ad

Güçlü Ekonomi, Güçlü Demokrasi

ads
21/09/2018

ads

Birikim Özgür Birikim Özgür


Bir süre önce Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Dr. Berat Albayrak dört boyuttan oluşan “Yeni Ekonomi Yaklaşımını” açıklamıştı:

1. Ekonomik Dengelenme

2. Sağlıklı ve Sürdürülebilir Büyüme

3. Daha Adaletli Paylaşım

4. Nitelikli İnsan Gücü ve Güçlü Toplum

Bu yaklaşımı açıklarken Albayrak konuşmasında “Orta Vadeli Program” tanımlamasından hoşnutsuzluğunu ifade etmişti.

Albayrak dün “Yeni Ekonomi Programını” (YEP) açıkladı.

Aslında bu 2019-2021 dönemi için hazırlanan Orta Vadeli Program.

Adını değiştirerek Yeni Ekonomi Programı demişler.

Program önümüzdeki 3 yıl için makroekonomik hedefleri içeriyor.

Enflasyon hedefi 2021 için yüzde 6.

Cari açık / GSYH oranı hedefi yüzde 2,6.

Büyüme hedefleri 2019, 2020 ve 2021 için sırasıyla yüzde 2,3, yüzde 3,5 ve yüzde 5.

Makroekonomik hedeflere ulaşmak için sisteme müdahalelerde bulunulacak.

Finansal sistem, işgücü piyasası, adalet, çevre ve şehircilik, eğitim, sağlık, gençlik ve toplum, kamu düzeni ve güvenliği alanlarındaki program ve projeler tek tek açıklanmış.

Albayrak uygulama ve takip konusunda yeni bir model uygulayacaklarını belirtti.

Yeni bir mekanizma ile uygulama eylemleri sıkı bir şekilde takip edilecek.

Takvime uyulacak.

3 aylık dönemlerde tüm eylemler gözden geçirilecek.

Belirlenen her bir eylemin yeni ekonomi yaklaşımındaki boyutlardan hangilerini etkileyeceğine de programda yer verilmiş.

Örneğin işgücü piyasası alanında yer alan “engellilerin meslek edinmesi amacıyla uzaktan eğitim programlarının geliştirilmesi” eylemi ile eğitim alanında yer alan eylemlerin tümü ekonomik dengelenme ile ilişkilendirilmemiş ancak sağlıklı ve sürdürülebilir büyüme, daha adaletli paylaşım ve nitelikli insan gücü ve güçlü toplum boyutları ile ilişkilendirilmiş.

Finansal sistem alanındaki “Türk Lirası cinsi varlıkların faiz riskinden korunmasında ve değişken faizli enstrümanların fiyatlamasında kullanılabilecek referans faizlerin oluşturulması” eylemi sadece sağlıklı ve sürdürülebilir büyüme boyutu ile ilişkilendirilmiş.

Açıklamanın ardından özellikle programa yönelik eleştirileri dikkatlice okumaya çalıştım.

Eleştirilerin ortak paydası krizin yol açtığı zararların nasıl giderileceğine dair somut yanıtlara yer verilmemiş olması.

Türk Lirasının değer kaybı ile enflasyonu yeni sistemde Merkez Bankasının bağımsızlığına verilen hasar ile ilişkilendirenler Yeni Ekonomi Programında bu hasarı giderici herhangi bir eyleme yer verilmemiş olmasından rahatsız.

Batan şirketlerle ilgili ne yapılacağına dair de programda somut hedeflere yer verilmemiş.

Ekonomi ile demokrasi ve adalet gibi temel siyasi konular arasındaki ilişkinin göz ardı edilmemesi hususunda ciddi uyarılar var.

Sisteme güven duygusunun geliştirilmesi ile sermaye akışının normale dönmesi ve krizden çıkış arasındaki bağ çok açık.

***

Bize gelince…

İncir ipi gibi yıllardır uzayıp giden çözüm süreci;

Eşitliğe, adilliğe ve üretkenliğe dayalı olmayan kurulu düzenimiz;

Bu düzen tesis edilirken uygulanan yanlış yardım politikaları;

“UBP gelirse Türkiye para verir” kolaycılığı;

Sol siyaseti kilitleyen “çözüm olmadan hiçbir sorunumuzu aşamayız” statükosu;

Dış yardımların sebep olduğu rehavet ve şımarıklık; ve

Yarınlarımızı gözetmeyen az gelişmiş siyaset anlayışımız…

Bizi üretken ve daha güçlü bir ekonomiye odaklanmaktan alıkoyuyor.

Haliyle krizlere hazırlıksız yakalanıyoruz.

Tıpkı AB desteğinin yarattığı rehavet ortamında sistemini güçlendirmeyi ihmal etmiş Avrupa ülkelerinin 2008 Küresel Finans Krizinde yaşamış olduğu gibi…

Dünyada yaşananlardan dersler çıkarıp kendimize çekidüzen vermemizin zamanı geldi de geçiyor bile.

Gelen-giden hükümetler sadece günübirlik işlere yoğunlaşabiliyor.

Hâlbuki özellikle de bu kriz ortamında sürüklenen değil sürükleyen bir hükümet iradesine ihtiyaç var.

DPÖ tarafından hazırlanan OVP’ler ve Türkiye ile imzalanan programlar öksüz kalıyor.

Makroekonomik hedefler ışığında hangi alanlara ne gibi müdahalelerde bulunulacağı kamuoyu ile kısa sürede paylaşılmalı.

Aksi takdirde ekonomik kriz siyasi krizi besleyecek.

Zam popülizmi gelecek kaygısının önüne geçecek.

Mevcut hükümet açısından bakıldığında;

“Güçlü Ekonomi Programı” açıklanırsa “sürüklenen değil sürükleyen konumda olmanın gereğini yaptık” denilebilecek.

Ayak sürüyenlerin çetelesi tutulabilecek.

Siyaset arenasındaki ak koyun kara koyun belli olacak.

Güçlü ekonomiyi kimlerin engellediği konusunda halk somut bilgilere erişecek.

Ve gerçek ihtiyaca göre siyaset yeniden şekillenecek.

Demokrasimiz güçlenecek!

21/09/2018 08:43
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: Birikim Özgür
MANŞETLER

HK Birikim Özgür

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.