Gailemiz ekonomik çöküş

ads
ads
17/05/2020

ads ads

Cenk Uzunoğlu Cenk Uzunoğlu


GÖR DENİLEN / Cenk Uzunoğlu

İktisadi tabirle Kıbrıslı Türkler olarak bizim ürettiğimiz ve sunduğumuzla toplamda sürdürülebilir bir ‘’fiyat’’ avantajımız yoktur. 

Sürdürmek istediğimiz yaşam standardı (maliyetimiz) ve fiyatımız (mal ve hizmet üretimi) arasındaki dengesizlik fazla açık verdiğinde doğal düzeltmelerle (=kriz) olduğumuz yerden aşağı gidiyoruz.

Olayın iktisat ile sevk ve idare ilmi açısından klinik özeti budur.

Bağımlı ve ‘’dibelik’’ tehlikeli bir hal alan yaşam tarzımız var.

Bağımlılıktaki artışın tehlikeli bir hal almasından dolayı olacak tek dayanağımız olan Türkiye devleti ile son günlerdeki ilişkimiz yalnızca bayramlarda aranan uzaktaki yakın akraba misali bir görüntü vermeye başladı.

Baksanıza iletişim çağında elden gönderilen mektupla diyalog kurmamız bir dert cevap alınmaması başka dert.

Böyle olunca da moralimiz bozulup efkârlanıyor, her birimiz ayrı telden çalıyoruz.

Türkiye’nin görünürde yardım etmekteki sessiz ve yavaş yaklaşımına karşı onu haklı görenlerden ‘’oh olsun’’ diyene kadar çok seslilik var.

Diğer taraftan ‘’ille de anlaşma’’ diyen kesim de girişte özetlediğim klinik tabloyu empati yaparak o çok özendikleri Rum tarafında yarattığı algı ve olguya hiç kafa yormuyor.

Kendi üstüne düşeni hiç üstüne almıyor.

Bu kesimin söylediklerine bakınca ekonomiyi yalnızca maaşların ödenmesi olarak görüyor.

Kamu maliyesinin düzeltilmesi için fedakârlık yapmaya başkasından başlayarak yapılmasının Rum ile anlaşmaya ulaşmak ya da Türkiye ile düzgün ilişki kurmak için bir engel olduğu görülmüyor.

Halbuki bu virüsün sebep olduğu ekonomik kriz kamu maliyesini tutumluluk, verimlilik ve etkinlik temellerinde inşa etmek ve ölçümleme ile yönetmek adına denklemin maliyet tarafını iyileştirmek için hoş olmayan şekilde olsa da bir fırsat yaratmıştır.

Esas hiç konuşulmayan diğer konu da yeni ve fiyat avantajımız olacak iş alanlarını bulmamızdır.

Çerçevenin dışından yaklaşımlar lazımdır.

Örneğin suyun da gelmiş olması ve giderek bizim bölgemizde önümüzdeki 10-20 yıl içerisinde stratejik avantaj olacağından dolayı ülkenin tümünü ihracata da yönelik olacak şekilde organik tarım alanına çevirebiliriz.

Diğeri adanın kuzeyini bölge için lojistik bir üs haline getirecek öncelikli hedefi yerli istihdam yaratacak bir montaj ve hafif sanayi üretimi için üs yerine getirmektir.

Sektör ve hatta firma bazında konuşularak bu yapılabilir. Direk kendi tecrübemden konuşuyorum. Ambargoya takılmayın. Bu mümkündür.

Bunları devlette ve özel sektörde kovalayan var mıdır? Bununla ilgili hiç haber görmüyoruz.

Ütopik bir konu başlığı olduğunun farkındayım ama fiyat avantajı sağlayabilecek iş alanlarını bulmak zaten kolay bir şey değildir.

Ekonomi bilgisinden çok daha fazla ticari finans bilgisi gerektirir. Özel sektörün liderlik etmesi ve devleti de teşvik ve yasal düzenlemelerle arkasına katması gereken bir iş alandır.

Bunu da yerli ve Türkiyeli iş adamları ile ortak bir şekilde yapılması stratejik bir önem taşır.

Sistem değişikliğini içinde yenilikler olan ekonomiden, tarıma, eğitime ve sağlığa kadar holisitk bir plan ortaya koyduktan sonra bunları hayata geçirmek için atılması gereken bir adım olduğu noktasına gelindiğinde konuşmak lazım.

En sondan, başarının resmini çizerek özetleyelim.

Hesap ve yol haritası bellidir.

Kamuda ve özel sektörde üretken bir yapı nüfusu artırır. Göçü önler.

Belli iş alanlarında fiyat avantajı olan üretken ve kamu maliyesi dengesi sağlanmış bir ekonomi ile nüfusu artmış bir Kuzey Kıbrıs karşısında Rumlarla nihai çözüme ulaşma, anlaşma yapma daha kolay olur.

Aksi takdirde bizim güvencemiz olan adadaki Türk askeri kadar üretken olmayan bir yapı ile anlaşma yapmaktan Rum da ürküyor.

İşin düşmanlığa dayalı siyasi ve tarihsel tarafının ağrılığını değişen nesil ile bir şekilde aşsak bile adamlar haklı olarak kendini ekonomik olarak riske atmaktan çekinmez mi?

Devleti paylaşmak ya da devlete bizi dahil etmek istememelerinin konuşulmayan bir sebebi de bu olmasın?

Sen Müsrif bir kumarbaz ile ortak iş nasıl yaparsın?

Hatta ortaklık yapar mısın?

Ayni şekilde müsrif kumarbaza Türkiye devleti olarak istekli bir şekilde yardımda bulunmaya ne kadar istekli olursun?

İlle de anlaşma diyenler ve Rum ile anlaşmaya sıcak bakmayanlar tam da bu günlerde, sağlık yerini ekonomi ile ilgili gailelere yerini bırakırken tüm bunları düşünmesi lazım.

Yazıyı bitirdim.

İçimden erken yazılmış bir yazı dedim.

Diğer taraftan iç sesim ‘’esnaf dükkanlarını açtı turist ve öğrencisiz sokakların boş halini bir iki hafta daha görüp fiyat avantajı ve kamu maliyesi ile ilgili yazılan ve söylenenleri çok daha yakından hissedecek ve hiç olmadığı kadar iyi anlayacaktır’’ dedi.

Gözümün önüne haberlerde de zaman zaman karşılaştığımız sağlıksız yapı ya da yerine daha çağdaş ve güvenli bir yapı yapılması için kontrollü bir şekilde yıkılmak durumunda kalan binaların dinamitlenip yıkılması geldi.

İçe doğru bir çöküşün içine giriyoruz. Karşı karşıya kaldığımız durumu anlatan görüntü galiba bu.

Ya eskide inat edip binanın altında kalacağız ya da yıkılan binanın yerine yeni yapıyı oluşturmak için ne yapabiliriz diye her şeye baştan başlayacağız.

17/05/2020 09:16
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS:
MANŞETLER

HK Cenk Uzunoğlu

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.