Advertisement

Advertisement

Gençlerin aldatılması ve asimilasyon masalı

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
07/08/2016


Orhan Aydeniz Orhan Aydeniz


Bize ait değerleri korumak, gelenek ,görenek ve yerel değerlerimize sahip çıkmak,

normalde takdir edilen bir tutumdur. Ancak bazı kişilerin bilerek veya bilmeyerek, sapla

samanı karıştırdığını görüyoruz.

Her şeyden önce atalarımızın Anadolu’dan geldiği, orada yaşayan halkın bir parçası

olduğumuz biliniyor. Bu nedenle de Türkiye tarafından asimile edilmek istenildiğimiz

söylemleri, dayanaksız ve kötü niyetlidir. Bu söylemlerle gençleri aldatan ve anavatana karşı

kışkırtanları tarih, hak ettiği hanesine kaydedecektir.

Ayrıca, kimliğimiz ile kültürümüz gibi değerlere gerçekten duyarlı olanların, inandırıcı

ve samimi davranmaları ve tutarlı olmaları gerekir.

Toplumlararası görüşmelerde egemenliğimizden vazgeçilmesi ve toprakta ilk söz

hakkının eski mal sahiplerine tanınması ödünü nedeniyle, olası çözümden sonra kuzeyde

Rumların etkin duruma getirilmesine tepki göstermeyenlerin, varlığımızı sürdürmemizi

sağlayan anavatana karşı sözde egemenliğimize sahip çıkılması istemi ile eylem yapması

çelişkili bir tutum olması yanında çok da komiktir .

Hele gençlerimize hizmet etmek amacı ile Koordinasyon ofisi açılmasını, asimilasyon

saçmalığı ile engellemeye çalışanların, öte yandan bize dostça davranmayan AB’nin KKTC’de

koordinasyon ofisi açmasına, gençlerimizin güneydeki kamplarda ve AB tarafından

düzenlenen etkinliklerde beyinlerinin yıkanmasına tepki göstermemesi, iyi niyetle

bağdaştırılamaz.

Aslında atalarımız Anadolu’dan geldiğine göre, doğru olan, benliğimize ulusal

kimliğimize Türklüğümüze ve dilimize sahip çıkmamızdır.

Ayrıca dünyada bir Kıbrıs milleti veya Kıbrıs Türk dili bulunmadığına göre, gerçek

anlamda asimilasyon tehdidi; lisanımıza yabancı sözcüklerin bulaşması ve yabancı

geleneklerin etkisi altına sokulmamız, kimliksizleştirilmemiz ve böylece kolayca Kıbrıslılık

kimliği altında Rum çoğunluk içinde eritilmemizdir.

Bu nedenle kendi özüne sahip çıktığı iddiasında olan ve bu konuda duyarlılık

taslayanların, öncelikle öz benliklerine yani Türklüklerine sahip çıkmaları gerekir. Aksi halde

büyük bir tutarsızlık içinde olurlar.

Eğer amaç kasıtlı olarak Kıbrıs Türk halkını, tutunduğu tek dal olan Anavatandan

koparmak ve Rum’un insafına kalmasını sağlamak değilse, yapılanların hiç olmazsa tehlikeli

vefasızlık ve ayıp olduğu bilinmeli.

Yakın geçmişte Wasington’da yapılan bir toplantıda ABD’nin Kıbrıs Rum kesimindeki

elçisi Frank Urbancic’in ‘Türkiye adadaki Türklerle yakın ilişki içinde, ancak Kıbrıslı Türklerin

çoğu kendini Türk hissetmiyor’ gibi sözler sarf etmesi, içimizdeki yolunu şaşırtmışların çatlak

seslerinin dıştan nasıl değerlendirildiğini göstermesi bakımından çok önemlidir.

Geçmişteki acıları yaşamayan ve öğrenmeyenler, Kıbrıs Türk halkının nereden ve nasıl

bugünlere gelindiğini bilmiyor. Bilmedikleri için de, hem içinde bulunduğumuz koşulların

değerini takdir edemiyor hem de bu günlere gelmemizi sağlayan anavatana minnettar

olacakları yerde, yabancıları sevindirecek şekilde hareket etmeyi marifet zannediyor.

Ancak, sırf çözüm saplantısı nedeniyle KKTC’nin yıkılması ve Rum’ların istediği şekilde

bir anlaşma yapılması durumunda, esaret altına girmemiz yanında, ekonomik bakımdan da

rahatlamayacağımız da bilinmelidir.1960 cumhuriyet dönemindeki ekonomik durumumuzun,

ne kadar kötü olduğu ve Rumlara bağımlı olduğumuz unutulmamalı.

Bu nedenle, Türk halkının çıkarlarını önemseyen herkes artık, kötü niyetli kişilerin

Kıbrıslılık kavramı arkasına saklanarak, gençleri aldatmasına izin vermemeli.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: orhan aydeniz
MANŞETLER

HK Orhan Aydeniz

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.