Covid-19’u küçümsemeyin, masumlaştırmayın, üzerinde propaganda yapmayın

ads ads ads ads
29/08/2020

ads
ads

Ali Baturay Ali Baturay


   Bu ülkede tüm kötü şeyler normalleştirilmeye çalışılıyor.

   Kötü, yanlış olan şeyleri düzeltmektense, onlarla birlikte yaşamamızı, onlara alışmamızı istiyorlar.

   Bunu en çok da ülke yöneticileri yapıyor.

   Ülkeyi mümkün olduğunca iyi noktalara getirmek, halkının sorunlarını çözmek varken, mümkün olduğunca halkın gözlerine perde indirmek isterler.

   Birçok konuda tutumları budur, siz başka türlü görürsünüz, onlar başka türlü görür ve onu size dikte etmeye çalışırlar.

   Bazen siz de şüpheye düşersiniz, gerçekten sorunları görmüyorlar mı yoksa görmek istemiyorlar mı diye?

   Örneğin Covid-19 pozitif vakaları arttığı halde, bize hiçbir hastanın yoğun bakımda olmadığını, hiçbir hastanın solunum cihazına bağlanmadığını söylüyorlar.

    Elbette “yoğun bakımda Covid-19 pozitif hastamız olmaması/ solunum cihazına bağlı birinin bulunmaması” bir haberdir ve iyi de bir haberdir.

    Halkın bunu bilmesi de hakkıdır ama salgınla ilgili her talepte ya da yapılan eleştiride bu duruma sarılamazsınız…

    Sürekli olarak yoğun bakımda hastamız olmamasını tekrarlayarak, Covid-19’u masumlaştırmak, ya da halkın gözünde zararsız gibi göstermek tehlikelidir.

    Bugün ağır Covid-19 hastamız olmayabilir ama yarın olmayacağını kimse söyleyemez.

    “Covid-19 ile yaşamaya alışacağız” sözü, “Hepimiz Covid-19 pozitif olabiliriz, nasıl olsa atlatırız” demek değildir.

    “Covid-19 ile yaşamaya alışmak” sözü, ona karşı sürekli olarak “tedbir almak/ tedbirleri uygulamak/ korunmak”, ona karşı hep “tetikte olmak” demektir.

     Hastalığa bulaşarak ona alışmak değil söylenmek istenen, o nedenle şu anda artışta olan Covid-19 pozitif vakalarını hafife almamalıyız.

      Hastalığın ağır seyrettiği hastaların, zaman zaman basındaki açıklamalarını okumuyor musunuz?

      Ülkemizden, Türkiye’den ve dünyadan bu tür birçok haber çıktı.

      Covid-19’un insanı ne kadar yıpratıcı, ne kadar hırpalayıcı bir hastalık olduğunu anlatıyorlar, özellikle insanı boğar gibi oluşunu…

      Bir de hastalar, diğer hastaların inleyişi, ağlayışıyla ne kadar yıprandıklarını ve kendilerini daha da çaresiz hissettiklerini söylüyor.

      Bunları unutmayın ve kimse de unutturmasın…

      Bu hastalığın mutasyona uğradığı, grip gibi atlatılacağı falan söyleniyor sosyal medyada ya da bazı gazetelerde, sakın inanmayın…

      Ne hastalığı masum gösterelim, ne ülkemizde nispeten az oluşuna sevinelim, ne başkasının bu hastalıkla baş etmekte zorlanışını eleştirelim…

      Her ülke kendi şartları, kendi coğrafik yapısı, nüfus yoğunluğu ve imkanları çerçevesinde mücadele ediyor bu hastalıkla.

      İyi yapılan işleri örnek alalım ama hiçbir ülkeyle kendimizi kıyaslamayalım…

     Hele başkalarının acıları üzerinden propagandayı hiç yapmayalım…

     Sayın Ersin Tatar’ın yazılı seçim propagandalarından birinde şu ifadeler yazıyor:

     “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi vaka sayısı, kaybedilen hasta sayısı, aktif vaka sayısı, bizden 5 kat daha fazla…”

    “Bizden 5 kat daha fazla” ifadesi de kocaman, büyük harflerle yazılmış…

     Nedir şimdi bu?

     Hastalığın ve ölümün üzerinden propaganda ya da Türk -Rum kavgası mı olur?

     Bunu yaparak ne demek istiyorsunuz?

     “KKTC’deki hükümet, Covid-19 mücadelesinde Rum hükümetinden daha başarılıdır” mı diyorsunuz?

     “Bak Rumların Covid-19’dan ölü sayısı bizden 5 kat fazla” dediğinizde, size birisi “bravo” mu diyecek?

     Kim akıl etmiş yahu bunu?

    Sizin nüfusunuzla onların nüfusu aynı mıdır da böyle bir kıyas yapıyorsunuz?

    Covid-19’la ilgili kıyas yapacaksanız, yalnızca hasta sayısı ve ölenlerle yapmayın, Rum hükümeti esnafına, iş insanına, dar gelirlisine ne kadar katkı yapmış, siz ne yapmışsınız onu da bir kıyaslasanız diyorum.

     Sizin reel sektörü nasıl çaresiz bıraktığınızı, ekonomik paketlerinizin ne kadar yetersiz olduğunu bir görebilseniz.

     Mesela pandemi hastanelerimizi karşılaştıralım, biz 6 ay oldu bir pandemi hastanesi yapamadık ama Rumlar aylar önce yalnızca yurt dışından gelenler/ turistler için 100 yataklı padsdemi hastanesi yaptı…

     Biliyorum, hemen Avrupa Birliği yardımlarından, tanınır ülke oldukları için dış borçlanma yapabileceklerinden falan söz edeceksiniz ama ben kıyas yapmayacaktım ki, siz hastaları ve ölenleri kıyaslayınca ben de bunları hatırlatmak istedim.

     Peki Güney Kıbrıs’ta Covid-19’dan ölenleri seçim reklamlarınızda propaganda malzemesi yaparken, Türkiye’de ölenleri hiç mi aklınıza getirmediniz, orasıyla da kıyas yapar mısınız?

     Ayıp olur değil mi? Bundan daha ayıp bir şey olamaz. Peki insan insan değil midir?

     Covid-19’dan ölenler, Türk, Rum, Ermeni, Yahudi, İngiliz, Afrikalı fark eder mi?

     Sonuçta hepsi de insan değil mi?

     Sonra ne demişler, “Gülme komşuna gelir başına…”

     Hiç bilmediğimiz bir hastalıkla mücadele ediyoruz, daha bir pandemi hastanemiz bile yok, ne olacağı belli değil, bizi ne bekliyor bilemeyiz, devam eden bu sorunla ilgili ne “başarılıyız” diye övünebiliriz, ne de başkası “başarısız” diye ona gülebiliriz.

    Bence hemen bu çirkin propagandayı yok edin gitsin, size oy kazandırmaz, tam tersine kaybettirir…

 

DİĞER YAZILARI
29/08/2020 22:43
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: ali baturay, haber, kıbrıs, kktc, yorum, yazı, kıbrıs haberleri
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.