HABER KIBRIS

ad

Gerçeklerin inatçı olma huyu

ads
04/08/2019

ads

Cenk Uzunoğlu Cenk Uzunoğlu


GÖR DENİLEN / Cenk Uzunoğlu

Gerçekleri yaşayarak görüp hala daha inkâr edenler için tarihin öğretisidir bu.

Onu inkâr edenler için maalesef gerçeklerin inatçı olma diye bir huyu var.

İnkâr edenlerin peşini bırakmaz. İkide birde önlerine çıkıp köşeye sıkıştırır.

Gerçek her seferinde su yüzüne çıktığında onu inkâr edenler zor durumda kalırlar.

İşte böyle köşeye sıkışmışlıktan kurtulmanın sahnelenmek isteneceği bir döneme yine yeniden girmek üzereyiz.

***

9 Ağustos ve sonrasında da Eylül ayında BM yeni dönem açılış toplantılarında tekrar müzakereler başlasın diye bir hava var.

Federasyon çerçevesinde çözümün tekrar başlama ihtimalini umut edenler için tam bir inkâr ve gerçeklerle inatlaşma ısrarının yeni bir örneğidir bu.

Rum toplumu devleti paylaşmak istemiyor. Hele lağvedip bizimle siyasi eşitliğe dayalı yeni bir devlet kurmak, ne münasebet hiç istemiyor.

Bunun için yıllardır tersini söylese de Crans Montana sonrası artık alenen istemediği federasyonun hayal olduğunu en tepe noktadan tescillemeye kadar bu varmıştır.

Hepimizin bildiği, gördüğü gerçek budur.

Diğer taraftan Kıbrıs Türkü yeri geldiğinde ortada herhangi bir tereddüt kalmaması için ille de federasyon temelinde bir anlaşma olsun diye müzakere edeceğine inandığı bu görüşteki en yetkin siyasetçilerine fırsat vermekte kendini zorlamış ve bunu da emanet oylarla da olsa başarmıştır.

Federasyon bazında bir anlaşma isteği için bundan daha büyük bir gerçek olabilir mi?

Bunun sonucunda Talat ve Akıncı birer dönem arayla farklı Rum muhatapları ile federasyonu başarmayı denemiş ama başaramamıştır.

Bu da diğer gerçektir.

***

Yeri gelmişken bir gerçeği daha belirtelim.

Medya ve günlük hayatımızda bizim federasyoncuların ‘’uzlaşmaz Rum’’ diye göndermede bulunduğu adres de marjinal bir unsur değildir.

Annan planı referandumu sonucu, ‘’Rum’’ diye genellediğimiz topluluğun tarih önünde tabelaya yansıyan ölçülebilir yüzüdür.

Annan planının referandum sonucu tarihe tescillenmiş olarak geçecek gerçek bir veridir. Zamanın geçmesiyle unutulacak bir sonuç da değildir.

Rum toplumunda ikna edilmesi gereken 3-5 oy değildir konuştuğumuz.

Rum toplumunda siyasi eşitliğe dayalı federasyonu baz alacak devlet yapısına karşı partiler üstü bir irade söz konusudur.

Bunun saklanacak bir tarafı da yoktur.

Rum siyasetçilerin kontrolünde aç-kapa yapacağın bir şey de değildir bu.

Bu realiteyi yok sayan Rum siyasetçi ikinci bir referandumda çıkacak olan ‘’ohi’’ ile bunun bedelini toplumuna ödetmeyi siyaset ve tarih önünde göze alamayacağını biliyor. 

İkinci bir referandumda ‘’hayır’’ çıkmasının kaybettiklerinin bir kısmını geri almayı bir kenara bırak kazandığını düşündüklerini de kaybedebileceklerini kolay kolay anlatamaz.

Büyük bir toplumsal yıkım olur. İki okka bal ile hazmedilmez.

Bundan dolayı, Crans Montana’da Rum lider göstere göstere masadan ayrılmıştır. Hemen sonrasında da rahatlıkla seçimi kazanmıştır.

Federasyonu savunduğunu iddia eden Akel neredeyse Anastasiades’in karşısına çıkaracak aday bulamamıştır.

Anastasiades masadan kaçan taraf olsa da nerden ve neden kaçtığını anlatmasına dahi gerek kalmadan kendi toplumundan anlayış göreceğini bilerek bunu yapmıştır.

Sonrasında çok daha net bir dille açıkça ‘’federasyon olmaz başka modelleri de konuşalım’’ demiştir.

Gerçekleri anlamamız için daha ne desin?

‘’Rum’’ dediğimiz toplum bundan dolayı sokaklara dökülmemiş ‘’ille de federasyon’’ diye diretmemektedir.

Rumların istediği masada gittiği yere kadar müzakere sürecini devam ettirmektir.

Bu süre içinde de Türkiye’ye bunun ekonomik ve siyasi yükünü artırarak yüklemektir.

Bunun sonucunda da Kıbrıs Türkü ile Anadolu’nun arasını açmaktır. Mücadeleleri uzun vadelidir.

Bu siyasetleri ile bugüne kadar mesafe kat etmiş, bir başarı da elde ettikleri açıkça ortadadır.

Bu siyaset ile Kıbrıs Türkünün siyasi, ekonomik ve kültürel gelişimi de sekteye uğratılmış olmaktadır.

Böyle bakınca gördüğünüz gibi konu toprak ve asker ile sınırlı değil devletin paylaşılmaz olduğu ve toplumsal gelişimimizin engellenmesidir.

Rumlar için masada müzakerenin devam etmesi uzun vadeli hedefleri için yalnızca araç değil stratejilerinin ta kendisidir.

Masa Rumlar için bir korunma alanı, sığınılacak bir limandır.

Ne olur ne olmaz diye ellerinin altında durmasını istedikleri bir sigorta poliçesidir masada olmak.

Tekrar görüşmeler için istekli gözükmeleri ana siyasetlerinde fikir değiştirdiklerinden dolayı değildir.

Türkiye’nin hat safhada kutuplaşmış iç siyasetine rağmen bu konuda belirgin bir şekilde partiler üstü destek gören mutabakat ile denizde attığı kararlı adımlardan dolayıdır.

Dört adet sondaj gemisi ile meydan okuma, kendini bilmez fedainin bakış açısı ile dizayn edilmediği Rum’un anlayacağı dildir.

Rum toplumunun psikolojisini doğru okumakla birkikte cesaret, akıl, askeri ve siyasi birikimlerin alt yapısını oluşturan proaktif politikanın sonucudur bu.

Buna ek olarak aynı anda Özersay liderliğinde bizim hükümetimizin Maraş ile ilgili sahaya inmiş olmasının Rum toplumunda yarattığı etki aslında bizim için başarının resminin ipuçlarıdır. 

Bu yeni politikayı ve içimizde bunu hayata geçirmeye çalışanları yetkinlikleri ile birlikte bir bütün olarak ilerisini de düşünerek soğukkanlılıkla değerlendirmek lazım.

74 öncesi dönemde olduğu gibi bir kez daha zor, oyunu bozar dönemindeyiz.

Ne kadar fazla dayanırsak, ne kadar oyunlara fazla dirençle yaklaşırsak, ne kadar sahaya inip pratikte karşılığı olan adımlar atarsak, ne kadar dışarıdaki oyunları içerideki birlikle göğüslersek 50 yılda ulaşamadığımız çözüme ulaşabiliriz.
50 yılda girdiğimiz federasyon çukurundan çıkmanın kolay olacağını hiç kimse söylemedi.

Gerçeklerin inatçı olma huyu bizi o çukurdan yavaş yavaş çıkarmaya başlamıştır.

Her türlü son çırpınışa karşı hazırlıklı olmakta fayda vardır.

Bunun için iç siyasette küçük hesap olmamalı.

İçeride herkesin değilse bile federasyonun artık hayal olduğu asgari müştereğinde buluşanların aynı şevkle aynı ideal ile olaya bakması şarttır.

Küçük hesaplarla büyük hayaller gerçekleşmez!

Büyük hayalleri olanların ise küçük hesapları olmaz.

Tarih ise kimin hangi yolu tercih ettiğini not etmektedir.

Çok adaylı demokratik yarışa bir şey demeyiz, ama sonunda ayni çatı altında buluşmak kaydıyla.

Kıbrıs sorununun çözümünde gerçekleri görmeyip inat edenlere artık emanet oy yoktur. Olmamalıdır.


Bu habere tepkiniz:
TAGS: Gerçeklerin inatçı olma huyu, haber, kıbrıs,
MANŞETLER

HK Cenk Uzunoğlu

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.