Gündüz: Kadın ve ekolojik çevre, birbiriyle ayrılmaz bir bütündür

ads ads ads ads
07/03/2021

ads
ads
Gündüz: Kadın ve ekolojik çevre, birbiriyle ayrılmaz bir bütündür

   Akademisyen Prof. Dr. Şerife Gündüz, “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” dolayısıyla Haber Kıbrıs için kaleme aldığı “Doğa- Kadın Dayanışması” başlıklı makalede, kadınların küresel iklim değişikliğinden daha çok etkileneceğini vurguladı. Şerife Gündüz, ekofeminizmin, kadın ve ekolojik çevreyi birbiriyle ayrılmaz bir bütün olarak gördüğünü kaydetti.

   Yoksulluk koşullarında yaşayan 1,3 milyar insanın yüzde 70’nin kadın olduğuna ve hane halkı ihtiyaçlarının büyük bir kısmının yine kadınlar tarafından karşılandığına dikkat çeken Gündüz, kadınların dünyanın gıda üretiminde yüzde 80’e varan etkinliği olmasına karşın ancak toprağın yüzde 10'undan daha azına sahip olduğunu vurguladı.

    İklim değişikliğinin, kadınların savunmasızlığını artıracak ek bir stres unsuru olacağını ifade eden Şerife Gündüz, kadınların doğa merkezli bir yaklaşımla sürdürülebilir gelişim planların üretilmesinde mutlak yer alması gerektiğini belirtti.

   “Kadının yeri akıldan doğaya uzanan yolculuktur” diyen Prof. Dr. Şerife Gündüz, “Doğa ve Kadın Dayanışması” başlıklı makalesinde önemli tespitlerde bulundu.

 “DOĞA-KADIN DAYANIŞMASI”

  Dünya’da ‘Emekçi Kadınların’ sürdürdükleri mücadele, ayakta kalma, yaşama tutunma ve çocuklarını yaşatma mücadelesidir. Bu yazıda ‘Doğa ve Kadın’ ilişkilerine ve bu bağlamda, ekolojik tahribat ve toplumsal cinsiyet sorunu ekseninde ekolojik problemlere çözüm bulma çabası olan ekofeminizm kavramına dikkat çekmek isterim.

   Ekofeminizm, kadın ve ekolojik çevreyi birbiriyle ayrılmaz bir bütün olarak görür. Ekolojik tahribatın ancak feminist bir yöntemle önlenebileceğini savunur. Ekofeminizme göre çevre tahribatının esas sorumlusu erkek egemen dünyanın hırsları ve egolarının beslenmesi çabasından başka bir şey değildir.

    Françoise d’Eaubonne , 1974 yılında yayınlanan, “Feminizm ya da Ölüm” adlı eserinde

“ataerkil ve kapitalist sistemler doğanın olduğu kadar kadının üzerinde de hakimiyet

kurmak, onu ehlîleştirerek sömürmek niyetindedirler” demiştir. Bu ekofeminizmin ortaya çıkış amacını özetler. Ekofeminizm aktivist bir harekettir. 1980'lerde ve 1990'larda nükleer karşıtı, çevreci ve lezbiyen-feminist hareketlerden kadınlar arasında büyümüştür.

   Bu yıllarda her yerde, çevre tahribatını ilk protesto edenler kadınlar olmuştur. Ancak ekoloji hareketlerinin aktivistleri olarak, bilim ve teknolojinin cinsiyet açısından tarafsız olmadığı anlaşılmıştır. İnsan ve doğa arasındaki sömürü egemenliği ve erkekler ve kadınlar arasındaki sömürücü ve baskıcı ilişki, çoğu ataerkil toplumda, hatta modern endüstriyel toplumlarda bile, yakından bağlantılı olmuştur.

   Bugün mevcut dünya sisteminin yarattığı ortam, dünyadaki yaşam için genel bir tehditse tüm canlıların doğasında var olan hayatta kalma dürtüsünü ve kararlılığını yeniden canlandırmak ve beslemek çok önemlidir. Yapılan tüm çevre farkındalık çalışmalarında çevreye karşı duyarlılığın kadında daha yüksek olduğu netleşmiştir.

    Günümüzde göstergeler, işaretler ve yaşananlar bize açıkça önlemler alınmazsa, dönüşümü ve değişimi sağlanmazsa ve doğal kaynakları hiç bitmeyecekmiş gibi tüketirse, Dünyanın sonunu hazırlayacağımız açıktır.

    Doğa’nın dengesi bozulmuştur. Yaşamı bir arada tutan döngüler hızla yok olmak üzeredir. Yörüngeden çıkan uydular gibi savrulup parçalanmaya doğru gidilmektedir. Bu tablo bilim insanlarının sürekli üzerine basa basa söylediği uyarılardan bir alıntıdır. İşte tam da burada, doğadaki değişimlerden, yok olma süreçlerinden yine en çok etkilenecek olan kadınlardır.

   Nasıl mı? 7.6 milyara yaklaşan dünya nüfusu iklim krizini bireysel değil küresel düşünmek gerektiğini işaret etmektedir. Ancak, biz veya ben odaklı değerlendirmeler evimizi bu hale getirmekte ve ekolojik tahribata yol açmaktadır.

   Kadınların küresel iklim değişikliğinden daha çok etkilenecek olması açıktır. Hemen “yok artık bunu da mı cinsiyet eşitsizliğine bağladın” diye düşünenler olabilir. 

   Kadınların iklim değişikliğinden etkilenmesinin altında yatan sebeplerin başında sosyal, ekonomik ve kültürel faktörler gelmektedir. Yoksulluk koşullarında yaşayan 1,3 milyar insanın yüzde yetmişinin kadın olması ve hane halkı ihtiyaçlarının büyük bir kısmının yine kadınlar tarafından karşılanıyor olması yadsınamaz bir gerçektir.

   Kadınlar dünyanın gıda üretiminde (yüzde 50- 80), etkin olmalarına karşın ancak toprağın yüzde 10'undan daha azına sahipler. Asya ve Afrika kıtalarında kadınlar geçim sağlamak için doğal kaynaklara bağımlı olan yoksul toplulukların baskın temsilcileridir.

   Yakın Doğu'da kadınlar, tarımsal işgücünün yüzde 50'sine kadar katkıda bulunmakta, el veya basit araçların kullanılmasıyla gerçekleştirilen daha fazla zaman alan ve yoğun emek gerektiren görevlerde sorumluluk almaktadırlar.

   Tüm bunlar bize göstermektedir ki kadınlar iklim değişikliğinden çok daha fazla etkilenecekler.

Pek çok ülkede kadınlar, insan hakları, siyasi ve ekonomik durum, arazi mülkiyeti, barınma koşulları, şiddete maruz kalma, eğitim ve sağlık konularında cinsiyet eşitsizlikleri ile yüz yüzedir.

    Ne yazık ki iklim değişikliği, kadınların savunmasızlığını artıracak ek bir stres unsuru olacak. Tam da bu yüzden kadın her alanda mücadelesini daha yoğun sürdürmelidir. Karar alma mekanizmalarında kadınların yer alması Dünya’nın geleceği için oldukça önemlidir. Kadınlar doğa merkezli bir yaklaşımla sürdürülebilir gelişim planların üretilmesinde mutlak yer almalıdırlar.

   Kadının yeri akıldan doğaya uzanan yolculuktur.

Kaynaklar:

https://www.un.org/en/chronicle/article/womenin-shadow-climate-change

https://evrimagaci.org/kadin-ve-cevre-arasindaki-iliskiyi-vurgulayan-ekolojik-bir-felsefe-ekofeminizm-9344

Özdemir H. Ve Aydemir D. (2019) “ Ekolojik Yaklaşımlı Feminizm/Ekofeminizm Üzerine Genel bir Değerlendirme: Kavramsal Analizi, Tarihi Süreci ve Türler” Akdeniz Kadın Çalışmaları ve Toplumsal Cinsiyet Dergisi.

 

 

 

 

 

07/03/2021 16:09
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: Gündüz: Kadın ve ekolojik çevre, birbiriyle ayrılmaz bir bütündür, haberkibris,
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.