Demokratik, özgür ve kendi kendini yöneten!

ads ads ads ads
20/03/2021

ads
ads
ads

Aybike Yektaoğlu Aybike Yektaoğlu


Yıllardır hem demokrasiden hem özgürlüğümüzden ödün vermeyeceğimizi ve bir “yolunu” bulup kendi kendimizi yöneteceğimizi sürekli bir şekilde anlatmaya ve duyurmaya çabalıyoruz.

Çabalıyoruz işte, o kadar. Ötesine gidilemiyor. Çünkü bu konuda bireysellik içinde yüzenler bir kenara, asıl sorunun da umudunu kaybedenlerde tıkanıyor olması.

Son bir senedir “kendi kendimizi yönetebilmek” konusunu analiz edebilmek için en güzel zaman dilimi olarak karşımızda. Çünkü dikkatimiz tüm toplum olarak devlette, hükümette ve yapılan açıklamalarda.

1500 TL’ler tam bir yılan hikayesine döndü. Bir olay oluyor. Anında bir demeç. “1500’ler ödenecek”. Sonra kısa bir süre sessizlik ve başka bir olayda yine aynı demeç.

Sivil toplum örgütleri, özellikle ekonomi ile doğrudan bağlantılı örgütler kendi imkanları ile seslerini halka duyurmaya çalışıyorlar. Samimi ve içten bir şekilde. Umutlarının son kıvılcımına sarılarak.

Gerek meclis önünde gerekse de başbakanlık binası önünde farklı sektörler eylemler düzenlerken, bir tarafta da bazıları topluma ulaşacak her türlü iletişim aracını kullanıyor. Ama çözümler hep palyatif ve günü kurtarmaya yönelik.

Aşı programı ayrı bir yılan hikayesi. Yeni “hava” her şeyin yoluna girdiğine dair. Hayır öğle değil. Şeffaflık bir hükümetin halkına borcudur. Aynı partiden bir bakan yerine başka bir bakan geliyorsa ve başarı konusundan söz edilecekse, her şeyden önce bu halka şeffaflık gereği  bir açıklama borcu vardır.

Her bir sorun geliştiğinde, her bir olay olduğunda genele yayıp suçluyu geçmişten bugüne aramak da bahanenin başka bir boyutu. Nasıl yani mi? Bilmem kaç yıl önce ne olmuş da esas sorun bugünde değil de geçmişte de yapanlarda.

Geçmiş geçmişte kalmıştır. Bugün yarının inşaası için doğru ve gerçekçi adımlar atmamız gerekiyorken, bahaneler ile günü geçiştiriyoruz. İşte esas sorunumuz burada.

Bir aynileştirme içerisinde boğuluyoruz. Geçmişte çok yanlışlar olmuştur. Ama geçmişin geleceğe takoz koymasına izin vererek, geleceği kurgulamakta da zorlanıyoruz. Esas gerçek de geleceği kurgulamakta.

Toplum umudunu gün geçtikçe kaybediyor. Ekonomik açıdan kendi derdine düşmüş insanlar, şaşalı cümleler ile açıklamalar yapanları hiçbir şekilde sallamıyor, dinlemiyor veya dinlemek istemiyor. Çünkü umut insanı içten içe öldüren en büyük silah da olabiliyor kimi zaman.

Toz pembe bir hikaye yaratılarak toplumu kontrol altında tutmaya çalışmak, her zaman daha kötü sonuçlar doğurur. Bunun tarihte örnekleri çoktur.

Bireyselliğin karın doyurmayacağını fark eden toplumların ortak amaçlar için birleşmeleri, bireysel ortamı yaratanlar ve bundan fayda elde edenler için kaçınılmaz kötü bir son hazırlar.

Ülkenin ve halkın derdi ekonomi iken, partilerin kurultayları, kimin hangi göreve geleceği ile gündem meşgul ediliyor ve gerçek gündem bastırılmaya çalışılıyorsa tüm toplum hapı yutmuş demektir.

Kime ne hangi partinin ne dediğinden? Bırakın onu da üyeleri ve seçmeni düşünsün. Kime ne hangi partide kim hangi makama gelecekmiş? Bırakın üyeleri karar versin. “Bize ne sizin iç meselenizden” demeyi öğrenmek lazım. Hem de o iç meseleler tüm toplumun ekonomik hayatını ilgilendiriyorsa.

Esasa odaklanmamız lazım. Eğer bu gündem dolduran balon haberler bu ülkenin ekonomik durumuna, devletin işleyişine takoz koyuyorsa o zaman ağzımızı açmamızın zamanı geldi de geçiyor.

Toplum olarak sorgulamayı ve denetlemeyi tekrar öğrenmemiz ve hayata geçirmemiz gerekiyor. Yoksa kendi yarattığımız “gelen aynı, giden aynı” ortamında en büyük zararı bizler göreceğiz. Hatta görüyoruz da zaten!

Kutuplaşmaların günden güne derinleştiği, ekonominin görünenden daha da büyük bir kriz içerisinde olduğu, umudun tükendiği ve kıvılcımlarına sarıldığımız bugünlerde birlik olarak gerçekten demokrasimizden, özgürlüğümüzden ve kendi kendimizi yönetme isteğimizden her gün daha da uzaklaşarak yok olmayı kendimizin oluşturduğunu anlayamıyorsak ve sorunu başkasında aramaya devam ediyorsak, geleceğimiz hiç de parlak değil.

Kutuplaşma ve kutuplaşmaya çanak tutanlara dur demeyi bilmez ve kendimize gelmezsek ne demokrasi, ne özgürlük ne de kendi kendimizi yönetme istemi gerçekleşebilir. Dedikodudan ibaret, balon haberleri kaale almak yerine üretime, geleceğimize, kendimize, bize odaklanalım.

Kendi kendimizi özgür ve demokratik bir ülkede yönetebilmek, bu kurguyu oluşturmak, geleceğimizin yapı taşlarıdır.

20/03/2021 08:49
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: Aybike Yektaoğlu
MANŞETLER

HK Aybike Yektaoğlu

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.