Çünkü o buralıydı

ads
ads
25/04/2020

ads

Hüseyin Ekmekci Hüseyin Ekmekci


"Baba” değil, “Buba” diye çağırırdım.

1998 yılında, Yenidüzen Gazetesi’nden Kıbrıs Gazetesi’ne “köy muhabiri” olarak gelmiştim.

Köy köy gezdik.

Ne tuhaf adamdı...

Bilmediği köy...

Bilmediği hikaye...

Yoktu.

Her köyün hikayesini biliyordu.

Her köy kahvesinde bir iz bırakıyordu.

Lefkoşa.

Lefkoşa oldu mu konu, adeta titriyordu.

Müthiş bir Türk sanat müziği arşivi vardı, zihninde... her makam... her güfte...

mırıldanmayı da severdi...

Her zaman gözünden akmaya hazır iki damla yaş...

“Mahcup büyüdük” derdi, ama coştu mu da sağlam coşardı.

O dönemin 20’li yaşlarındaki bizler...

50’li yaşlarının başındaki bu adama adeta hayrandık... Kalbi temiz, kariyer hesabı ile kimseyi ezmeyen, ne bilirse öğreten, saygıyı hak eden.

Bayılırdı haberlere başlık atmaya.

Tıkandık mı?

İki cümle okurduk, başlık hemen dökülürdü dudaklarından...

Sonra bir gülümseme...

Ve hep, hüzünlü bir tarafı vardı...

Keskin kalemi yıllarca hüzünlü yanını da yazdı...

Bir insan bir kente bu kadar mı aşık olur...

O kadar aşıktı.

1990’lara kadar Lefkoşa O’nun Lefkoşa’sıydı...

Gerisi hüzündü...

Para ile işi yoktu.

Para ile işi olmaması ise gururu...

Ben onda Orhan Veli görürdüm...

“Bir garip Orhan Veli” şiiri çok yakışırdı ona...

Gittiğimiz her yerde, yeni bir hikaye öğrenir...

O hikayenin kahramanını yazıya dökerdi.

Mutlaka gittiğimiz bölgede bir kebapçı bulur, hele de küp kebabı varsa, iki de tek atardı.

Bana izin vermez, “Sen daha haber yazacan” derdi.

Şoför ben olmadığımda da, “bir bira iç, ilham verir” der, bilenler bilir... Yüzünde muzip ama mahcup bir gülümseme belirirdi...

Gülünce gözleri de gülerdi.

Aysergi’de...

Kasap Salih’te durduk bir gün.

Sene 99...

Adada kaç kişi var öyle güzel kebap yapan fırında?

Sohbet muhabbet...

Ardından en güzel yazılarından biri çıkmıştı ortaya..

BEYAZ ÖNLÜKLÜ ADAM...

Hiç unutmam...

Kendisine, “Be Buba sen buralısın” demiştim, üzerine uzun uzun sohbetlerimiz devam etmişti.

Bir çok insan gibi.

“Buralı” olmaktan hep gurur duydu.

Buralı yaşadı...

Buralı öldü...

Buralıydı hikayeleri...

Buralıydı huyları...

Buralıydı hayalleri...

Buralıydı mücadelesi.

Buralıydı gerçekleri...

Buralıydı gururu...

Dediğim gibi...

Buralı yaşadı...

Buralı öldü...

En son telefonda aradım...

“Hade Buba geleyim alayım seni, Beyaz Önlüklü gasaba gidelim...”

“Bekle toparlayım da gidelim” demişti.

Aslında ikimiz de biliyorduk gidemeyeceğimizi.

Hayali, muhabbeti bile güzeldi.

“Çünkü ben buralıyım” kitabı, insana dokunan, Lefkoşa başta olmak üzere, memleketi anlatan hikayeleri ile dolu.

Kıbrıs Gazetesi’nden bizimle birlikte ayrılanlardan biri de oydu.

Arkasına bile bakmadı.

Hiç küçük hesap yapmadı.

Minnet etmedi...

Cekedi hep kapının arkasındaydı...

Suriçi’nin aşığıydı...

Her köşesinde bir hikayesi...

Bir tanıdığı...

Bir yaşam vardı.

“Şurada cinayet işlendi, şurada kavga, şu evde büyük bir aşk vardı” kadar detaylıydı Lefkoşa sevgisi.

Yurt sevgisi.

Bize kardeş kadar sevdiğimiz iki de güzel çocuk bıraktı.

Kimseye minnet etmedi...

Şimdi... tıpkı Orhan Veli gibi...

Kendi gitti adı kaldı yadigar...

Mustafa Doğrusöz...

Hep gurur duyduğu babası...

“Terzi Mehmedin oğlu...”

Buralı yaşadı...

Buralı öldü...

Çünkü o buralıydı..

25/04/2020 09:05
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: hüseyin ekmekçi, gazeteci, haber, kıbrıs, mustafa doğrısöz
MANŞETLER

HK Hüseyin Ekmekci

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.