HABER KIBRIS

Gündüz: Aday çok nitelik yok

Sosyolog ve Siyaset Bilimci Hakan Gündüz, yerel seçimlerde aday patlaması olduğuna dikkat çekerken vatandaşın nitelikli aday bulmakta ise zorluk çektiğini söyledi.

ads
12/06/2018
HK-ÖZEL

Gündüz: Aday çok nitelik yok

Bertuğ TOPAL

Sosyolog ve Siyaset Bilimci Hakan Gündüz, 24 Haziran’da yapılacak Yerel Yönetim Seçimleri’nde ciddi bir aday enflasyonu yaşandığını ifade ederek adayların bu kadar çok olmasının iyiye bir işaret olmadığını açıkladı.

Gündüz, adayların çok olmasının yanı sıra nitelik olarak da düşük düzeyde kalındığını kaydederek ülkenin genel sıkıntısının da bu olduğunu söyledi.

“Ben baktığımda bir aday enflasyonunun yaşandığını görüyorum. Aslında bu ekonomide de siyaseten de iyi bir şey değil. Bunu kaynağı da aslında nitelikli kesimler, toplumda siyasetin içerisinde görmek istediğimiz, toplumu bir yere taşıyabilecek olan insanlar siyasetten geri duruyor. Bu yüzden ciddi bir nitelik sıkıntısı olduğunu görüyoruz” ifadelerini kullanan Gündüz, ülkedeki siyaset sisteminin de baştan aşağı değişmesi gerektiğine vurgu yaptı.

 

Soru: 24 Haziran Yerel Yönetim Seçimlerine bir buçuk hafta gibi bir zaman kaldı. Bir çok aday mevcut. Sizce nasıl bir aday profili mevcut?

Gündüz: Ortada bir garip durum var. Bir aday fazlalığı var gibi görünüyor. Baktığınızda özellikle küçük yerleşim birimlerinde herkesin ailesinden bir ya da biri iki tane aday var. Kimisi muhtar kimini meclis üyesi kimisi belediye başkan adayı. Sanki de toplumda insanların siyasete karşı bir yönelimi varmış gibi görünüyor ama bu yanıltıcı. Ben baktığımda bir aday enflasyonunun yaşandığını görüyorum. Aslında bu ekonomide de siyaseten de iyi bir şey değil. Bunu kaynağı da aslında nitelikli kesimler, toplumda siyasetin içerisinde görmek istediğimiz, toplumu bir yere taşıyabilecek olan insanlar siyasetten geri duruyor. Bu yüzden ciddi bir nitelik sıkıntısı olduğunu görüyoruz. Haliyle nitelik düştükçe bu işi yapabileceğini düşünen toplum kesimlerinin de sayısının artmasına neden oluyor. Bu sefer bakıyor adam komşusu aday oldu, ben de olurum diyerek gidip aday oluyor ama her meslekte olduğu gibi politika da bir beceri ister. Bunun noksan olduğunu görüyoruz. Bu adam fazlalığı ‘ne güzel her kesimden her sesten insan politikada temsil edilecek’ gibi algılanmamalı. Bu ne yazık ki hemen hemen tüm sektörlerde yaşanan herkes üniversite mezunu ama çoğumuzun lisans diploması aldığımız mesleklerde bile becerimiz sorgulanıyor. Adam fizik tedavi uzmanı olmuş ama bunu yapabilecek beceri var mı diye düşünüyoruz. Kıbrıs’ta her şey çok ucuz. Çok ucuz olduğu için de çok kolay ulaşılıyor bu da enflasyon oluşturuyor.

Soru: Nitelikli aday azlığının nedenini neye bağlıyorsunuz? Nitelikli insanlar neden aday olma noktasından uzaklaşıyor?

Gündüz: Ortada sayısal bir fazlalık ama bu fazlalığı niteliği yok. Nitelik sıkıntı var. Adaylara baktığımızda herkes aday ama bizi düze çıkaracak kim var diye baktığınızda seçimde zorluk çekiyoruz. Nitelikli kesimler siyasetten uzak. Bir şekilde siyasal ilişkiler ağı bu insanların kaldırabileceği nitelikte değil. Siyaset yapma tarzını bozduk, bir insanın örneğin bir milletvekili seçilebilmek için ödeyeceği ekonomik ve sosyal bedel çok ağır. Bir şekilde merkezler çok güçlü, adamı olma kurumu çok fazla değer buluyor. Liyakat ve beceriden çok kim kimin adamıdır, kim kimi destekliyor bu parti başkanından ilçe başkanına kadar itibar görüyor. Haliyle birilerinin adamı olmak ve bir şekilde adamı olma durumunda o ilişki ağlarına maruz kalmak, o ilişkileri yapmak zorunda olmak nitelikli insanları politikadan uzak tutuyor. Nitelikli insanlar diyor ki ben bunları yapacağıma hiç bulaşmam daha iyi. Bugün bakıyoruz çok değerli insanlar da siyasettedir ama bu sebepten çok yıpranıyor. Ben çok endişeliyim, dostum arkadaşım olan ve parti başkanlığını yürüten insanların ve kimi nitelikli insanların buna ne kadar sabredeceği ile ilgili ciddi endişelerim var. Siyaset yapma tarzımızı bir an evvel değiştirmemiz gerek. Liyakat, hak edene hak ettiği noktada yol açma, onun yolunu verme sistemini getirmemiz gerek. Oysa ki biz hala kim ne kadar bayrak salladı ya da seçimlerde bana ne kadar yardımcı oldu bunlara bakıyoruz. Bunlar siyasette mutlaka etken olur anca bizde temel olunca sıkıntı çıkıyor. Düşünün ki ‘kesme biçme’ ve birilerini ön plana çıkarma daha aday belirleme sürecinde başlıyor. Kırgınlıklar daha o dönemde başlıyor. Bunlar seçime yansıyor ve bir bakıyorsunuz ki 3’üncü sıradaki 4’üncü sıradakini bıçak bıçağa kesiyor. Her seçim akabinde ciddi düşmanlıklar başlıyor. Bu da sürekli bir şekilde devam ediyor. Bunu her partide görebilirsiniz.

 

Soru: Ülkeyi değiştirecek siyasi partilerin de bir süre sonra bir sistemin içerisine girdiğini düşünüyor musunuz? Sistemin ciddi bir değişime ihtiyaç duyduğu noktasında görüşünüz nedir?

Gündüz: Aynen öyle. Çünkü bu siyaset yapma tarzı oldu. Bu düzene şu anda ben müdahale edebilirim ama o partinin adayı gidip tam da o eleştirdiği partinin adayıyla seçim ittifakı yapıyor. Bunu parti başkanı görüyor ama diyor ki ‘ben buna şu anda müdahale edersem bir milletvekili kaybedeceğim.’ Böyle deyince de müdahale edemiyor. Bunun hesabını soramıyor çünkü o ittifakı yapan kişi milletvekili olmuş. Milletvekili olduğu için de bir güç olmuş.

Bu tarzdan sonra da bunları gören ve midesi kaldırmayan nitelikli insanlar politikaya girmiyor. Meydan da az önce bahsettiğimiz ilişki ağına kalıyor, ucuzluyor, niteliksizleşiyor. Bir bakıyorsunuz ki bu adaylar bizi bir yere taşıyacak adaylar değil. Bu bir açmazdır.

Soru: Siyasetin bu noktaya gelmesinde parti başkanlarının da suçu olduğunu düşünüyor musunuz? Yeteri kadar niteliğe sahip olmayan adayların çıkarılması noktasında popülist davrandıklarını düşünüyor musunuz? Bundan kurtulmanın bir yolu var mı?

Gündüz: Bu tür röportajlarda ben de hep tıkanıp kalıyorum. Bu analizleri yapıyorsunuz da çıkış yolu nedir diye sorduklarında tıkanıyoruz. Bütün seçim dönemi düğüncü ve mezarcılarla dalga geçiyoruz ancak seçim gecesi bakıyoruz onlar tekrardan kazanıyor. Toplum sadece siyasette değil, kollektif bir bircimde niteliğini düşürüyor. Aslında trajikomik bir şekilde güldüğümüz eleştirdiğimiz insanları dönüp seçiyor olmamız toplumun geldiği noktayı gösterir.

 

Soru: O zaman bu noktada suçun sadece siyasi partilerde olmadığını gösteriyor. Toplumun da bu noktada düzelmesi gerektiğini düşünüyor musunuz?
Gündüz:
Aynen, sadece siyasi partiler değil toplum da bu noktada suçludur. Bu öğretmenler için de doktorlar için de mimarlar için de geçerlidir. Bu toplumsal bir çöküştür. Bir taraftan etiketlere sahibiz ama etiketlerin içi boştur. Nitelik yoktur, bunu biz Kıbrıs’ta üniversiteler açıldığında söyledik, görebilenler söyledik: ‘Kıbrıs’taki üniversiteler ya toplum için bir çıkış kapısı olur ya da Kıbrıs Türk halkının sonu da olabilir. Eğer parasını veren herkes beceriye sahip olsa da olmasa da o diplomayı alırsa toplumda çöküş olur’ dedik. Daha sonra bunu göremedik.

Çözüm nedir? Çözüm bir şekilde bizi yönetenlerin ve halkın bunun farkına varması ve niteliğe yönelik çalışmalar yapmasıdır. Çünkü toplumu bir yere getirecek insanları yetiştirmeye devam ediyoruz. Ama bu insanlar göç ediyor. ‘Ben gelirsem kiminle yarışacağım. Ya da geldiğimde benim farkımı ortaya koyacağım bir ortam yaratılacak mı?’ bunları soruyor insanlar.

BU düzen içerisinde herkes birbirini suçluyor ama aslında hepimiz aynıyız. Aşağıya göre gidişin temel nedeninin bu olduğunu fark edebilirsek bir şekilde bazı şeylerden feragat edebilirsek bu sistem düzelmeye başlayacak.

Bunu daha açık söyleyecek olursak, “benim çocuğumu işe alma ala başkasının çocuğunu da işe alma çünkü bu şekilde batıyoruz” mantığını oturtabilirsek bu sistemi kurtarabiliriz.

 

Soru: Var mı ülkede böyle bir ışık? Bunu toplum üzerinde yaptığınız analizlerde görüyor musunuz?

Gündüz: Böyle bir ışık kesinlikle şu anda yok. Hiçbir şekilde gömüldüğümüz ortamdan kafamızı çıkarma derdinde değiliz çünkü bize 40 yıldır ‘ne halt yersanız yeyin sizden bir şey olmaz, o yüzden siz bireysel anlamda kendinizi kurtarın’ deniliyor. Bireyselliğe yöneltiliyoruz. Herkes toplumda kendini kurtarma çabasındadır. Toplumun başından sonuna kadar. Hepimiz çocuklarımızı yetiştirirken aynı şekilde yetiştirdik. Bireysel kurtuluşu hep ön plana koyduk. Kurtuluş bireysel olamaz bunu bizim anlamamız gerek.

Fotoğraflar Bahadır Ayna

Bu habere tepkiniz:
TAGS: Hakan Gündüz, Sosyolog ve Siyaset Bilimci Hakan Gündüz, haber, kıbrıs
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems