HABER KIBRIS

Gündemden düşmeyen Maraş sorunu!

ads
28/12/2017


ads

Eşref Çetinel


1974’den beridir “Maraş konusunu” siyasi soruna yönelik kendi görüşümün kapsamına  sokamadım.  Daha önce yazdığım gibi çünkü Maraş 1974 Barış Harekâtının Attila hattı dışında kalan bir kentti. Rum sakinleri terk ettikleri için Türk askeri tarafından “koruma altına” altına alındıydı. Ecevit’e göre “Kıbrıs müzakerelerinde koz olarak kullanılacaktı” Tutun ki Türkiye’nin müzakerelerdeki jokeri olarak elde tutulduydu!

NE var ki geçen zaman içinde (itiraf etmeliyiz) ne bize ne Türkiye’ye yakışmayan bir siyasi tutumla bu turistik kenti dünyada eşi olmayan bir aldırmazlık ve düşüncesizlik sonucu hem viran eyledik hem de töhmet ve şaibesi altında, hesabını veremeyecek bir siyasi skandal haline getirdik! Kısaca ne  kendimize yar ettik ne sahiplerine iade ettik!  Aradan 43 yıl geçti ne Rahmetlik Ecevit’in söylediği gibi “masada koz olarak kullanılabildi” ne müzakerelerde Türk tarafına fayda sağlayacak bir pazarlığın mihenk taşına vurdu!

Elan yüz karamız olarak beterince virane olmaya devam ediyor ve ne Türkiye’nin ne KKTC liderliğinin tırnak kadar da umurunda olmuyor!

BUNA karşın son zamanlarda bazı STÖ’nin de dürtüsü  ve Maraş’lı Rumlarla ilişkileri sonucunda   bazı öneriler gündeme gelmeye başladı.                                                         

Mesela dendi ki “Maraş’a karşılık Ercan’nın uluslar arası hava trafiğine açılması…

Veya Mağusa limanının 3. Ülke  gemilerine açılması…

YANİ her halû kârda eğer  Maraş gerçekten bir siyasi koz olarak elde tutuluyorsa bu koza karşılık KKTC’ye fayda sağlayacak bir siyasi anlaşmaya varılması…

NEDEN olmasın? Zaten Maraş’ta mülkü bulunan bazı Rum işadamları örgütlenmişler  özellikler iadesi için mücadeleye hazırlanıyorlar!

Fakat bir sonuca varacaklarını sanmıyorum. Çünkü “vermeden almak istiyorlar!” Oysa aradan 43 yıl geçti. Maraş gibi geleceğin Akdeniz’deki turizm merkezi olmaya aday bir sahil kentinin, kadavra da olsa karşılığını almadan bedava iade etmek,  mümkün değil. Bu nedenle diyoruz:                            Sn. Akıncı Maraş sorununun çözümüyle ilgili bir müzakere masası kurabilir.. AB’nin ambargolarının kaldırılması karşılığında Maraş’ın iadasini  tabi Ankara ile istişareden sonra müzakere edebilir.. Neden olmasın?


SEÇİM KAMPANYASINA BAKTIK!

Sakın ola karma oy kullanmaya kalkmayın işaretlerken eliniz titrese pusulanız şaşar iptal olur!

Şaka da yapsak demek istediğimiz şudur: Yeni seçim sisteminin öylesi karmaşık ki e n basit yanılmalar bile oyunuzu yakmaya yetecektir! Oysa ne olmalıydı gözleriniz kapalı oylama bile yapsanız yanılmayacağız bir seçim sistemi..

YAZIK ki iktidarları döneminde memleketi yönetemeyip sorunlar üzerine sorunlar ulayan  entel gevezeleri hızlarını alamadıkları yerde, seçmenin de kafasını karıştırıp kendilerine benzetmek için bu yeni seçim sistemini icat ettiler! Ki sorsanız kendileri bile anlamadılar ki anlatsınlar!

“Her neyse” diyelim ve bazı siyasi partilerin kampanyalarıyla sloganlarına  bakalım..”

       DİKKATİMİ DP genel başkanı Serdar Denktaş’ın imbikten geçmiş gibi arı  sloganları takılıyor. Mesela diyor ki Serdar Denktaş, “Yuhalayabildiğimiz kadar alkışlamayı da öğrenmeliyiz!” İşte derdimiz! Çünkü bu ülkede “başarıları” görebilmek için bizzat o “başarının bir parçası olup nimetinden yalamanız  gerekir ki alkış tutabileseniz!  Tabi o alkış bile nemalandığınız için yine kendiniz içinde olmakta!

CTP kampanyasının  odağına   "ne demek olmaz” sorusunu oturtmuş! “Ne demek” diye başlayan soru, “çözüm olmaz” diye devam ederken, ötesi tüm sorunlar için de “ne demek olmaz” kulpu takılmış!

Kısaca, “deme olmaz olmaz, olmaz olmaz!” Bana biraz ütopik, biraz da her soruna maydanoz kıymak  gibi geldi! Yine de çarpıcı bir slogan ama!

ÖZERSAY’lı Halkın Partisi ise, iktidara gelirlerse döviz borçlarını TL çevireceğinin sözünü veriyor.. Yapabileceğini bilsem bir mühürüm vardır vururdum HP’ne… Da nasıl? Çünkü böylesi bir vaat gerçekleşebiliyorsa neden gelip giden iktidarlar, insanların döviz vurgunu nedeniyle batmalarına, mahkemelere düşmelerine karşın gerçekleştirmediler. Halk düşmanı mıydılar?

CTP’li Erhürman ne diyor: “Sarı karıncılar hareketlendi, şimdi fırtına başlıyor!” Güzel benzetme ama “sarı karıncalar” kim?  Seçim sonuçları açıklandığında mı öğreneceğiz?

Ne diyor Özgürgün Erhürman’a: Halkın geleceğini çaldınız. Bütün adaylarını topla topyekûn istifa edin! Yapma Sn. Başbakan! Konu “halkın çalınan gelecekleriyse eğer, neden tek CTP? Bana sormazsın ama böylesi istifalar olacaksa  sıranın başına geç!

Ha seçim kampanyası nasıl mı geçiyor? Adaylar bir gün Güzelyurt’ta ertesi gün Karpaz’da, öbür gün Girne’de..

Kaçı “eksik olsun böyle seçim” diyerek aday olduğuna bin pişmanlık getirdi bilmiyorum ama inşallah 7 Ocak’a kadar yataklara düşmeden ayakta kalırlar!


       KISACA TAKILDIĞIM: (YENİ BİR ARAZİ PEŞKEŞİ Mİ?)

Önce yerini tarif edeyim.   Mağus’dan Doktorlar Sitesini geçip Yeniiskele’ye dönmeden az ilerde Sağda 1974’den sonra Makarios yönetiminin kulübemsi tatil evleri de oluşturduğu şu anda halkın ağaçları altında  piknik yaptığı güzelim bir sahil şeridi vardır.İşte o ağaçların arasında ve sahile yakın yerde harıl harıl yeni bir inşaat için hafriyat yapılmaktadır. Sakın merak edip yakından göreyim diye yanına yaklaşmayın, özel adamlar üzerinize saldırırlar! O kadar gizli! Sahi ne oluyor bu devlet arazisi  sahilde?  Kim kapattı yine? Neye karşılık? Nasıl? Tam da seçim arifesinde?

Bu habere tepkiniz:
TAGS: eşref çetinel
MANŞETLER

HK Eşref Çetinel

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems