Dijitalleşme ve KKTC Felaketleri

ads
ads
25/04/2020

ads

Aybike Yektaoğlu Aybike Yektaoğlu


Ne tarafından tutarsanız tutun, sistem her haliyle altüst olmuş durumda. Artık bu sistemin yamayı dahi kaldıracak bir durumu yoktur. Bitip tükendiğini içten içe bildiğimiz halde, ısrarla üstüne üstüne gitmeye devam ettiğimiz sistem artık çökmüştür. Ayakta kalan kısımları olsa dahi, şimdi içinde olduğumuz olağanüstü durumda, o ayakta kalan kısımların da artık sistemi kaldıracak gücü kalmamıştır. 40 yıllık kurulu düzenin bu küresel salgın ile gerçek anlamda işlemediği de ortaya çıkmıştır. Halen 20. yüzyıl yöntemleri ile 21. yüzyıla ayak uydurmaya çalışan bir kamu ile, 21. yüzyıla geçmiş özel sektör sistemini yürütebileceği kafasında ısrar edenler, dünyayı ekonomik olarak yerle bir eden salgın ile kafa tutmaya çalışmaktadırlar.

Marketler, eczaneler, kasaplar, fırınlar. Bugün toplumun en çok uğradığı ve günlük ihtiyaçlarını karşılayabildiği özel sektörün bir parçasıdırlar. Dünya bugün “lockdown” olarak önlemlerini alırken, gelişmiş ülkelerin bir kısmı hazırlıklarını çok önceden 20. yüzyıla uyarlamışlardı. Biz ise yalnızca “yazılı” veya “sözde” uyum gösterdik. Gelişim için uğraş veren sektörler bir yana, dijital dünyanın bugün içinde bulunduğumuz durumda ne kadar büyük ihtiyaç olduğu gözler önünde. E-kurul, e-öğrenim, e-ticaret, teknoparkar, çevrimiçi ödeme sistemleri, teknoloji sistemleri ve dahası. Üniversitelerimizden mezun, en çok da yabancı öğrencilerin kendilerini gösterdiği alanlar. Bizde ise önem verilmediği için mesleğini gerçek anlamda yerine getiremeyen binlerce mezun, başka başka alanlarda hayatını idame ettirmeye çalışıyor.

Bugün salgın konusunda başarılı olduğumuzu söyleyen hükümet bir yana, hükümetin ekonomik olarak almaya çalıştığı açılım girişimleri diğer tarafta, halk ile resmen dalga geçermişcesine yüzümüze baka baka alay ediyorlar. Neredeyse 1.5 aydır yapılması gereken hiçbir şeyin yapılmadığı, yapılırmış gibi gösterildiği, doktorların ve sağlıkçıların çığlıklarının avaz avaz çıktığı bu günlerde, merkezi yönetimin yaptığı “ekonomiyi kurtarma” açılım çalışmaları ile ekonomi daha da batıyor. İki tane “devlet” üniversitesi, bilmem kaç tane özel üniversite barındıran bu ülkenin medarı iftiharı olan ekonomik sektörlerin önümüzdeki dönem ne hale geleceği başka tartışma konusu olurken, salgın için alınması gereken önlemler içerisinde siyasetin yönetimler atadığı üniversiteler, kendi imkanları ile sağlık alanında katkı koymaya çalışıyorlar.

Bugün en azından iki “devlet” üniversitesinin de yardımı ile gerekirse ilerde mahsuplaşmak üzere birçok platform oluşturulabilirdi. Market alışverişleri için birçok insanın önlem almadığı veya alamadığı ve bulaşma ihtimalinin en yüksek olduğu mekanlar için hızla bir belge/yasa oluşturulup, dijital olarak online alışveriş siteleri oluşturabilirdi. Hiç mi yok? Var. En çok kullanılan sitelerden bir tanesi “yemeksepeti” yakın geçmişe kadar çok güzel bir şekilde faaliyet gösteriyordu. Benzeri sistemler ile ekonomi daha sistemli ve bulaşma riski olmadan yavaş yavaş canlandırılabilirdi. Şu anda kapalı olan bütün sektörler de aynı şekilde bir nevi canlandırılabilir. Tüm kamu organları için ödemelerde, alışverişte dijital sisteme geçilebilir. Bugün halen aynı çatı altında olan bankalarda bile bankalar arası havale işlemleri resmen bir işkence. Ülkemizin üniversiteleri, özellikle kamuya bağlı olan üniversiteler bu alanlarda binlerce mezun verip dünyada birçok önemli noktada görev alan kişileri sayfalarında överken, biz hala daha bankalarda, dairelerde, marketlerde kuyruklarda enfekte olma riski ile karşı karşıyayız.

Kimse nasıl yapılamayacağını anlatmasın. Nasıl olacağı açık. Dünya bu sistemleri kurarken, bu ülkede çevrimiçi eğitimleri halihazır kurulu bir şekilde eğitime başlayan üniversiteler olmuştur. Devlet-Üniversite ilişkisi o sebeple çok önemlidir (özellikle “devlet” üniversiteleri). Üniversiteleri kamu kuruluşları ile işbirliği içerisinde, kamu düzeninde vergi/makbuz ve benzeri durumları çözecek, kaydı denetim altına alınabilecek sistemleri inceleyen akademisyenler ve alanında uzmanlar ile yeni sistemelere geçilebilir. Ayrıca özel sektörün de denetimi için bu alanda hem web siteleri hem de aplikasyonlar için belli başlı çalışmalar yapılabilir. İsteyince de her şey olabiliyor. Nasıl mı? Sosyal medya-halk-kriz yönetimi buna en yakın örnek. Devlet yönetimi, devletin ne kadar güçlü olduğu ile ilişkilidir. Özellikle kriz yönetimlerinde verilen kararlar, halkın geleceğini belirler.

Düne kadar güvenilmeyen ve hep bir bahanesi aranan dijital yaşama geçiş dünyada ekonomiyi bir nevi kurtarmaktadır. Bizde ise dijital kurumsallığa geçilmediği sürece, bu ülkede ne seçim olur, ne ekonomi düzelir, ne de kriz yönetilir!!!

25/04/2020 12:09
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: aybike yektaoğlu, Dijital, Dijitalleşme ve KKTC Felaketleri
MANŞETLER

HK Aybike Yektaoğlu

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.