HABER KIBRIS

Geçmişi bilmeden geleceğe yürüyemezsiniz

ads
25/12/2017


ads

Eşref Çetinel


“Geçmişe” bakmadan “geleceğe” yürüyemezsiniz.. Nerden nasıl geldiğinizi bilmezseniz nereye gideceğinizi bilemeyeceğiniz gibi!

Rahmetlik toplum lideri Dr. Fazıl Küçük o geleceğe “ati” derdi. Hemen tüm nutuklarında “ati” kelimesini kullanır ancak yüzü  “mazi” dediğimiz “geçmişe dönük olurdu.” Keza Rahmetlik Denktaş’ın diline de pelesenkti “geçmiş.” O kadar ki yıllar önce BM’’ler Kıbrıs temsilcisi  Holbroug Kıbrıs siyasi sorunu nedeniyle Denktaş’ı eleştirmek gereğini duyduğunda, “sen derdi, arabada giderken hep dikiz aynasına bakarsın!”

Buna karşın Denktaş ölene dek “geçmişi” anlattı halkına. Kızanlara da “durmadan, bıkmadan anlatacağım” derdi..

Çünkü bilirdi: “Geçmişi yaşamadan, tanımadan, bilmeden; geleceği kurtarmak mümkün değildir.”

Oysa ne diyordu entel gevezeleri o geçmişe saplanıp kaldığını iddia ettikleri insanlara: “Statükocu!” Yada “tutucu!” Bazıları kantarın topuzunu kaçırdılar mı “yobaz da derlerdi, gerici” de!

GEÇEN Hafta “21 Aralık 1963 Ulusal Direniş ve şehitler  haftamızdı.”

Köşemde bir “değerlendirme” yapmak gereğini duyduğumda “atiye” bir daha baktım: Gördüğüm ve anladığım elli dört yıl sonra Rum saldırılarıyla kıyılır, göçe zorlanır, evlerimiz yurtlarımız yakılıp yıkılırken, hiç suçumuz olmadığıydı.. Zaten ben de yazıma “hiç suçumuz yoktu” diye başladımdı!                 Çünkü saldıran da yakan da göçe zorlayan da kıyan da Rumlardı. Kıyılan ise Türkler! Neden ama? Çünkü Rum stratejisine göre “eğer Türkler korkar, yılar, pusar, teslim olur  yahut Türkiye’ye kaçarlarsa, Enosis de gerçekleşmiş olacaktı!”

       DEMEK ki neymiş? Rumlar Yunanistan’la birlikte Enosis’in peşinde koşarlarken, iki asır ötesi “geçmişteki” megali “ideaya bakıyorlarmış..” Dolayısıyle geleceğe yürürlerken o “geçmişi” yaşıyorlarmış..

YA BİZ? Hiç suçumuz yoktu ama masaya suçlu  oturduk!                                            Yargılanması gereken Rumdu ama yargılanan Türk oldu!

Mazlum ve mağdur olan bizdik.. Fakat müzakereler sürecinde mazlum ve mağdur Rum tarafı olurken, Türk tarafı da hiç suçu yokken “işgalci ve gasp edici” konumuna düşürüldü!

(Bunları çok ama çok yazdığım için usanç içindeyim. Ancak “olanlar geçmişte kaldı” diyen entel gevezeleri için hâlâ “gelecek,” “iki halk bu adada kardeş kardeş yaşarlarken” diye başlayan bir peri  masalıdır!                        Müzakereler bu nedenle başarısızlığa toslamaktadır çünkü bu adada Rum’la  “kardeşlik” üzerine barışçı çözüm oluşturmak mümkün değildir. Çünkü Rum için geçmişten geleceğe hiçbir şey değişmemiştir!


       AMA NE SEÇİM AMA!

Halkın Partisi’ni dışta tutarak ve tenzih ederek yazıyorum çünkü Meclis’te değildir..

Yarın öbür gün seçim sandıklarına taşınacağız. Artık “hangi partiye veya hangi adaylara oy vereceğimizi değil, “oylarımızın iptal olmaması için nasıl kullanmamız gerekeceğini” çalışmaya başladık!

Seçim sistemleri oluşturmak “siyasi partilerin”  işi midir bilmiyorum. Fakat halkın en iyi, en kolay ve  en doğru şekilde oyunu kullanabileceği bir seçim sistemi de en iyisi olacaktır çünkü akıl mantık öyle diyor…

Bizim milletvekilleri ne yaptılar ama? İlçelerin kendi içlerindeki  oylamalarını tek seçim bölgesine (KKTC’e) yaydılar!

Şimdi ben Mağusa’da karma oy kullanacağım. 13 adaydan  6’na kesin ve peşin   oy vermek zorundayım. Buraya kadar kolay.. Seçim pusulasına  adam gibi adamları işaretlerim.

Sorun bundan sonra: Eğer Mağusa’da karma oy kullanacaksanız  en fazla 6 adaya (bölgeyi koruma adına) oy vermek zorundasınız. Ondan sonra da diğer bölgelerdeki iki partinin en az işaretlememiz gereken adaylarını zorunlu işaretleyerek ister 24’de ister 50 e tamamlayacaksınız… Anladınız değil mi çok kolay!

Keza mühür vurup tercih kullanmak da öyle… Bu seçim sistemine neden gerek görüldü? Ve Türkiye deneme cesaretini gösteremediği böylesi bir seçim sistemine neden  omuz verdi!

Ne dediydik geçen hafta. “Herkesin kafası bu seçim sistemini icat edenlerin kafaları gibi parlak ve dahi değildir ki!

Nitekim Eski Yüksek Mahkeme Başkanı Taner Erginel de yakınıyor bu sistemden ve İngiltere’de bile daha kolaydır diyor..

BUNA karşın sandıklara gideceğiz. Hatta inanıyorum katılım önceki seçimlerden çok daha yukarılarda olacak çünkü her parti 50 milletvekili adayı saptayınca zaten dışarıda oy kullanacak seçmen kalmadı!

ÖTE yandan hatırlatmakta yarar var. Hangi siyasi partinin seçmeni seçim sistemini daha iyi anlamış, yahut nasıl oylama yapacağının dersine en iyi şekilde çalışmışsa o parti sandıktan sağlıklı çıkacaktır.. Bu nedenle siyasi partilerin yandaşları kapı kapı dolaşıp aday fotoğrafları dağıtmak yerine “partisine” seçmenin nasıl mühür vurup tercih yapacağını, yahut nasıl karma oy kullanacağını anlatırsa çok daha faydalı olur!

Ve noktayı koymadan önce bir hatırlatma daha: Bu seçim sistemi seçimden sonra göreceksiniz  değişecek!


KISACA TAKILDIĞIM: (O BABAYİĞİT PARTİYİ ARIYORUM!)

Hâlâ umudumu kaybetmedim. Partilerimizden  memleketin pisliğini nasıl kaldıracaklarını, memleketin nasıl kirletilmesinin önüne geçeceğini işitmek istiyorum.

Umudum devam ediyor. Bir siyasi partimizin trafiği nasıl düzelteceğini, kazaları nasıl önleyeceğini hâlâ işitmek için bekliyorum!

Allahtan umut kesilmez: Uyuşturucunun nasıl kökünün kazınacağını, bundan sonra  asla ve kata üniversite açılamayacağını, dıştan gelen öğrencilerin sıkı denetime tabi tutulacağının vaadinde bulunan  siyasi partiyi işitmek için umutlanıyorum.

Bu habere tepkiniz:
TAGS: eşref çetinel
MANŞETLER

HK Eşref Çetinel

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems