Dışişleri Bakanlığı: "AB'nin Kıbrıs özel temsilcisi ataması kabul edilemez"
KKTC Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği Komisyonu'nun İtalyan siyasetçi Raffaele Fitto'yu "Kıbrıs özel temsilcisi" olarak görevlendirmesine sert tepki göstererek, atamanın Kıbrıs Türk halkının iradesini yok saydığını ve kabul edilemez olduğunu açıkladı.
15/07/2026
KKTC Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu'nun İtalyan siyasetçi Raffaele Fitto'yu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin rızası alınmadan ve Kıbrıs Türk halkının iradesi göz ardı edilerek "Kıbrıs özel temsilcisi" olarak görevlendirmesine ilişkin yazılı açıklama yayımladı.
Bakanlık, söz konusu atamanın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin tavsiyesi doğrultusunda gerçekleştirildiğini savunarak, AB yetkililerinin bu atama üzerinden "güven tesis edilmesi" ve "kurumsal diyalog" hedeflendiği yönündeki açıklamalarını "samimiyetten uzak" ve "büyük bir aldatmaca" olarak nitelendirdi.
Açıklamada, Avrupa Birliği'nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ni hukuka aykırı şekilde üye yaparak Kıbrıs meselesinde taraf haline geldiği ileri sürülürken, Rum tezlerini savunan bir yapının adada güven oluşturmasının mümkün olmadığı ifade edildi. Ayrıca, AB'nin Kıbrıs Türk halkına yönelik izolasyonların kaldırılması konusunda verdiği sözleri yerine getirmediği ve bu nedenle güvenilir bir aktör olmadığını defalarca ortaya koyduğu savunuldu.
Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini ve eşit uluslararası statüsünü yok sayan bir temsilcinin iki taraf arasında eşit bir diyalog yürütebileceği iddiasının gerçekçi olmadığını belirtti.
Açıklamada, Raffaele Fitto'nun geçmişte yaptığı açıklamalarda Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini ve eşit uluslararası statüsünü reddeden bir yaklaşım sergilediği öne sürülerek, "AB'nin atadığı Fitto veya herhangi bir temsilcisi, hiçbir resmi sıfata sahip değildir ve KKTC'de herhangi bir faaliyette bulunması ve Kıbrıs meselesine müdahil olması asla kabul edilemez." ifadelerine yer verildi.
Bakanlık, Kıbrıs meselesinde adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm için Ada'daki mevcut gerçeklerin kabul edilmesi gerektiğini vurgulayarak, bunun da adada yan yana yaşayan iki ayrı devletin varlığının tanınmasıyla mümkün olacağını kaydetti.
Açıklamanın sonunda ise Avrupa Birliği Komisyonu'na "adadaki gerçekleri görme" çağrısı yinelenirken, KKTC'nin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü teyit edilmediği sürece herhangi bir müzakere sürecine dahil olunmayacağı bir kez daha vurgulandı.





























































































































































































