Çocuklarının karnını doyurmakta zorlananlar, onlara nasıl gelecek sunacak?

ads ads ads
08/06/2021

ads
ads
ads

Ali Baturay Ali Baturay


Moral bozucu günlerden geçiyoruz, önümüzü göremediğimiz ve geleceğimizden endişe ettiğimiz günlerden… “Bu ülkede hayat kalmadı” diyenler çoğaldı…

     Markette kolumdan tutan bir adam, “Ben şu anda üç çocuğumun karnını zor doyuruyorum, onlara nasıl gelecek sunacağım?” diye sordu. Göz göze geldik adamla, ne diyeceğimi bilemedim…

      Devam etti adam; “Ezilip eleniyorum, bir yol kat edemiyorum… Ülkeyi yönetenler halden anlamıyor, durumumuzu bilmiyor… Halkın bazı rahat kesimleri de bizim gibileri göremiyor… Herkese sıra gelecek, bak müteahhitler de ağlıyor…”

      İş kıyafetleri makine yağı içindeydi ya makinistti ya da bir fabrikada teknisyen…

      Adam, markette arabasını eşya dolduran bir kadını işaret etti; “Ben bırak arabayı, elimdeki sepeti dolduramıyorum. Acaba o kadın benim halimden anlar mı?” dedi.

      “Kim bilir anlar belki… Sen dedin, ‘herkese sıra gelecek’ diye. Sana hak veriyorum, ben de gelecek göremiyorum. Benim de endişelerim var” dedim.

      Bende ne sepet ne araba vardı, yalnızca iki gazete almak için markete girmiştim, bir şey satın almıyor olmak rahatlattı beni nedense. “Bu adamın yanında iyi ki sepeti falan doldurmadım” diye düşündüm. Bir rahatsızlık kapladı vücudumu…

      Yanımıza bir adam daha geldi, “Az önce bir haber düştü internete, ‘32 yaşında bir genç evinde ölü bulundu’ yazıyor haberler. Ölü bulundu da neden ölü bulundu? Yazmıyorsunuz ama intihar etti, intiharlar arttı, saklamayın. İntiharları saklamayın ki, bu ülkeyi yönetenler gerçekleri görebilsin” diye çıkıştı bana.

      “Okuyorum seni, geçen gün yazmıştın ‘emsal teşkil etmesin diye’ intiharları sakladığınızı ama yapmayın. Gerçekleri saklamayın, saklasanız da engelleyemeyeceksiniz, millet kahrından ölüyor, millet kalpten gidiyor, millet intihar ediyor efendi, yazın bunları” deyip gitti.

     Adeta sersem oldum, haklıydı aslında, tam dediği gibi “habercilik etiği”, “emsal teşkil etmesin” diye intiharları gizliyoruz, “evinde ölü bulundu”, “apartmandan düştü” diye yazıyoruz ama galiba gerçekten de doğru yapmıyoruz. Ortadaki vahametin görülmesini mi engelliyoruz diye kendi kendimi sorguladım.

      Yıllar önce, yaklaşık 20 yıl önce falan bu intihar haberlerinin ön plana çıkarılmaması için çok uğraş verdik, bu konuda medyada konsensüs sağlanması için çok çaba sarf ettik. Şimdi sırf siyasiler gerçeği görsün diye, 20 yıl öncesine gidip intiharları ön plana mı çıkaralım? O da doğru gelmiyor bana… Hem ülkeyi yönetenler bunları görmüyor mu? Görüyor, biz gördüğümüze göre onlar da görüyor ama hiçbir şey olmamış ve her şey tamammış gibi davranmaları can sıkıyor.

     Bu düşünceler içinde kasaya doğru giderken, nakit ödeme yapan, aldıklarının parasını tamamlamak için cüzdanındaki madeni paraları arayan kadın döndü bu kez bana; “Emekliyim, bu emekli parasıyla geçinemiyoruz, bak tek tek demir para sayıyorum ama önce hayat pahalılığı ödeneğini kesmek için uğraştılar, şimdi maaşımızdan vergi kesiyorlar. Gözleri biz emeklileri görüyor hep… Yaz bunları, hakkımı helal etmem bunlara” dedi.

    “Yazdım bunları, hep yazıyorum haklısınız” dedim, ne diyeyim ki? Her markete gittiğimde böyle serzenişlerle karşılaşıyorum. Vatandaşlar kan ağlıyor.

   Merak ettiğim şu; markette, sokakta, mağazalarda bize bu şikayetleri yapan vatandaşlar, zaman zaman geziler düzenleyen, halkla buluşan ülke yöneticilerine de bunları anlatıyor mu, şikayetlerini yüzlerine karşı yapıyor mu?

    Durmaksızın pembe tablolar çizen ülke yöneticilerine gerçek tabloyu ortaya koyuyor, gösteriyorlar mı?

    Vatandaşların dediği gibi, çözemediği sıkıntılarından, sorunlarından dolayı insanlar kalp krizi geçirip ölüyor, hem de çok genç yaştaki insanlar.

    Kendini çaresiz hisseden birçok kişi canına kıyıyor, bunları görmek lazım. Ertelenen borçlar geldi, davalar başladı, mazbatandan birçok kişi hapis yatacak, bunları ülke yöneticileri görmeli.

    Ülke yöneticileri çare üreteceğine durmaksızın emekçiden, emekliden kesmeye, onları daha da fakirleştirmeye çalışıyor.

    Adam diyor ki; “Ben karınlarını doyurmakta zorlandığım çocuklarıma nasıl gelecek hazırlayacağım?”

   Çok haklı, kim istemez ki insan gibi yaşasın, çocuğunu insan gibi yaşatsın, eğitimini sağlayabilsin, onu evlendirebilsin… Birçok kişi bunları göremeyeceğini, yapamayacağını düşünüyor.

    Göç düşünüyor birçok kişi de bunun nasıl olacağını da bilemiyor… Ülkeyi yönetenler bunları göremiyor, görmek istemiyor, o kadar çaresiz bırakıyorlar ki vatandaşlarını, insanlar “yolun sonuna gelindiği” hissine kapılıyor.

     Ekonomik sorunlar yanında demokratik sorunlar da yaşanıyor ülkede, insanlar her bakımdan boğazı sıkılıyormuş gibi hissediyor, moral değerler dibe vurmuş durumda… Geçmişte de devlet olmanın gerekleri yerine gelmiyordu ama son dönemde bu çok daha net bir şekilde görülüyor ve deneyimleniyor.

    Marketteki vatandaşların dediği bir söz daha önemliydi; müteahhitlerin, köy yolları projelerinin Türkiye’den iki firmaya verilmesine yönelik tepkisine dikkat çekip, “Herkese sıra gelecek” demişti.

    Haklıydı, bireyselleşmek, kendi sektörünün sorunlarını gündeme getirip, başkasının soruları karşısında susmak, “beni ısırmayan yılan bin yaşasın” demek, hatta sektörler, kesimler arası kavga etmek, fayda etmez, tam tersine bize zarar verir. Herkese bir gün sıra gelir de onu savunacak biri kalmaz.

DİĞER YAZILARI
08/06/2021 19:00
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: ali baturay
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.