Doğu Akdeniz’de plastik alarmı: Kıbrıs kıyıları tehdit altında
Doğu Akdeniz’de artan plastik atıkların Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kıyılarını da tehdit ettiği belirtilirken, bölgesel iş birliği ve acil yerel önlemler çağrısı yapıldı.
11/08/2026
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Doğu Akdeniz’deki stratejik konumu, adayı deniz ekosistemleri ve bölgedeki deniz akıntıları açısından önemli bir geçiş noktası haline getiriyor. Ancak bu coğrafi konum, denizlerde biriken plastik atıkların kıyılara ulaşması açısından da risk oluşturuyor.
Son dönemde denizlerde artan atıkların deniz kirliliğini artırdığı ve ekosistemde yaşayan canlıları tehdit ettiği belirtilirken, birçok çevre örgütü de plastik kirliliğine karşı mücadele için çeşitli çalışmalar yürütüyor.
Pasifik’teki plastik yığını alarm veriyor
Plastik kirliliğinin ulaştığı boyutu gösteren en dikkat çekici örneklerden biri Pasifik Okyanusu’ndaki büyük plastik atık birikimi. Metinde, Türkiye yüz ölçümünün yaklaşık iki katı büyüklüğünde olduğu belirtilen bu alanın 1997 yılında Charles Moore tarafından keşfedildiği ve ağırlıklı olarak balık ağları, plastik şişeler ile naylon parçalarından oluştuğu aktarılıyor.
Akdeniz Koruma Derneği’nin araştırmalarına atıfta bulunulan çalışmada ise her yıl yaklaşık 450 milyon metrik ton plastik malzeme üretildiği ve önemli bir bölümünün doğada yok olmadan kaldığı ifade ediliyor.
Doğu Akdeniz için yakın tehdit
Çalışmada, Adana ve Mersin’de faaliyet gösteren plastik geri dönüşüm tesislerinin oluşturduğu atıkların nehirler ve sulama kanalları aracılığıyla denize ulaşmasının Akdeniz’de mikroplastik ve endüstriyel atık kirliliğini artırabileceği ileri sürülüyor.
Bölgedeki tesislerin önemli bölümünün Avrupa’dan ithal edilen plastik atıkları işlediği belirtilirken, üretim ve atık sularının uygun şekilde yönetilmemesi halinde kirliliğin denizlere taşınabileceği kaydediliyor.
Metinde yer alan değerlendirmelere göre, deniz akıntıları ve rüzgarların etkisiyle Adana ve Mersin çevresinden çıkan atıkların batıya doğru taşınması, Doğu Akdeniz kıyıları açısından risk oluşturuyor.
Mersin’in Tece, Davultepe ve Susanoğlu ile Antalya’nın Konaklı ve Konyaaltı bölgelerinin mikroplastik kirliliğinden etkilenebileceği öne sürülürken, bu durumun Kuzey Kıbrıs kıyıları açısından da yakından takip edilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Plastik atıkların turizme etkisi
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde turizm sektörünün önemli ölçüde deniz ve plajlara dayandığına dikkat çekilen çalışmada, plastik atıkların kıyılarda yoğunlaşmasının turizm üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor.
Plastik kirliliğinin;
- rezervasyon oranlarında düşüşe,
- turizm gelirlerinde azalmaya,
- plaj temizliği için kamu harcamalarının artmasına,
- ülkenin turizm imajının zarar görmesine,
- balıkçılık ve deniz ürünleri sektörünün olumsuz etkilenmesine
neden olabileceği belirtiliyor.
Özellikle sosyal medya ve dijital platformlarda kirli kıyı görüntülerinin yayılmasının, Kuzey Kıbrıs’ın turizm markasına zarar verebileceği uyarısı yapılıyor.
Deniz canlıları da tehdit altında
Plastik kirliliğinin yalnızca kıyıların görünümünü değil, deniz ekosistemini de tehdit ettiği belirtiliyor.
Çalışmada, balıkların mikroplastikleri besin sanarak tüketebildiği ve plastik parçalarının canlıların midelerinde birikebildiği aktarılıyor. Denizden beslenen bazı kuş türlerinin de plastik atıklardan etkilenebildiğine dikkat çekiliyor.
Nano ve mikroplastiklerin deniz canlıları tarafından tüketilmesinin, toksik maddelerin organizmalarda birikmesine ve uzun vadeli sağlık sorunlarına yol açabileceği ifade ediliyor.
Çözüm için yüzen bariyerler ve temizlik tekneleri
Plastik atıkların denizlerden uzaklaştırılması için farklı teknolojilerin geliştirildiği belirtiliyor.
Çalışmada, çevreci Boyan Slat tarafından kurulan The Ocean Cleanup organizasyonunun Pasifik’teki plastik atıklarla mücadelede yüzen bariyer sistemlerini kullandığı aktarılıyor. Bu sistemlerle deniz yüzeyindeki plastiklerin belirli noktalarda toplanması ve ardından tekneler aracılığıyla taşınması hedefleniyor.
Bunun yanı sıra yüzen bariyerler, nano filtreleme sistemleri, Seabin adı verilen otomatik deniz çöp toplama üniteleri ve çeşitli temizlik teknelerinin plastik kirliliğiyle mücadelede kullanılabileceği belirtiliyor.
Türkiye’nin farklı bölgelerinde belediyelerin deniz temizliği için özel tekneler ve ekipler oluşturduğu, geçmiş yıllarda müsilajla mücadelede kullanılan bazı teknelerin de plastik atıkların toplanmasında kullanılmaya başlandığı ifade ediliyor.
“Acil önlem alınmalı”
Çalışmanın sonunda, plastik kirliliğinin yalnızca çevre örgütlerinin girişimleriyle çözülebilecek bir sorun olmadığı vurgulanıyor.
Kamu kurumları ve belediyelerin kıyılardaki plastik atıkların temizlenmesi ve yeni kirliliğin önlenmesi için harekete geçmesi gerektiği belirtilirken, Doğu Akdeniz’in plastik istilasından korunmasının yalnızca yasal düzenlemelerle değil, bölgesel iş birliği ve yerel eylemlerin koordinasyonuyla mümkün olabileceği ifade ediliyor.
Kuzey Kıbrıs’ın sahip olduğu deniz ekosisteminin ve turizm değerinin korunabilmesi için bireylerin, özel sektörün ve kamu kurumlarının birlikte hareket etmesi gerektiği kaydediliyor.


























































































































































































