Advertisement

Advertisement

Eylem bahane tatil şahane

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
04/07/2012


Çiğdem Dürüst Çiğdem Dürüst


İkiyüzlü, yalaka ve çıkarcılık için eylem yapanların ne eylemi amacına ulaşır ne de bu eylemin sonuçlarını takip eden olur.
Brüksel’de yapılan hayaletli eylemin kaderi de budur.
Devletin ensesinden yüzlerce kişiye Brüksel yolunu açan devlet, onlara bu ekonomik krizde, kısa süreli bir tatili sağlamıştır. Bu bunalımlı günlerinde devleti yönetenlere sadakat ile eş anlamlı tutulan Brüksel’deki hayaletli eylemin birkaç hafta içinde bundan gayrı hiçbir noktası akıllarda kalmayacaktır.
***
Bir buçuk yıl kadar önce sendikal platform yetkilileri Brüksel’deydi. Parlamento önünde pankartlı gösteri yapıp bazı temaslarda bulunmuşlardı. Bu pankartlı sendikal platform eyleminde:
Kıbrıs Rum kesiminin tutumu; AB'nin bize karşı sorumlulukları; Kıbrıs ve Kıbrıslı Türkler ile ilgili Türkiye'nin izlediği yanlış politikalar protesto edildi.
Avrupa Parlamentosu önünde Kıbrıslı Türklerin iradelerinin yansıtıldığı pankartlar açıldı.
Avrupa Parlamentosu başkan ve başkan yardımcıları ile, komisyon üyeleri ile ve Avrupa Parlamentosu'nda temsil edilen siyasi grupların başkanlarıyla görüşüldü: “"Avrupa Birliği bize karşı sorumludur. Güney Kıbrıs Gümrük Birliği'nde Türkiye Gümrük Birliği'nde ama biz Kuzey Kıbrıs olarak bu birlikte değiliz. Buradaki toplum ekonomik sıkıntılarla baş başadır. Maalesef Kıbrıs Türk toplumunun görüşleri doğru algılanmıyor algıyı düzeltmek zorunda olanlar bunu başaramıyorlar.” dendi. Kıbrıs'ın sorunlarının uluslararası alana taşınamadığından duyulan rahatsızlık ve rahatsızlıktan doğan sorunlar doğrudan AB yetkilileri ile paylaşıldı.
***
Geçen hafta da hayaletlerimiz Brüksel’deydiler. Onlar da pankartlı ve kostümlü gösteri yaptılar. Bir adım ileriye taşıdıkları(!) eylemlerinde geçen seferkinden tek farkı vardı: Türkiye’nin yanlış politikalarına değinilmedi.
Ne gariptir ki geçen seferki eylemlere destek belirtip, Tükiye Cumhuriyetinin Kıbrıslı Türklere yönelik yanlış politikalarını protesto edenlerin bir kısmı da hayaletli eylemlerde yerlerini aldılar.
Şimdi ben sormadan edebilir miyim? Geçen seferki eylem ile bu seferki arasında Türkiye Cumhuriyeti’ni de konu edinmek dışında ne fark vardı.
Bu seferki eylemcilerin adı vatansever; geçen seferkiler vatan haini.
Bu defakileri el üstünde tutup gururla gönderdik. Bayrak minare politikası ile yaşamlarını sürdürmeyi alışkanlık haline getirip işin kolayına kaçanların kahraman ilan ettiği bu milliyetçi kardeşlerimiz, geçen sefer Brüksel’de aynı sebeplerle gerçekleştirilen benzer eyleme gidenleri vatan haini ilan etmişlerdi.
Bunu sorgulamak da akıllarına gelmiyor. İşler o kadar karışmış ki, kimin elinin kimin cebinde olduğu belli olmayan yurdumuzda, neredeyse artık yandaşların işlediği cinayetler gereklilik, karşıt görüşlülerin diktiği bayraklar da hainlik olarak algılattırılsın diye çalışılıyor.
Yürütülen politikalar sadece bazı grupların yüceltilip, ötekilerin fişlenmesi üzerine kurgulanmış.
İkisi de Brüksel’de, ikisinin de hedefi aynı, ikisi de AB’yi aynı nedenlerle suçluyor ancak bir kısmı neredeyse dönüşte tutuklanıp kodese tıkılmak için bahane beklenirken ötekiler yüksek şerefe nail oluyorlar. Utanmasalar birer madalya takıp, verdikleri üstün hizmetlerden dolayı bundan sonraki yaşamlarında ömür boyu maaş da bağlatılacak.
***
Sendikal platform Brüksel’e giderken kullanacakları pasaportlar da pek bir konuşulmuş, bunun üzerinden pek çok politika üretilmişti. Hatta platformdaki yoldaşların yolları bölünmüş, aralarında ayrıklıklar oluşmuştu. Sırf bu sebeple platformdan ayrılan üyeler olmuştu. Her ne hikmetse bu sefer onların sesleri solukları da çıkmadı. Hatta bir kısmı hayaletler arasındaki yerlerini bile aldılar.
Uzun lafa gerek yok.
O kınanmış, anlaşılmasın diye pek çok kirli bilgi ile donatılarak medyada payaşılmış, iktidar yetkilileri tarafından tu kaka ilan edilmiş olan sendikal platformun Brüksel eylemi hatalı bir eylem değildi.
Her kesim tarafından kucaklanabilecek ve Kıbrıslı Türk iradesinin ortaya konulması anlaşılması ve devamlılığı için gerekliydi. Bu gerekliliği kabul etmek istemeyenler gördüğünüz gibi bir buçuk yıl geçmeden aynı eylemi tekrarladılar.
Bu eyleme katılan örgütlerden, geçen seferki eyleme karşı çıktıkları halde Brüksel’e gitmeleri tam bir yağcılıktı.
Bana göre bu eylemin Brüksel’de yapılması bir vatan hainliğiydi: Yüzlerce kişinin masrafları devlet tarafından karşılandı. Beğenmedikleri ve reddettikleri, hatta Kıbrıs Cumhuriyeti adı yerine Güney Kıbrıs Rum Yönetimi demeyi tercih ettikleri bir devletin pasaportlarını ceplerine koyup seyahat etmek başkalarına gelince hainlik kendilerinde olunca vatanperverlik olamaz.
Keşke örgüt örgüt, birey birey bunları tespit etsek ve Sendikal platformdaki bireyleri fişledikleri gibi deşifre edebilseydik. Evet belki insan haklarını ihlal etmiş olurduk. Fakat en azından ikiyüzlülüğün, çıkarcılığın, yağcılığın bir tablosunu çizmiş olur, gelecek nesillere miras olarak bırakmış olurduk.
***
Ne demişti Sendikal platform yetkilileri: Bunun bir sonraki adım da Birleşmiş Milletler'dir."
Haydi hayaletler takip edin: BM yolları taştan, sendikal platform çıkardı sizi baştan”
NOT: Kısa süreli bir tatil için bir süre yazılarıma ara verieceğim.18 Temmuz’da buluşmak ümidiyle.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: Çiğdem Dürüst
MANŞETLER

HK Çiğdem Dürüst

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.