Dt. Tufan Vudalı yazdı: İhtiyacımız nedir?

ads
ads
29/03/2020

ads
ads
Dt. Tufan Vudalı yazdı: İhtiyacımız nedir?

İnanılmaz gergin ve tehlikeli geçirdiğimiz bu süreçte kendimce psikolojimizi rahatlatma çalışmalarımız arasına koyduğumuzu düşündüğüm OHAL talebimiz ile ilgili yazmak istedim. Tabii bir hukuk eğitimimin olmaması belki de birçok yanlış şey yazmamı da beraberinde getirecektir ama ülkemizde üzerimize vazife olmayan şeyleri konuşma açısından yeni alışkanlıklar kazandığımız bu dönemde utanmadan bu konuyu ele almayı tercih ettim. Öncelikle şunu anlamamız gerek! OHAL diye bir şey bizim ülkemizde yok. Bahsettiğimiz yasanın adı Olağanüstü Durum Yasası yani ODUR. Bu kadarıyla bile aslında bunun neden ihtiyacımız olduğu hakkında bir bilgimiz olması bir kenara bu işi sadece bir ‘’takıntıya’’ çevirdiğimiz ruh halimiz anlaşılabilir.

Bildiğimiz gibi bir alman turistin sars cov-2 virüsünün sebep olduğu Covid-19 adlı hastalığın testlerine pozitif sonuç vermesi ile çok muallak bir yola girdik. Bu muallak yolu durup anlatacak değilim. Zaten tüm ülke şu anda bununla mücadele ediyor. Ve birçoğumuz da sanki covid-19 hastalığının aşısıymış gibi çareyi ‘’OHAL’’ diye adlandırdığımız yasada buluyor.

Peki neden?

Mesela genelde hükümetin özelde ise sağlık bakanının yetersizliği ile harmanlanmış paniğimiz bu talebimize sebep olabilir mi? Evet. Benim görüşüm o yönde.

İlk günden beri süreci doğru yönlendirmeye çalışan doktorlarımıza kulak asmadan, yavaş, aksak ve koordinesi eksik bir şekilde hükümetimiz muazzam bir bulanıklık yarattı. Birbirini tutmayan açıklamalar halkın tepkisine göre şekillenen bakanlar kurulu kararları, ilk zamanlar bu işi ciddiye almayan ve tutumunda hiçbir ciddiyet barındırmayan başbakanın halleri ise toplumumuzu bir gemide yüz kaptan misali savrulmakta olduğu bir hale soktu. Doğal olarak insanımız ise sürekli teyidi yapılmayan bilgileri paylaşarak bilgilenme ve bilgilendirme ihtiyacıyla kaotik bir ortam yarattı. Hükümetimiz tarafından bir yerden alınan önlemler ile diğer taraftan yapılan ihmaller dikildikçe yırtılan, bir türlü delikleri kapanmayan bir pantolona benziyor benim gözümde. Mesela 1 gün arayla ülkeye yurtdışından gelenlerin evrensel karantina koşullarında yaşadığı farklılıklar buna güzel bir örnektir. Bakanlar kurulu kararını açıklamadan bir gün önce gelen vatandaşlarımıza doldurtulan bir form ile 14 gün boyunca evde kalmaları gerektiği söylenip tek bir denetim bile yapılmazken ertesi gün gelen vatandaşlarımızın doğru ve etkin bir şekilde devlet denetiminde özel binalara karantina için yerleştirildi. Bir yerden güzelce denetimli karantina işlemi gerçekleştirilirken diğer yandan evde karantinada kalması gereken vatandaşlarımızın ‘’bizi bir kez olsun bile aramadılar’’ cümleleriyle paniğimize panik kattık. Bunun gibi uzayıp giden örnekler arasında ise alman kafilesinin otobüs şoförü hikayesi ile karpaz bölgesinin yaşadığı panik sonucu OHAL yani aslında ODUR talebi zirveye ulaştı.

Peki bu ODUR nedir? Ve bu yasada olup şu an yapamayacağımız şeyler nelerdir? İşte ben bu soruyu hukuk bilgisi olmayan biri olarak kendi kendime cevaplamaya çalıştım. Fakat bir sonuca ulaşamadım. O yüzden kendimle evde nasıl tartıştıysam bu cevabı bulabilmek için aynı şekilde burada da onu yapacağım. Yani bu yazıda şu veya bu şekilde uzmanlık alanım olmayan bir dalda kendimi otorite ilan etmek yerine sorular soracağım!

Şimdi çok tartışılan konulardan biriyle başlayalım! Olağanüstü Durum Yasasının işlevde olduğu süreçte bu işi kim yürütecek? Bazıları asker, bazıları ise cumhurbaşkanı diye cevaplıyor bunu. Peki yasada ne diyor? Korkmayın benim yorumum değil, direkt olarak yasadan alıntı ile cevaplayacağım.

Bakanlar Kurulu tarafından (1). Fıkra uyarınca alınan kararların uygulanmasına ilişkin sorumluluk, Olağanüstü Durum ’un, bu Yasanın 3. maddesinin (1). fıkrasının (a) bendi uyarınca ilân edilmesi halinde ilgili Bakana, 3. maddenin (1). fıkrasının (b) bendi uyarınca  ilân edilmesi halinde Güvenlik  Kuvvetleri Komutanına aittir.

Bizim cevabımız yasamızın 3. Maddesinin (1). Fıkrasının (a) bendinde yani yine yasadan alıntılayarak;

3

(1)

Bakanlar Kurulu:

 

 

(a)

Doğal afet, tehlikeli salgın hastalık, ağır ekonomik bunalım halinde doğrudan doğruya; veya

 

Cevabımız sağlık bakanı Ali Pilli. Yani ilk günden itibaren en etkisiz eleman işlevi gören, krizde neredeyse en az sözü geçmiş, doğru ve güvenilir bilgi paylaşamama özelliğiyle öne çıkan sevgili bakanımız! Ben toplumun büyük bir kesiminin bu işi Ali Pilli’nin yürütmesinden rahatsız olduğunu bilmek için bir kamuoyu yoklamasına ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum açıkçası.

Şimdi gelelim ilgili bakanın bu yasa ile yükleneceği görevlere! Her maddeyi tek tek alıntılayıp ona göre görüşümü yazmak istiyorum ki okuyanlar uzmanı olmadığımın bir konu ile ilgili bir bilmişlik taslamadığımı iyice görsünler. Bu yasanın yetkilendirdiği kişiye verdiği görevler ise 5.maddesinin (1) fıkrasının altında yazıyor;

(1)

Olağanüstü Durum ilân edilmesi halinde ilgili Bakan veya Güvenlik Kuvvetleri Komutanı bu Yasa ve bu Yasanın 4. maddesi uyarınca verilen görevleri yerine getirirken aşağıda belirtilen önlemleri almaya yetkilidir :

 

 

(a)

Bölgenin belirli yerlerinde yerleşimi yasaklamak, belirli yerleşim yerlerine girişi veya buralardan çıkışı sınırlamak, belli yerleşim yerlerini boşaltmak ve başka yerlere taşınmayı sağlamak ;

 

 

 (b)

Her derecedeki resmi ve özel öğretim ve eğitim kurumlarında öğrenime ara vermek ve öğrenci yurtlarını süreli veya süresiz olarak kapatmak;

 

 

(c)

Gazino, lokanta, birahane, meyhane, lokal, taverna, diskotek, bar, dancing, sinema, tiyatro ve benzer eğlence yerleri ile kulüp ve sair oyun salonlarını, otel, motel, kamping, tatil köyü ve benzeri konaklama tesislerini denetlemek ve bunların açılma ve kapanma zamanını tayin etmek, sınırlamak, gerektiğinde kapatmak ve bu yerleri olağanüstü durumun gereklerine göre kullanmak;

 

 

(d)

Resmi veya yarı resmi kurum ve kuruluşlara ait bina, araç ve personelden yararlanmak;

 

 

(e)

Grev ve lokavt uygulamalarını izne bağlamak veya yasaklamak ; işgal, boykot, iş yavaşlatması ve işten çıkarma gibi faaliyet ve hareketleri  yasaklamak;

 

 

(f)

Bölgede olağanüstü durumun yürütülmesi ile görevli personelin yıllık izinlerini sınırlamak veya kaldırmak;

 

 

(g)

Bölge içindeki tüm haberleşme araç ve gereçlerinden yararlanmak ve gerektiğinde bu amaçla geçici olarak bunlara el koymak;

 

 

(h)

Tehlikeli binaları yıkmak, toplum sağlığını tehdit ettiği saptanan taşınır ve taşınmaz mallarla sağlığa zararlı besin maddelerini ve ürünlerini yok etmek;

 

 

(ı)

Belli besin maddeleri ile hayvan ve hayvan ürünlerinin bölge dışına çıkarılmalarını veya bölgeye sokulmalarını denetlemek, sınırlamak veya gerektiğinde yasaklamak;

 

 

(j)

Gerekli görünen zorunlu gereksinim maddelerinin dağıtımını düzenlemek;

 

 

(k)

Zorunlu gereksinim maddelerini yapan, üreten, depolayan, taşıyan, satan ticari ve sanayi kuruluşlarını gereken hallerde denetlemek, bu maddeleri stok eden, fahiş fiyatla satan, üretimini veya taşınmasını durduran veya yavaşlatanlar hakkında her türlü işlemi yapmak ve gereksinimlerinin gerekli kıldığı önlemleri almak veya aldırmak; önlem alınmayan yerleri kapatmak;

 

 

(l)

Kara, deniz ve hava trafik düzenine ilişkin önlemler almak, ulaştırma araçlarının bölgeye giriş ve çıkışlarını denetlemek veya yasaklamak;

 

 

(m)

Olağanüstü durumun gerektirdiği para, mal ve çalışma yükümlülüklerinin nasıl yerine getirileceğine ilişkin esasları belirlemek;

 

 

(n)

Kapalı veya açık yerlerde yapılacak toplantı veya gösteri yürüyüşlerini yasaklamak, ertelemek, izne bağlamak; toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapılacağı yer ve zamanı saptamak, izne bağlanan toplantıları izlemek, gözetim altında tutmak veya gerekli olması halinde dağıtmak;

 

       

Yasadan ihtiyacımız olan kısmı paylaştığımıza göre düşüncelerimi bentlerin harfleriyle tek tek yazarsam kendimi daha iyi ifade edip içinde bulunduğum çıkmazı sizlere gösterebilirim. Başlayalım;

  1. Bendi: 24 Mart 00:00 itibariyle tüm ülkede uygulanmaya başlanan kısmi sokağa çıkma yasağı ve 27 Mart 14:00 itibariyle belirli köylerde uygulanmaya başlanan tam sokağa sokağa çıkma yasağı zaten bunun yapılabildiğini bizlere gösterdi. 1955 tarihli fasıl 156 madde 2 ve 45/2018 sayılı Bulaşıcı Hastalıklar Yasası 6. Kısım ile bakanlar kurulu tüm bu tarz (karantina merkezleri, sokağa çıkma yasağı vb)kararları yasal zeminde zaten aldı ve alabilir. Bunun anayasa aykırı olduğunu iddia eden arkadaşlarımız olsa da herhangi bir gerekçe göstermemeleri bence düşündürücüdür.
  2. Bendi: Öğretime zaten ara verildi.
  3. Bendi: Mevzu bahis işletmeler zaten kapatıldı. Bazıları da bu süreçte karantina otel olarak kullanılıyor.
  4. Bendi: Zaten kullanılıyor.
  5. Bendi: İşten çıkarmaları yasaklamak yerine bu işyerlerine ihtiyaçları olan destekleri sağlamak bence bu problemi çözerdi. Merakla beklenen ekonomik paketin sınıfta kalması olmayan bir ihtiyacı doğurmaya çalışanların bu bentte yazanları manipüle etmesine de olanak sağlıyor. İnsanların vicdanını hedef alan bu manipülasyon yapılırken 22-1992 sayılı İş Yasası’nın 3. kısmı madde 12’yi bile isteye göz ardı ediliyor. İlgili yasanın bu maddesi işten çıkarılacak personelin işine son verilmeden ne kadar önce bilgilendirilmesi gerektiğini personelin işinde çalıştığı süreye göre belirlendiği maddedir. Ve aynı madde içerisinde yasaya aykırı bir şekilde işten durdurulanlara ödenecek tazminatın da belirlendiği maddedir ayrıca. Yani yine ODUR yasasına ihtiyaç olmadan düzenlenebilinecek bir problemden bahsediyoruz.
  6. Bendi: Bu süreçte yıllık izinlerin sınırlandırılması ile bir fayda göreceğimizi düşünmüyorum. Zaten en çok ihtiyacımız olan doktorlarımız insan üstü bir eforla çalışıyor. Ama sağlık bakanının yıllık izin kullanması ve bizleri rahat bırakması ihtimali bu izinlerin sınırlandırılmaması için büyük sebep bence!
  7. Bendi: Bilgi kirliliğini önleme adına ilk okumamda faydalı gibi gelmişti. Fakat doğru ve düzgün bilgi verme konusunda aciz olan bakanlığın eline tüm haberleşme araç ve gereçlerini teslim etmek bu kaotik ortamı daha da derinleştirecektir.
  8. Bendi: Herhangi bir ihtiyacımıza karşılık vereceğini düşünmüyorum.
  9. Bendi: Yine yapılması için ODUR yasasına ihtiyaç duymadığımız bir durum.
  10. Bendi: Belediyelerin hali hazırda yapıyor olduğu bir şey.
  11. Bendi: ODUR olmadan da yapılmasında herhangi bir engel yok.
  12. Bendi: Zaten ulaştırma bakanlığı yapıyor.
  13. Bendi: ODUR ’un gerektirdiği ihtiyaca karşılık. Yani yine bizim şu anki durumumuza bir faydası yok.
  14. Bendi : Böyle bir durum da yok zaten.

Bütün bentleri tek tek ve kısa kısa yorumladık. Ben yeterli ihtiyaç ortaya konmadan ve içinde bulunduğumuz kaotik ortamın getirdiği panik ile tüm yetkiyi şu anki süreci başından beri yönetemeyen ve koordinasyon konusunda ciddi eksiklikleri olduğunu bize kanıtlayan Ali Pilli’ye vermekten korkuyorum. Bunun yanında durumun birden fazla bakanlığı etkilediği durumda ODUR yasası 6. Maddenin 1. Fıkrasında koordinasyon görevini başbakanlığa veriyor. Takdir edersiniz ki ilk günden beridir yaşanan bilgi kirliliğinden sorumlu olanlardan biri de başbakanımız. Zaten birbirleriyle düzgün ve koordineli çalışamayan başbakanlık ve sağlık bakanlığının durumu ortada! Bu durumda süreci iyi yönetememeleri sebebiyle yaşanan panikten dolayı doğan ODUR ihtiyacında aslında bu iki yetkiliye daha çok yetki vermiş olacağız. Ve bu da bizleri çok daha kötü yönetilecek yeni bir sürece götürebilir.

Umarım ODUR talebine karşı yaşadığımız ihtiyacından neden korktuğumu ve bizim derdimize nasıl derman olacağını anlayamamış olduğuma hak verirsiniz şu an.

Bu yüzden bence bizlerin ihtiyacı olan ODUR değil şudur;

Bilgi kirliliğini önleyip halka tek bir ağızdan doğru bilgilendirmeyi yapacak, tüm paydaşlardan temsilcilerin olacağı, farklı dalların kendi alanlarında yapacakları çalışmaları diğerleri ile düzgün ve kopukluk olmadan paylaşıp birlikte çalışmayı mümkün kılacak, verimli ve zaman kaybetmeden yol kesecek, koordinasyonsuzluğa izin vermeyecek ve ülke yönetiminin esasen doktorlarımız sonrasında cumhurbaşkanı, iktidarı ve muhalefetiyle birlik ve beraberlik içerisinde süreci iyi yönetecek bir Kriz Kontrol Merkezidir bizlerin ihtiyacı. Yönetenler ve yönetmeye aday olanlar doktorlarımız öncülüğünde bu siyasi riski birlikte taşımalı ve bu pandemiye karşı birlikte mücadele etmelidir. Çünkü bizi bu durumdan bir Süpermen değil hazır, ne yaptığını bilen ve doktorlarımızın önerilerini öncelik alan bir seferberlik kurtarabilir.

 

 

29/03/2020 17:34
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: Dt. Tufan Vudalı yazdı: İhtiyacımız nedir?, haberkibris,
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.