Devlet acizken, çaresizken vatandaşın durumunun nasıl olmasını beklersiniz?

ads ads ads ads
28/04/2021

ads
ads
ads

Ali Baturay Ali Baturay


   Ülkenin her tarafından çaresizlik fışkırıyor…

   Çok moral bozucu ve ileriye yönelik umut kırıcı…

   Onca sorun içinde bir haber, “Türkiye’den kaynak gelmezse kamu çalışanları ve belediye katkıları ödenemeyecek…”

   Emekli maaşları da bin bir zorlukla ödenmiş…

   Sürpriz değil tabii ki… Her ay sonu aynı hikaye…

   Her ay sonuna doğru Maliye Bakanına sorulur, o da buna benzer, bir şeyler söyler.

   Yine sorulmuş Maliye Bakanı Dursun Oğuz’a ve o da açıkça söylemiş, durumun parlak olmadığını…

   Maliye Bakanı, Türkiye’den bugün ya da en geç yarın bir kaynak aktarımı olmazsa cuma günü kamu çalışanlarının maaşlarını ve belediye katkılarını asla ödeyemeyeceklerini söyleyivermiş...

   Bakan, “Durum budur, herkesin bunu bilmesi lazım” demiş… Bilmeyen mi var Sayın Oğuz, bilmeyen mi var?

   Sosyal sigorta emeklileri ile devlet emeklilerinin ödenmesi için az miktarda bir eksiklik varmış o da zorlukla tamamlanmış...

   Sürpriz değil ama can sıkıcı, moral bozucu…

   Hani da salı günü Türkiye’den para gelecekti, hani da para serbest kalacaktı?

   Halka müjde verilmişti, en sonunda ekonomik protokol gereği para akışı olacaktı…

   Verilen müjdeler de müjde olmaktan çıktı…

   Hükümet, birçok yükümlülüğünü yerine getiremiyor, sağlıkta bile pandemi dışı alanlarda eksiklikler, sorunlar can yakıyor.

   Birçok alanda yükümlülüğünü yerine getirememe sorununa “maaş ödeyememe” de ekleniyor.

   Biliyorum bu ay sonu “maaşlar ödenemeyebilir” açıklamalarını artık sünnetçi korkusu gibi görüyor, pek de inanmıyorsunuz ama böyle giderse bir ay bu da olacak…

   Devlet çaresiz, aciz… Devletin aciz olduğu yerde vatandaşın durumu ne olabilir ki?

   Çok sayıda insan hayatından mutsuz…

   Üreticiler de çaresiz, ellerinde kalan sütü vatandaşa dağıtanlar, elinde kalıp bozulan patatesi toprağa gömenler, ürünleri dalından bile toplayamayarak çürümeye terk edenler var…

    Dayanamayan, batan işyerini kapatanlara her geçen gün yenileri katılıyor.

    Dükkanlar, binalar üzerindeki “satılık” ve “kiralık” yazıları arttı, her birkaç adımda görmek mümkün…

    Çoğunluğunu esnafın oluşturduğu Toplumsal İrade Platformu, Bakanlar Kurulu ile Bulaşıcı Hastalıklar Üst Kurulu’nu bugün “alınan kararların eşitsizlik yarattığı gerekçesiyle” dava etti. Mahkeme önünde, geçim sıkıntısından, işsizlikten, kapanan işyerlerinden, biriken borçlardan, hacizlerden söz ettiler ve bunlar karşısında hükümetin hiçbir şey yapmamasından yakındılar. Sabırlar taştı, öfke yüksek…

   Reel sektöre hiçbir katkı yapamayan hükümet şimdi de kamu maaşlarını ödeyemeyecek duruma geldi ama devletimiz var…

   Hiçbir şeyin düzgün gitmediği bir devlet…

   Ne de ağzımız dolu dolu “devletimiz var” diyoruz…

   Devletimiz var da devlet olmanın gereklerini yerine getirebiliyor mu?

   Getiremiyor, Türkiye’ye bağımlılık her geçen gün artıyor, oradan para ya da diğer ihtiyaçlarımız geciktikçe söylenmeye başlıyoruz, söylenince de karşıdan karşılığını misliyle hem de hiç alakası olmayan taraflardan hakaretle alıyoruz…

    Onurumuz kırılıyoruz, üzülüyoruz, hakaret duymaktan helak olduk ama elimiz açık bekledikçe bunların kaçınılmaz olduğunu da biliyoruz.

    Cenevre’de “iki devleti çözüm” tezini savunuyormuşuz… Peki devlet nerede?

    Cumhurbaşkanı yanına KKTC devletinin Dışişleri Bakanını da almış ve masaya öyle oturmuş, öyle oturacakmış, KKTC Dışişleri Bakanı ile mesaj verecekmiş, devlet olduğumuzu kanıtlayacakmış, itiraz etseler de bakan oturduğu koltuktan kalkmayacakmış…

    Peh, sanki de birinin umurundaydı… Bize imaj değil, gerçeklik lazım, çare lazım, devlet gereklerinin yerine getirilmesi lazım…

   Devlet dökülüyor, devlet aciz, devlet çaresiz, onu yönetenler de halkı da öyle ama siz imajla BM’yi, garantörleri, Rumları etkilemeye çalışıyorsunuz… Ambalaj tamam da ya içi… İçi ne olacak?

    Tam bir perişanlık var ama KKTC’nin Dışişleri Bakanı ile mesaj vereceğiz, verin bakalım mesajı ne değişecek?

    “Konuları yine birbirine karıştırdın, ne alakası var?” diyecekler bana. Hayır, hiçbir şeyi karıştırmadım, “devletle” çıkacaksak Rum liderin, BM’nin, garantörlerin karşısına, gurur duyacağımız bir devlet ve başımızın da dik olması gerekir. Bu şekilde değil.

    Siz zannetmeyin de buralarda neler olup bittiği başkaları bilmiyor. Herkes her şeyi biliyor, imajla, ambalajla, nutukla bir yere kadar. Kandırdığınız başkaları değil aslında kendinizdir.

    

DİĞER YAZILARI
28/04/2021 19:40
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: Devlet acizken, çaresizken vatandaşın durumunun nasıl olmasını beklersiniz?
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.