HABER KIBRIS

Exxon’nun telkin ve bulguları belirleyici olacak

ads
11/11/2018


Cenk Uzunoğlu


Annan planına bizim tarafa göre çok daha zor bir konjonktürde ‘’evet’’ diyen Rum siyasi neredeyse bir tek Anastasiades vardı.

Başkan olma hedefi olsa da sonuç olarak 25% içinde yer almayı tercih etti. Kaybedecek olan tarafta olmakla siyasette farklılaşmanın kendisine ilerisi için avantaj sağlayacağını düşünerek risk alarak hareket etti.

Sonrasında görüldü ki plana ‘’evet’’ demiş olması onun Rum toplumunda anlaşma yanlısı olduğu algısını yarattı.

Siyasi rakiplerinin söylemlerinin ağırlığını ortadan kaldırdı. Nerdeyse rakipsiz bıraktı.

Son seçimlerde karşısına aday çıkartmakta ciddi sıkıntı oldu.

Batının Kıbrıs’taki çözüm arayışında onu çekim merkezi haline getirdi.

Annan planına evet diyen aynı Rum lider, İsviçre’deki müzakerelerde aldığı toprak ve sulandırılmış garantörlük tavizlerine rağmen, halkının önüne geçerek anlaşma yönünde irade kullanmadı.

Ondan önceki liderlerin izlediği çizginin ötesine geçmedi.

Muhalefetteyken yaptığını yapamadı ya da bugün ortaya attığı görüşlerini ifade etmenin zamanlamasını doğru bulmadığı için sesini çıkarmadı.

Kendince İsviçre’de göstermediği liderliği bugüne sakladı.

Ortaya attığı ‘’gevşek federasyon’’ açılımının altını doldururken söyledikleri ile ya inanmadığı bir çözüm modeline referandumda ‘’evet’’ demiş olduğunu ya da geçen süre içinde Başkan olarak tecrübe ettikleri ile 40 yıldır müzakere edilen çözüm modelinin işlevsel olmadığını beyan etmiş oldu.

Yukarıdaki satır başlarından da görüleceği üzere bugünü değil yakın geleceğin getireceği olasılıkları hesap ederek elini gittiği yere kadar esnek olacak şekilde tutmaya çalışan bir siyasetçi Anastasiades.

Attığı adımlarla opsiyonlarını çeşitlendirmeye ve hepsini canlı tutarak hareket etmeye dikkat eden prensip sahibi dogmatik değil, pragmatik olmaya çabalayan bir siyasetçi.

***

Bu ruh hali ile yaptığı ‘’gevşek federasyon’’ açılımı ile Rum tarafı için ‘’sır’’ olarak kalması gerekeni açık etti diye papara koptu.

Bizim için ‘’sır’’ değil, her zaman ayan beyan ortada olanın ifşasıydı olan.

Adada varlığımız olsa da onlar için ‘’sır’’ olanı yıllardır başta Rahmetli Denktaş’ın söylemesinin doğal olarak pek bir ağırlığı ve inandırıcılığı olmadı.

Rum lider yaptığı çıkışın altını doldururken toprak tavizi alsa da siyasi eşitliğe dayalı, dönüşümlü başkanlığı içeren merkezi güçlü federasyonu kendi halkına kabul ettirmesi mümkün olmadığını söylemiş oldu.

Bunu bize söylemiş olurken Rum toplumuna da kendi inancına nasıl bir anlaşma olmayacağına göre güvence vermiş oldu.

70’li yılların sonundan beri konuşulan doruk anlaşmalarına dayanan çerçevenin içinin doldurulduğunda anlaşmaya karşı Rum toplumunda var olan toplumsal refleksin buna müsaade etmeyeceğine inandığını da söylemiş oldu.

Bu toplumsal refleksin bilincinde ondan öncekilerin de yaptığı gibi bizimle alay edercesine müzakere edilmesine son vererek başka bir zeminde müzakere edilmesine inandığını söyledi.

Rum toplumun çözümün şifreleri ile ilgili ipucu verirken acı ama bir o kadar da gerçekçi olan bir şeyi daha satır aralarında söylemeye başlamış oldu bence.

O da şudur:

Kaybettiklerimizi geri kazanarak zafer elde etmemiz mümkün değildir. Hele bari şu an elimizdekileri, kazandıklarımızı kaybetmeyelim. Geçmiş hesaplar yerine toplumumuzun refahını katlayacak fırsatlara en hızlı şekilde ulaşmanın uğraşında olalım.

Bugüne kadarki hedefleri, müzakere sürecini uzatarak, tanınmamışlığın getirdiği belirsizliği hakim kılıp, Türkiye ve Kıbrıs Türkünün ekonomik, siyasi ve kültürel gelişimini engelleyen bir yük haline getirmekti.

Birçoğumuzu belki fikren yıldıramadılar, ama bu hedeflerini büyük  ölçüde başardılar.

Anlaşma olsa Türkiye’nin sırtından bu siyasi ve mali yükü de almaları anlamı ortaya çıkacak. Kendi çabaları ile yarattıkları bu yükü kaldırıyor olmak da onlara ağır geldi.

***

Anastasiades tüm bunları alt alta koyup konsolide ettiğinde konuşulan çerçevede çıkacak olan çözümün kendi toplumu tarafından kabul görmeyeceğine inanıyor.

Ayni zamanda ikinci kez referandumda hayır çıkmasını bir kez daha göğüslemenin Rum toplumunun hazmetmesinin bedelleri olacağını düşünüyor.

Diğer taraftan da denizden gazın çıkartılması ile ilgili de kulağına dış unsurlar tarafından fısıldananlar var.

Gaz ile ilgili ona gelen bilgiler bir anlaşmaya denizdeki gazın miktarı belli olmadan ulaşmasının çok daha yerinde olacağı yönünde.

Neyin seçenek olarak er ya da geç geliyor olduğunu görüp onun siyaset yapma şablonuna uygun olacak şekilde esnek olmak adına ‘’gevşek federasyon’’ diye bunun için bir hamle yaptı.

Bunu da ABD’nin himayesinde gözüken gaz şirketlerinin telkini ile yaptı.

Bildiğimiz diğer husus da Türkiye ile artık kim öncülük ya da aracılık yaptıysa gayrı resmi denilse de ‘’gevşek federasyon’’ diye adı konulan bu çözüm modelini direk konuşmuş oldukları.

Bunu yalanlayan olmadı.

Zamanlamanın Exxon Mobil’in bu ay içerisinde 10. parselde başlatacağı çalışmadan önce yapılmış olması da dikkat çekicidir.

Exxon’un yapacağı çalışmanın sonucu Kıbrıs sorununun bundan sonraki seyrini belirleyecek niteliktedir.
Kıbrıs sorununun içine gaz karıştıktan ve yapılan ön hazırlıklar ile belli bir mesafe kat edildikten sonra yol ayrımına gelindiği de kesindir.

Denizden gazın çıkarılması ve piyasalara erişimi içinde birçok değişkeni ve varsayımı barındıran bir denklemdir. Ciddi de günlük maliyeti vardır. 

10. parseldeki gaz yatağının kapasitesi, derinliği ve çıkarma maliyeti Kıbrıs’ta gazı sıvılaştırma yatırımı yapılıp yapılmayacağının da adını koyacaktır.  

Bu denklemin siyasi bir belirsizliğin de parçası olması elbette istenmiyor.

İstenen Türkiye’nin ve Rum kesiminin oluruyla siyasi bir anlaşmanın yapılmasıdır. İşin parasal büyüklüğü ortaya çıkmadan bir anlaşmaya varılması isteniyor. Bu şekilde olmasıyla çıkan gazın hangi rut üzerinden piyasalara gideceğinin de denklemin parçası olması ile ilgili belirsizlik de çok daha kolay sağlanmış olacağı düşünülüyor. 

Bundan dolayı siyasi çözüm çıkarılacak gazın taraflarca mutabık kalınan, hukuki, siyasi ve ticari belirsizliğe mahal vermeyen bir zemine oturtulmasını sağlayacağı için gereklilik haline gelmiştir. 

Bunu talep edenlerin başında da ABD ve diğer tüm gaz şirketlerini temsilen trojan atı olarak öne çıkartılan Exxon vardır.

ABD ve gaz şirketlerini temsilen Exxon ve Türkiye’ye yakınlığı bilinen Katar ortaklığı Türkiye’nin bölgesindeki özgül ağırlığı dururken Türkiye’ye rağmen gazı çıkartmanın büyük bir mali risk taşıyacağını Anastasiades’in kulağına fısıldamış olmaları muhtemeldir.

Diğer trajikomik komplo teorisi de sondajın aktif olarak başlaması ile denizde çıkacak olan kontrollü bir kriz sonrasında çözümün şifrelerini ortaya koymak için ‘’gevşek federasyon’’ çözüm modelinin hazırlığını Çavuşoğlu ve Anastasiades’e, sözcülüğünü de Anastasiades’e onlara fark ettirmeden yaptırmış olmalarıdır.

Gelinen noktada artık biz adadakiler değil Exxon şirketinin bulgu ve telkinleri belirleyici olmaya adaydır.Bekleyip göreceğiz.

Bu habere tepkiniz:
TAGS: cenk uzunoğlu, Nikos Anastasiades, Exxon-Mobil, Hidro-gaz, Kıbrıs konusu
MANŞETLER

HK Cenk Uzunoğlu

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.