Feridun: KKTC Merkez Bankası’na büyük görev ve sorumluluklar düşüyor

ads
ads
06/06/2020

ads
Feridun: KKTC Merkez Bankası’na büyük görev ve sorumluluklar düşüyor

Eski İngiltere Merkez Bankası uzmanı Prof. Dr. Mete Feridun, son dönemlerde yaşanan sel felaketi, orman yangınları, sıcak hava dalgaları ve yakın gelecekte yaşanması muhtemel olan kuraklık gibi çevresel faktörlerin bankacılık sektörümüz açısından ne gibi riskler taşıdığının bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de değerlendirilmesi ve gerekli tedbirlerin zamanında alınması gerektiğini söyledi. Feridun, özellikle iklim değişikliğinden kaynaklanan finansal risklerin bankacılık sektörümüz üzerindeki olası etkilerinin tespit edilmesi, gerekli bankacılık düzenlemelerinin hazırlanması ve siyasilerin bu konuda yönlendirilmesi açısından KKTC Merkez Bankası’na büyük görev ve sorumluluklar düştüğünü vurguladı.

Feridun’un yazısı şöyle:

Ülkemizde son dönemde yaşanan orman yangınları nedeniyle 5 Haziran dünya çevre gününü buruk bir şekilde kutlarken, çevresel felaketlere karşı ülke olarak ne kadar tedbirsiz olduğumuzu bir kez daha hatırladık. Bu konuya ilişkin olarak dünyada giderek büyük önem kazanmakta olmasına rağmen ülkemizde henüz gündeme gelmemiş olan bir diğer önemli gelişme ise çevresel faktörlerden ve iklim değişikliğinden kaynaklanan finansal risklerin bankacılık sektörü açısından oluşturduğu risklere karşı gerekli tedbirlerin alınmasıdır.

İklim değişikliğinden kaynaklanan riskler özellikle son birkaç yılda küresel bankacılık sektöründe çok büyük önem kazanmaya başlarken, birçok ülkede merkez bankaları ve bankacılık düzenleme kurumları, bu risklere karşı ne yapılması gerektiği konusunda bankalara rehberlik etmekte ve gerekli bankacılık düzenlemelerini hazırlamak üzere yoğun çalışmalar yürütmektedir. Birçok ülkede söz konusu kurumların iklim değişikliğinden kaynaklanan riskler konusunda hükümetleri ve kamuoyunu da bilinçlendirmekte ve yönlendirmekte olması dikkat çekmektedir.

Bütün dünyada olduğu gibi, ülkemizde de son dönemlerde yaşanan sel felaketi, orman yangınları, sıcak hava dalgaları ve yakın gelecekte yaşanması muhtemel olan kuraklık gibi çevresel faktörlerin bankacılık sektörümüz açısından yarattığı risklerin değerlendirilmesi ve gerekli tedbirlerin zamanında alınması büyük önem taşımaktadır. Bu risklerin bankacılık sektörümüz üzerindeki olası etkilerinin değerlendirilmesi, siyasilerin bu konuda yönlendirilmesi ve gerekli düzenlemelerin hazırlanması açısından görev ve sorumluluk KKTC Merkez Bankası’na düşmektedir.



Çevre politikalarının belirlenmesi, her ülkede olduğu gibi ülkemizde de hükümetin sorumluluğundadır. Ancak, günümüzde merkez bankaları ve bankacılık düzenleme kurumlarının bu konularda teknik konularda olduğu kadar toplumsal açıdan da sorumluluk üstlenerek sadece bankacılık sektörüne çevresel faktörlerden ve iklim değişikliğinden kaynaklanan finansal riskler konusunda rehberlik etmekle kalmayarak, hükümetleri ve kamuoyunu da bu konularda bilinçlendirmekte ve yönlendirmekte oldukları bilinmektedir.

Küresel iklim değişikliğine bağlı risklerin gerçekleşeceği artık bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Küresel hava sıcaklığının günümüzde, geçmişe göre yaklaşık 1 derece santigrat daha yüksek olduğu ve her 10 yılda yaklaşık 0.2 derece daha yükseleceği hesaplanmaktadır. Buna bağlı olarak her türlü doğal felaketlerin giderek yoğunlaşacağı kesin kabul edilmektedir.

Ülkemiz koşullarında iklim değişikliği bankacılık sektörümüz için birçok açıdan risk oluşturmaktadır. Günümüzde, özellikle sel felaketi, kuraklık, orman yangınları ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi riskler artık uzak ihtimaller olmaktan çıkmış ve yaşayarak gözlemlemeye başladığımız realiteler halini almıştır. Dolayısıyla, bankacılık sektörü açısından finansal risklerin doğru şekilde hesaplanarak gerekli tedbirlerin zamanında alınması gerekmektedir.

Gelişmiş ülkelerde düşük karbon emisyonuna geçiş sürecinde finansal varlık fiyatlarında yaşanabilecek kayıplar gibi birçok unsur da iklim değişikliğinden kaynaklanan finansal riskler kapsamında değerlendirilmekte ve bu risklere karşı gerekli tedbirler giderek daha yoğun bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Ancak, ülkemiz bankacılık sektörü açısından kısa vadede gerçekleşmesi beklenebilecek sel felaketleri, kuraklıklar, sıcak hava dalgaları, orman yangınları ve daha uzun vadede gerçekleşmesi beklenen deniz seviyesinin yükselmesi gibi doğa olayları ve çevresel riskler daha çok önem arz etmektedir.

Basel Komitesi’nin geçtiğimiz ay açıklamış olduğu veriler, birçok ülkede gerek bankacılık sektörünün, gerek merkez bankalarının, gerekse bankacılık düzenleme kurumlarının iklim değişikliğinden kaynaklanan riskleri oldukça ciddiye alarak gerekli tedbirleri almaya başlamış olduklarını ortaya koymaktadır. Özellikle son birkaç yılda çok sayıda ülkede merkez bankası ve bankacılık düzenleme kurumlarının bu risklere ilişkin olarak giderek daha yoğun çalışmalar gerçekleştirmekte oldukları görülmektedir. Bu konuda Birleşik Krallık, Avrupa Birliği ve Kanada’daki çalışmaların diğer ülkelere rehberlik ettiği görülmektedir.

Özellikle, Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunması halinde bizi çok yakından ilgilendirecek olan Avrupa Merkez Bankası’nın bankalara yönelik olarak çevresel risklere ilişkin bir stres testi geliştirmeye başlamış olduğu ve geçtiğimiz ay bankalardan bu konudaki beklentilerini ortaya koyan bir rehber hazırlamış olduğu bilinmektedir. Ülkemizde de AB bankacılık sektöründe yaşanan bu gelişmeler yakından takip edilmesi ve gerekli düzenlemelerin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Öte yandan, Basel Komitesi bünyesinde oluşturulan “Task Force on Climate-related Financial Risks” (TFCR) bu konudaki çalışmalarını giderek yoğunlaştırırken, küresel düzeyde bir başka girişim olarak “Central Banks and Supervisors Network for Greening the Financial System” (NGFS) adı verilen ve çok sayıda merkez bankası ve bankacılık düzenleme kurumlarından oluşan bir network de faaliyet göstermekte ve özellikle merkez bankaları ve bankacılık düzenleme kurumları için çevresel risklere ilişkin senaryolar geliştirmektedir.

Buna paralel olarak, Finansal İstikrar Kurulu (Financial Stability Board) bünyesindeki “Task Force on Climate-related Financial Disclosures” (TFCD) de son dönemlerde bu konuda çeşitli tavsiyeler yayımlamaktadır. Hatta, çok kısa süre sonra IMF’nin de “Financial Sector Assessment Program” adı verilen değerlendirmeleri kapsamında çevresel riskleri ele almaya başlayacağı bilinmektedir. Dolayısıyla, giderek hız kazanan bu gelişmelerin yakından takip edilmesi büyük önem arz etmektedir.

Bu konudaki beklentileri kısaca özetlemek gerekirse, bankacılık sektörünün, merkez bankalarının ve bankacılık düzenleme kurumlarının iklim değişikliğinden kaynaklanan riskleri doğru şekilde hesaplayacak ve senaryo analizi gerçekleştirecek düzeyde teknik bilgi ve modelleme altyapısına sahip olmaları gerekmektedir. Ayrıca, bankaların yönetim kurullarının da bu konuda asgari düzeyde bilince, teknik bilgiye ve risk kültürüne sahip olmaları beklenmektedir.

Dolayısıyla, dünyadaki gelişmelerden büyük ölçüde soyutlanmış bir şekilde faaliyet göstermekte olan KKTC bankacılık sektörünü iklim değişikliğinden kaynaklanan finansal risklere karşı hazırlamak açısından Merkez Bankası‘na büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir.

Birkaç somut örnek vermek gerekirse, öncelikle sel felaketleri nedeniyle sanayi bölgelerinin maddi zarara uğraması; orman yangınları nedeniyle trafo ve yüksek gerilim hatları gibi altyapı unsurlarının zarar görmesi; ülkemizin su kaynaklarının tükenmesi ve çeşitli çevresel felaketler nedeniyle Teknecik elektrik santralının zarar görmesiyle birlikte ada çapında elektrik kesintileri yaşanması gibi çok çeşitli risk faktörlerinin doğru şekilde dikkate alınması ve ilgili risklerin ileri düzeyde istatistiki modellerle hesaplanması gerekmektedir.

Öte yandan, kısa ve orta vadede çevresel risklere açık olan tarım, turizm, taşımacılık gibi sektörlere kullandırılan kurumsal kredilerin gözden geçirilmesi; sel felaketleri ve orman yangınlarından etkilenebilecek ticari veya bireysel emlak kredilerinin yeniden fiyatlanması; uzun vadede ise bir ada ülkesi olmamız nedeniyle deniz seviyesinin yükseleceği dikkate alınarak sahil şeritlerinde yer alan gayrimenkullerin değerlerinin ihtiyatlı bir şekilde saptanması büyük önem taşımaktadır.

Dolayısıyla, dünyada olduğu gibi ülkemizdeki bankaların da zaman kaybetmeden bütün bu riskleri çeşitli senaryo analizleri ve varsayımlar çerçevesinde kapsamlı bir şekilde ele almaya başlamaları gerekmektedir. Bankaların özellikle, söz konusu risklerin kredi portföyleri, teminat olarak kullanılan varlıkların değerleri ve kredi müşterilerinin ödeme kapasiteleri üzerindeki kısa, orta ve uzun vadeli muhtemel etkilerini stres testleri ile değerlendirmeleri gerekmektedir.

Söz konusu risklerin hesaplanması konusunda son yıllarda özellikle senaryo analizleri büyük önem kazanırken, “Computable General Equilibrium (CGE)” modeli, “MIT Economic Projection and Policy Analysis (EPPA)” modeli, “Dynamic Integrated Economy Climate (DICE)” modeli gibi birçok farklı yöntemin ve ekonomik modelin yaygın şekilde kullanılmakta olduğu görülmektedir. Bu modellerin kullanımı tecrübe, teknik donanım ve uzmanlık gerektirmektedir. Dolayısıyla, bu konudaki hazırlıklara erken zamanda başlanması gerekmektedir.

Bankacılık düzenlemeleri açısından şu anda ülkemizde pek dikkate alınmayan bu küresel gelişmeler, ileriki yıllarda Kıbrıs sorununa olası bir çözüm bulunması halinde AB ve dünya ile entegre olacak olan bankacılık sektörümüzde büyük bir şok etkisi yaratabilecektir. Bu nedenle bankacılık sektörümüzün iklim değişikliğinden kaynaklanan finansal risklere karşı dünyayla eş zamanlı olarak gerekli tedbirleri almaya başlaması büyük önem arz etmektedir.

Not: Bu konuya ilişkin daha fazla detay ve kaynak “Responsible Banking Should Not Remain Just a Global Slogan” ve “Basel V” Should Target the “Green Swan” isimli yazılarımda bulunmaktadır. Bu yazılarıma www.mete-feridun.com adresinden ulaşılabilir.

06/06/2020 13:07
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: Mete Feridun, KKTC Merkez Bankası, kıbrıs
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.