Çıkarlarım – Haklarım – Gücüm
23/04/2012
Çiğdem Dürüst
Çıkarlarım – Haklarım – Gücüm
(Müzakere-1)
Kendimizi etkileyecek kararlarda söz sahibi olmak isteriz. Başkaları tarafından dikte edilen kararları kabul etmek istemedikçe farklılıklar ve çatışmalar ortaya çıkar. Farklılıkların ve çatışmaların olduğu her koşulda yapıcı ve barışçıl bir sonuca ulaşmanın yolu müzakere etmektir. Müzakere yaşamın bir parçasıdır.
Bizim için müzakereye sadece yaşamın bir parçası demek ise çok hafif kalır. Çünkü müzakere demek bizim için adeta gelecek demektir. Çocuklarımızın mutluluğu demektir. Adamızın kalıcılığı ve yaşanabilirliği demektir. Kültürümüzün yaşatılması demektir. En önemlisi varlığımızın korunması ve varoluşumuzun güven altında kalması demektir.
Müzakere bizim için güven demektir; barış demektir. Birilerinin kendi yurdumuzdaki sıkışmışlığımız üzerinden politika yapmaya son vermesi demektir.
Her gün “Bizi ne bekliyor?” sorusu ile yaşamamak demektir.
O bitmeyen müzakerelerden çıkar bekleriz; adalet bekleriz; paylaşım bekleriz.
Dedim ya Kıbrıs’a umudunu bağlamış halkın müzakerelerden beklentisi çoktur. Müzakereden anladığı da, müzakereye yükledikleri de çoktur.
***
Normalde müzakere çatışmadan doğar. Çatışma sonrasında çözüm için taraflar bir araya gelir.
Tıpkı bizimkilerin yaptığı gibi… Buraya kadar her şey normal! Olması gerektiği gibi… Ancak devamında müzakere amacından uzaklaşıverir bizde. Sihirli bir el dokunmuşçasına müzakereye, yol, yordam değişiverir bizim müzakerede. Tarafların sayısı artar, önerisi artar… Bir şeyler oluverir ve bizim müzakere tepetaklak yuvarlanır. Sil baştan olur.
Oysa normal şartlarda sonuçlandırılabilecek bir müzakereyi:
- Çıkarların uzlaştırılması
- Kimin haklı ya da doğru olduğunun belirlenmesi
- Kimin güçlü olduğunun belirlenmesi için yapmak gerekir.
Bizde ise amaçların dozajları karıştırıldığından ortaya sonuçlanamayacak bir müzakere çıkıveriyor.
Müzakere edenler kendilerini kaptırınca, bize de benimsemediğimiz açıklama ve uzlaşımlar kalıyor ki kıyamet de ondan sonra kopuveriyor.
Bizim müzakerelerde konu çıkarların uzlaştırılmasından ziyade bir haklılık yarışına, ardından da bir güç yarışına dönüştüğünden, çıkarlar arada kaynayıp gidiyor. Halk ne oluyor derseniz: Kaynayıp gidenler arasında yok oluşa sürükleniyor. Esas korunması gereken çözüm fikri, çözümün Kıbrıs’a ve Kıbrıslılara getirisi noktası ise çok aşağılara düşerek gözden kayboluyor.
***
Hiç maliyet hesabı yapılmadı bizim müzakerelerde mesela. Yıllardır neler oldu, çözümsüzlük bize ne getirdi ve ne götürüyor konusunu hiç tartışmadık.(Tartışırmış gibi yaptık sadece) Kazandıklarımız ile kaybettiklerimizi alt alta yazıp çizgiyi çekmedik. Çıkan sonucun anlamını hiç sorgulamadık.
Sorgulamak isteyenleri de hainlikle suçladık…
Gediğimiz noktada uzlaşılan ve uzlaşılamayan konulardaki tatmin durumumuzu da incelemedik. Görüşmelere bu doğrultuda devam edersek veya sona erdirirsek “bizim çıkarlarımızın” nasıl etkileneceğini hiç incelemedik.
Bizi yönlendirenlerin ve yönetenlerin çıkarlarının muhasebesi hep bizimkilerden önde gidiyor.
***
Bırakın artık güç ve haklar konusundaki gözlerinizi kör eden ince noktayı beyler! Çıkarlarımıza bakın. Ama kendinizinkilere değil; Kıbrıs’ımızınkilere, Kıbrıslılarınkilere. Kısa, orta ve uzun vadeli çıkarlarımızı inceleyin, planlayın.
Başka devletler yüz yıl öncesinden bugünü planlayarak kademeli ve planlı bir şekilde amaçlarına ulaşırken, bırakın duygularla, minik minik çıkarlarla uğraşmayı. Bu ne devlet insanlığıdır ne de çıkar korumacılığı.
Bunun adı sadece bencillik ve iş bilmezliktir.
Hatta ileride ihanet bile olabilir.
Çok dikkatli olun. Çünkü şimdi sürülen saltanatlar, gelecekte size olmasa da çocuklarınıza bir utanç kaynağı haline dönüşebilir.
Hala Kıbrıslı hissediyor ve hala Kıbrıs’ı seviyorsanız tabii…
Çiğdem DÜRÜST
Not: Yarın, bu köşeden “İlkeli Müzakere Yöntemi”ni okuyabilirsiniz.
- Dikiverin iki tane de şuracığa
- Vizyonsuzluk arabacılığa benzemez
- Fiilerin ezdiği otsun!
- Beni sözümden döndüren fransız ihtilalidir
- Eylem bahane tatil şahane
- Rahmetli nenem iktidara talipti…
- Hükümet hırsız mı kızgın mı?
- Haydi BES iş başına!
- Her konuda herkes ahkam kesemezmiş
- Haydi sarayda tencere çalmaya
- TÜM YAZILARI için tıklayınız

















































































































































