Dergiler, gazeteler, kitaplar arasındaki asabi Necdet Amca

ads ads ads ads
04/09/2020

ads
ads

Ali Baturay Ali Baturay


   Namık Kemal Meydanı’nın bir köşesinde, şimdiki İş Bankası ile pasajın arasına sıkışmış, küçük denilebilecek bir dükkancık…

  Dükkanın önünde, dışarıda tahtadan yapılmış büyükçe bir sehpanın üzerinde Kuzey Kıbrıs’ın ve Türkiye’nin günlük gazeteleri satılırdı…

   Dergiler, kitaplar da dükkanın içindeydi…

   Yardımcısı da vardı ama Necdet Amca, hep oradaydı…

   Sürekli söylenen, bir şeylerden şikayet eden, yanında çalışanlara sürekli talimatlar yağdıran, gözleri iyi görmediği için uzattığınız paraya yakından bakan ve sanki eliyle de onu yoklayan Necdet Amca…

   Asabi olmak bir insana yakışır mı?

   Yakışır, dün yaşamını yitiren Mağusa’nın çınarlarından Necet Amca’ya yakışırdı…

   Hatta asabi olmadığında, sessiz, durgun olduğunda o dükkanda bir tuhaflık varmış gibi gelirdi insana.

   Asabi bir satıcı sevilir mi?

    Sevilirdi, severdik, herkes severdi, hatta bazen kızdırırdık, kızınca daha sevimli olduğu için…

    Necdet Dökmecioğlu’ndan söz ediyorum…

    Dediğine göre, Mağusa’da ilk kitap dükkanını açan kişiydi oydu…

   Türkiye gazetelerini ve dergilerini de Mağusa’ya getirten ilk kişiydi…

    Bu iki özelliğiyle övünürdü, sıkça da söylerdi, aynen belediye meclis üyeliği ve asbaşkanlığına adeta bir cumhurbaşkanlığı göreviymişçesine önem verip her sohbette mutlaka söz ettiği gibi…

   Bir zamanlar Mağusa’da kitap, dergi, gazete dendi mi ilk akla gelen kişi oydu…

   Ben onunla, Mağusa’da ortaokula başladığım 1980 yılında tanıştım, ortaokuldan lise son sınıfa kadar da hep oraya gazete ama özellikle de dergi satın almaya giderdim.

   O zamanlar gazete bayileri bugünkü kadar yaygın değildi, gazete satan süpermarketler yoktu, Mağusa’nın içine inip, oradan satın almak gerekiyordu.

    Lise sonrası yani 1986’dan sonra da Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde eğitim görürken hep Dökmecioğlu Amca’nın dükkanına giderdim.

    Bir dönem Türkiye’den dergiler çarşamba günü gelirdi, mutlaka o gün giderdim; “Hey”, “Ses”, “Hayat” dergilerini satın alırdım, bir de tabii ki Milliyet Çocuk’u…

    İlkokul yıllarında okumaya başladığım Milliyet Çocuk dergisini üniversiteye giderken bile satın alırdım, o kadar kaliteli bir dergiydi, okuma alışkanlığımda, öykü sevmemde büyük katkısı olmuştu bu derginin.

   Bir dönem de ansiklopediler, dev sözlükler fasiküller halinde haftalık satılırdı, onları satın alır, sonunda ciltlerdik.

   İşte hep bunları Necdet Amca’dan satın alırdım…

   Necdet Amca’yla ilgili unutamadığım iki anım var.

   Dedim ya, gözleri iyi görmezdi; yanılmıyorsa yüzde 10 veya yüzde 20 gibi görürdü, benim de üniversiteye gittiğim yıllarda saçlarım uzundu, yine dergilerimi almak için o sıkışık dükkana girdim, karıştırıyorum, Necdet Amca arkamdan geldi, saçlarım uzun ya beni kadın sandı, “Hade be kızım acele et, bırak karıştırmayı” dedi.

     Saçlarım gibi sakallarım da uzundu, döndüğümde yüzü sakal dolu bir adam görünce; “Be çocuk sensin ama?” dedi.

     Tabii suçlu ben oldum, “Ne gereği var bu saçlarınızı uzatasınız karılar gibi” diye de beni azarladı.

     Bir keresinde de ufak bir parayı büyük sanıp bana üst ödedi, şimdi unuttum ama mesela 10 TL’liği 100 TL sanıp üzerini ödemek gibi.

      Necdet Amca, başladı bana üst vermeye, ararım söyleyeyim, “dur dikkatimi dağıtma” diye tersledi beni, bıraktım bir hayli para üstü verdi bana.

     “Yanlış yaptın Necdet Amca” dedim, yine öfkelendi, “Neyi yanlış yaptım be amma, aha saydım sana tek tek” diye yine öfke gösterdi.

    Parayı alıp, gözüne doğru uzattım, “Bak yanlış gördün, fazladan para üstü verdin bana” deyince hafif gülümseyip, “Aferin be çocuk, iyi aile terbiyesi almışsın, parayı alıp gidebilirdin” dedi.

    Pek yoğun olmadığı zaman yoktu, dükkanda hep kendince bir yoğunluk yaratırdı ama nispeten rahat olduğu zamanlarda da onunla sohbet etme imkanım oldu…

    “Çok sevdiği Mağusa’ya büyük emekler verdiğini”, “üniversiteye başlayacakken birden gözlerinin görmemeye başladığını”, “doktor doktor gezmesine rağmen bir daha eskisi gibi göremediğini”, “Mağusa’nın ilk kitapçı dükkanını açtığını”, “Türkiye gazetelerini Mağusa’ya ilk getiren kişi oluşunu” gururla anlatırdı.

   Belediye meclis üyeliğine ve asbaşkanlığına büyük anlamlar yüklerdi, yanılmıyorsam kısa bir dönem belediye başkanlığı da yaptı. Sıkı bir UBP’liydi, UBP’nin kurucularından olduğunu söyleyip, bundan da övünç duyardı…

    Onca sene o dükkana gittim geldim hiç adımı sormadı, hep “çocuk” dedi bana…

    Yıllarca hep saygıyla andım Necdet Amca’yı, yukarıda size yazdığım onunla ilgili iki anımı hep tebessümle anlattım.

    O, Mağusa’nın simge insanlarından birisiydi, çalışkan, disiplinli bir esnaftı…

    90 yaşında yaşamını yitirdi, neredeyse bir asır ve bu yaşam süresi içine birçok şey sığrdırdı…

    Sanki geçmiş dönemler, yoklukların daha fazla olduğu günler, her şeyin bol olmadığı ve fabrikasyona dönüşmediği zamanlar daha fazla simge insanlar yaratıyordu bu Kıbrıs…

    Belki bana öyle geliyor, belki yanılıyorum, belki her dönemin kendine göre simgeleri var.

    Kim bilir, gazeteler, dergiler, kitaplar, hayatta en sevdiğim ve hayatıma yön veren, mesleğimi belirleyen şeyler olduğu için onları satan Necdet Amca’yı o denli sevdim belki de...

    Nur içinde yat asabi Necdet Amca…

04/09/2020 18:59
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: Ali BATURAY
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.