseydin.
Anlatsaydık
o günlerden, geçmişten, gelecekten,
Ne günler biterdi,
Ne geceler…
Dinerdi tüm acılar seninle
Bir düş olurdu ayrılığımız,
anılarda kalan.
Ve dolaşsaydık Türkiye’yi
bir baştan bir başa.
Yattığımız yerler müze olmuş,
Sürgün şehirler cennet.
işte o zaman Nazım,
Yapardım mutluluğun resmini
Buna da ne tuval yeterdi;
ne boya…”

Bu habere tepkiniz:
TAGS: Çabuk Geçerken Zaman, Ahmet Okan
MANŞETLER

HK Ahmet Okan

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems