Ciddi yaş farkı ve farklı siyasi görüşler, insanların arkadaş olmasına engel değil

ads ads ads ads
25/04/2021

ads
ads
ads

Ali Baturay Ali Baturay


    Gazeteciliğin en güzel yanlarından birisi, fazlaca insan tanımaktır, hemen her kesimden, her mevkiden, çünkü haber yapmak, yazı yazmak amacıyla muhatap oluyorsunuz.

    Çoğu kez de başkaları sizi arıyor, haberlerini yapmanızı isteyerek ya da yazdıklarınıza tepkisini koymak için… Böyle böyle tanıdıklarınız artar, çoğu kez bir tepki telefonuyla ya da “şunu da yaz” diye bir istihbaratla başlayan konuşma, dostluklara evrilir.

    Geçen gün vefat eden Rüstem Tatar’la biraz geç tanıştık… Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilk Sayıştay Başkanı (1960-63), Kuzey Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin ilk Maliye Bakanı (1967-76), Kıbrıs Kayıp Şahıslar Komitesi Türk üyesi (1984-2005) ve toplumlararası görüşmelerde Kıbrıslı Türk danışman olan Rüstem Tatar’ın bu hizmetlerinden haberim vardı ama bazen tanışmak için fırsat olmuyor işte… Bazı etkinliklerde görmüştüm ama konuşmamıştık hiç...

    2018’de önce telefon arkadaşı olduk, 2019’da da KIBRIS Gazetesi’ne ziyaretime gelmeye başladı, tanıştık ve arkadaş olduk…

    Santrale bakan arkadaşımız bir gün “Rüstem Tatar arıyor seni” demiş ve bağlamıştı…

    Bir köşe yazımla ilgili aramıştı, sürekli okuyucum olduğunu ve yazılarımı beğendiğini söylemişti.

    Siyasi görüşlerimizin farklı olduğuna dikkat çekip, özellikle Kıbrıs sorunuyla ilgili yazdıklarıma katılmadığını açıkça ifade etmişti.

    Ancak Kıbrıs sorunu dışındaki yazılarımı çok beğendiğini söylüyor ve bazı toplumsal sorunlara dikkat çekip o konularda da yazmamı tavsiye ediyordu.

     Ziyaretime geldiğinde dakikalarca konuşuyorduk ve muhabir arkadaşlar, “Ne buluyorsunuz konuşacak bu kadar uzun?” diye soruyordu.

     Ne bulmazdık ki? Rüstem Bey tam bir tarihti, ülkenin birçok önemli dönemine tanıklık etmişti, aklıma onlarca soru geliyor, soruyordum. Yani konuşan o değildi, konuşturan bendim…

     Rüstem Bey, “Karşı görüşleri dinleme tahammülün varsa, bu ülkede neden federal çözüm olmayacağını anlatacağım sana” demişti.

     Tabii ki benimle aynı şeyleri düşünmeyenleri, karşı görüşte olanları da dinlerim, Rüstem Bey’i de dinledim.

     Uzun uzun anlattı… Rüstem Bey, Kıbrıslı Rumların federal çözüme, Kıbrıslı Türklerin baktığı gibi bakmadığını, amaçlarının farklı olduğunu söylüyordu. Ona göre Kıbrıslı Rumların federasyondan beklediği ile Kıbrıslı Türklerin beklediği farklıydı…

      Rum tarafının hiçbir dönemde müzakerelerin çözüme kavuşmasını istemediğine yürekten inanıyordu Rüstem Bey, “Ben yaşadım gördüm, maalesef bu böyledir” diyordu.

      Rüstem Tatar, Rum tarafının her zaman ilk söyleminin “gelin de konuşalım” olduğunu ama bunun da asla çözüme katkı sağlamadığını belirtiyordu.

       Rüstem Bey, “Federal çözüm çabalarının sonuç vermeyeceği ve bunun dışında bir çözüm arayışı içinde olmamız konusunda seni ikna edemediğimi ve edemeyeceğimi biliyorum ama geçmişte bu konularda İngilizce olarak yazdığım iki yazımı Türkçeye çevirip KIBRIS Gazetesi’nde yayınlar mısın?” diye sormuştu.

       Kabul ettim tabii ki… Rüstem Bey’e; “Ben federal çözüm yanlısı birisiyim, bunu da gizlemiyorum ama KIBRIS Gazetesi her görüşten insanın gazetesidir ve bu gazetede her görüşe yer vardır, yazılarınızı çevirip gazetede kullanacağız” dedim.

      Rüstem Bey’in yazıları; Türk toplumu adına Enformasyon Dairesi’nin bir dönem günlük çıkardığı “News Bulletin” isimli gazetede yayınlanmıştı. Birisi 19 Ağustos 1977’de yayınlanan “Kıbrıs’ta Gerçekçi Bir Çözüm” ve diğer de 4 Mart 1978’de yayınlanan “Kıbrıs’ta Ne Tip Bir Federasyon” başlıklı yazılardı.

     Rüstem Bey, yazıların Türkçeye çevrilmesi işine çok önem vermişti. KIBRIS Gazetesi Dış Haberler Editörü Ramazan Safa ile birkaç gün mesai yapmıştı Rüstem Bey…

     Çevrileri satır satır kontrol etmişti, yetmemiş KIBRIS Gazetesi’nin kardeş kuruluşu İngilizce yayınlanan Cyprus Today’in editörlerine de kontrol ettirmişti.

     Yazılar 19 Ocak 2019 günü yayınlanmıştı. Rüstem Bey’le yapığımız kısa röportaj ve bu iki yazının gazetede çıkması, hatta ön sayfadan vermiş olmamız onu çok mutlu etmişti.

     Haberin başlığı için esprili bir pazarlık yapmıştım Rüsten Bey’le; “Başlık da benim görüşüme uygun olsun, konuşmanızın bir yerinde ‘Adada kalıcı barışı görmek istiyorum' dediniz, onu başlık yapsam ne dersiniz?” dedim.

     Gülümsedi ve “Kendi görüşüne yakınlaştırmak mı istiyorsun? Olsun tabii ki, çünkü gerçektir, adada kalıcı barışı görmek istiyorum” dedi. Gülüştük… Teşekkür ettim.

     Rüstem Bey, “Benim bu ülkede çözümü, barışı göremeyeceğim aşikardır. Sen benim oğlum yaşındasın ama sen de göremeyeceksin büyük ihtimalle, inşallah çocukların, torunların görür” dedi. Evet, Rüstem Bey tahmin ettiği gibi Kıbrıs’ta bir çözümü göremedi. Umarım benim de göremeyeceğim yönündeki öngörüsünde yanılır.

     Rüstem Bey, ülkede devlet otoritesinin gittikçe bozulduğundan, devlet daire ve kurumlarında gittikçe disiplinin bozulduğundan, günümüz siyasileri ve devlet yöneticilerinin geçmişin çok gerisinde kaldığından söz eder, buna üzüldüğünü söylerdi.

     Rüstem Bey, “Şu saatte geleceğim” derse, mutlaka o saatte gelirdi, dakikti. Gazeteye ziyaretimize gelirken, bir iş görüşmesine, önemli bir toplantıya katılacakmış gibi davranırdı… Her zaman kılık kıyafetine dikkat ederdi, mutlaka takım elbise giyer, kravat takar, parıl parıl ayakkabılarıyla karşımıza çıkardı…

    Sayın Esrin Tatar’ın Başbakan olduğu dönemlerde Rüstem Bey bana bir gün, “Oğlumu, Ersin Tatar’ı da eleştiriyorsun ama fenalığı için yapmadığını biliyorum” demişti. Rüstem Bey, Ersin Bey’e de söylemiş; “KIBRIS Gazetesi’nde başyazıları ve Ali Baturay’ın yazılarını oku, ilk başta kalp kırıcı gibi gelebilir ama aslında yol göstericidir, insan kendi hatalarını göremez, böyle görürsün” demiş.  

    Rüstem Bey, dikkatli bir okuyucuydu, “Başyazılar KIBRIS Gazetesi patronunun görüşleri çerçevesinde yazılıyor ama fark etmediğimi zannetme, onları da sen yazıyorsun. KIBRIS Gazetesi şapkasını takıp, daha çok Asil Bey’in görüşleri çerçevesinde yazıyorsun, sonra o şapkayı çıkarıp kendi köşende kendi görüşlerini yazıyorsun değil mi?” demişti… Tespiti doğruydu, KIBRIS Gazetesi’nde çalışırken başyazıları genelde ben yazardım, yalnızca milli günlerde başyazıları Akay Cemal Abime yazdırırdım…

      Rüstem Bey, “Ersin Tatar’ın icraatlarını eleştir ama ne olur kişiliğine girme, onu rencide etme, üzme. Çünkü o çok iyi bir insandır. Erken öfkelenir ama kalbinde fenalık yoktur. Kin tutmaz, bağışlayıcıdır. Bugünlere tırnaklarıyla kazıya kazıya geldi. Çocukluğunda anne acısı çekti, küçük yaşta annesiz kaldı, artık üzülmesin, geldiği noktalarda başarılı ve mutlu olmasını istiyorum” demişti.

    Rüstem Bey’e, “Ben zaten kimsenin kişiliğine girmem, hakaret etmem, kimseye garezim olmaz, yalnızca yanlış bulduğum icraatları eleştiririm. Bunlar Ersin Bey için de geçerlidir” dedim.   

    KIBRIS Gazetesi’nden ayrıldığımda Rüstem Bey beni aradı ve çok üzüldüğünü söylemişti ama “Elbet vardır bir sebebi, Allah yardımcın olsun, yeni yerinde başarılar dilerim” demişti

    Arada ciddi yaş farkı olsa da siyasi görüşler farklı olsa da çok hayati konularda aynı şeyler savunulmasa da insanlar arkadaş olabilir ve paylaşacakları çok şey bulabilir. Hele arkadaşın biri bir tarih kitabı, bir ansiklopedi kadar bilgi dolu biriyse, böyle bir arkadaştan bir şeyler öğrenmek, nasihatler almak güzel olmaz mı? Olur tabii… Ben de onu yapmaya çalıştım… Güle güle arkadaşım, tüm hizmetlerin için teşekkürler… Ailesine başsağlığı dilerim, nur içinde yatsın Rüstem Bey…

   

 

DİĞER YAZILARI
25/04/2021 17:54
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: Ciddi yaş farkı ve farklı siyasi görüşler, insanların arkadaş olmasına engel değil
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.