Halka direkt dokunmayacak fantastik tedbirlerle karşımıza çıkmayın

ads ads ads ads
13/06/2020

ads
ads

Ali Baturay Ali Baturay


    Ülkemiz, ekonomik sıkıntılar açısından en zor günlerini geçiriyor.

    Çok ekonomik kriz geçirdik ama hiçbiri koronavirüs salgınınınki kadar tahribat yaratmadı.

    Diğer krizlerde bir şekilde düzlüğe çıkılabileceği düşüncesi hakimdi ama bu kez salgının yarattığı krizde, bir de karşımıza “önünü görememe” sorunu çıktı.

     Bu küresel kriz ne zaman biter, yeniden patlak verir mi, önce ulusal ikinci, üçüncü dalgalar olur sonra bu yine küresel boyuta ulaşır mı? Henüz kimse kesin bir şey söyleyemiyor.

     Krizle yaşamayı öğrenebilmek ve salgına tedbir amaçlı yeni bir hayatı dizayn edebilmek önemli.

     Gerçi görebildiğim kadarıyla, korkuyu atınca pandemi odaklı yeni bir yaşam dizayn etme düşüncesini de unutmuş görünüyoruz.

     Tabii ki pandemi odaklı yaşamda, ülke yöneticilerinin de yeni vizyonlar ortaya koyması, radikal kararlar alması, reformları başlatması gerekiyor.

     Ülkemizde henüz durumu kurtarma çabası içindeyiz ama tüm bunları yönetenler eski taktiklerle, ezberleriyle yapmaya çalışıyor. Böyle bir ortamda gözlerimizi yeni ekonomik önlemler paketine çevirdik.

     İlk ekonomik paket beklentileri karşılayamamıştı, resmen dağ fare doğurmuştu.

     15 Haziran sonrası açıklanması beklenen ikinci ekonomik önlemler paketinden benim beklentim yüksek olmasa da birçok kesimin beklentileri yüksek.

      Bu paketten beklentilerin yüksek olmasının nedeni, Türkiye ile KKTC arasında imzalanan anlaşmadır.

     Bu anlaşmadan dolayı gelecek paranın ve yapılacak iç borçlanmanın olumlu etkilerinin pakete yansıyacağı düşünülüyor.

     Yine dağ fare doğurur mu? Muhtemeldir ama umarım hükümet de artık reel sektöre/ özel sektöre, kamuda çalışmayan vatandaşlara da direkt dokunabilecek tedbirler düşünüyordur.

     Halka direkt dokunmak ne demek midir?

     Bütün ekonomik krizlerde, sistemde yapılan bazı düzenlemelerle doğal olarak bunun vatandaşa yansıdığı düşünülür ve herkesin memnun kalması istenir.

     Yani devlet, vergi, stopaj ve benzeri gelir kalemlerine yaptığı indirimlerle, hayatın ucuzlayacağını, bunun da halka yansıyacağı hesaplarını yapar.

     Evet bu bir tedbirdir ama bizim gibi denetim özürlü bir ülkede bu durum istismar edilir ve arzu edildiği kadar avantajları halka yansımaz. Geçmişte bunu gördük…

     Hatta hükümetler, devlet çalışanlarına hiç aksatmadan maaşının ödenmesinin de reel sektöre katkı olduğunu, o insanların yaptığı alışverişle dolaylı olarak özele katkı olarak yansıdığını, bundan herkesin yararlandığı hesaplarını da yapar ve bunu söyler de...

     Bu söylenenin elbette doğruluk değeri vardır, elbette toplumun bir kesiminin para harcaması, reel sektöre bir şekilde katkı olarak yansımaktadır, bu zaten doğal bir döngüdür.

     Özel sektör kazanacak, devlete karşı yükümlülüklerini yerine getirecek, maliye para kazanacak ve devlet çalışanını ödeyecek, çalışan da bunu çarşıda harcayacak…

     Doğal döngüyü reel sektöre ekstradan bir katkı olarak göstermek yanıltıcıdır. Üstelik döngü içindeki faydalanma, işçiye, emekçiye, dar gelirliye doğru geldikçe azalmaktadır.

     Maalesef emekçiye kırıntıları kalmaktadır ve sokaktaki vatandaş, “Bu tedbirler bana doğrudan dokunmamaktadır” demektedir. Geçmiş krizlerde de gördük, krizlerin en büyük mağduru, işçiler emekçiler olmuştur.

     Koronavirüs salgınının bir özelliği daha var; vatandaşlar önünü göremediği için harcamasını kısıtlamıştır ve doğal döngüde reel sektör beklediği katkıyı alamamaktadır.

     İşyerini açtığı halde hiç iş yapamayanlar vardır, halk temkinlidir, zaten kimisi hiç kazanamıyor, kimisi daha az kazanmıştır, salgın devam ettiği ve ileride ne olacak belirsizliği olduğu için harcamalarını kısmıştır.

     İşte tam bu noktada özel sektördeki işyerleri, sektörler ve işçi/ emekçi halk bu kez direkt kendine dokunacak tedbirler istiyor, gündemle ilgisi olmayan, uzun zamanda etkisi görülecek fantastik projeler, yine emekçiye dokunmayacak dolaylı tedbirler değil.

     Ekonomik örgütler, 1500 TL katkının eylül ayına kadar sürmesini, üstelik açık ve kapalı tüm sektörlere, iş alanlarına verilmesini istiyor. Devlete diyorlar ki, “Personel çıkarmamamız için bir miktar sen ver, bir miktar da biz koyalım, istihdam yara almasın…”

     Devlet bunu yapar mı, yeni paketten böyle bir müjde çıkar mı? Hiç sanmam, hükümet her yeni sektör için normalleşme kararı alırken derin nefesler almıştır, “Oh be onlara da 1500 TL vermekten kurtulduk” rahatlığına kavuşmuştur.

      Bakanlar canlı yayınlarda açılan sektörlere maaş katkısı yapmayacaklarını açıkça söylemişlerdir. Açılmıştır ama ne kadar iş yapıyor, yapabiliyor mu, hükümetin umurunda değil. “Biz sizi açtık, çalışma imkanı sağladık. Bizden bu kadar” edasındadırlar.

      Üstelik bu para krizden iki ay sonra ödenmeye başlamış ve halen almayanlar vardır, ikinci ödemeye siftah bile edilmemiştir. Umarım yanılırım ama bu hükümet 1500 TL katkıya eylüle kadar devam etmez, acılan sektörlere de katkı yapmaz.

     Hükümet, devlete yönelik yükümlülükleri ve kredi borçlarını yıl sonuna kadar erteler mi? Birçok ülke böyle yaptı ama bizim hükümetimizin yıl sonuna kadar öteleme yapacağına da inanmıyorum. Hiç de bu havada değildirler…

     Bu hükümet çok kötü durumdaki bazı işletmelere hibe yardımı yapar mı? Hiç sanmam, hibe kelimesini duydular mı şeytanlarını görmüş gibi oluyorlar. Peki hibe vermeyeceklerse düşük faizli, uzun süreli ödemesiz kredi verebilirler mi?

     Uzun süreli ödemesiz derken 6 ay ödemesizi kastetmiyoruz, daha radikal, müjde olabilecek anlamda bir açılım, mesela bir yıl ödemesiz, yüzde 5 veya 6 faizle…

     Mesela ekonomik örgütlerin önerileri arasında yer alan, batmak üzere olan küçük esnafa 50 bin TL - 60 bin TL’lik kredileri, bir yıl ödemesiz, yüzde 3 faizle ve kefilsiz verebilirler mi? Küçük esnafa hibe vermeyecekseniz en azından bunu yapın.

      Kredi ödeme süresini bir yıl erteleyin, faizi en alta çekin, kefil ya da ipotek istemeyin 50 bin TL için… Hibe tadında kredi verin insanlara…

     “Ya istismar olursa, ya ihtiyacı olmayan alırsa, ya krediyi alan gider mevduata yatırırsa?” gibi şeyler söyleyip duruyorlar. Sen de devletsin, ciddi bir çalışma yap ve denetle, denetimi sıkı tut, istismara fırsat verme…

    Peki ekonomik örgütlerin önerdiği, kiralara yüzde 20- 25 indirim ve TL’ye çevirme karşılığında stopaj yüzde 1’e indirilir mi? Ekonomik örgütler, “Şu anda yüzde 10 olan stopajı yüzde 15’e çıkarın, kiralarda indirim yapanlara da yüzde 1’e indirin” önerisi oldukça güzel bir taktik.

    Hükümet bunu yapar mı? Umarım yanılırım ama bunu da yapmayacaklar. Kiralara zaten dokunmayı hiç istemediler, hiç akıllarına yatmadı, bence halen de yatmamıştır, bunu da yapmayacaklar.

     Peki Çalışma Dairesi’ne kayıtlı olmayanlara yönelik ödeneceği söylenen ama bir türlü çalışması bitmeyen 900 TL/ 1200 TL’lik katkılar yeni pakette yer alır mı? Bu konuda da umutlu değilim.

     Çok geniş kitlelerin yan kollarla faydalandığı turizm ve yüksek öğretim için bir açılım olacak mı pakette? Bunlar daha büyük projeler gerektirdiği için muhtemelen “Bunu bir sonraki pakete bıraktık” diyecekler.

     Ya söz verip de sonradan vazgeçtikleri, kapalı dönemde çalışanların sosyal sigorta/ ihtiyat sandığı yatırımlarını devletin üstlenmesi tedbiri pakette yer alır mı? Genel çalışan için olmayacak gibi ama satır aralarından anladığımız kadarıyla yerli istihdam için devlet bir miktar ödeme yapabilir…

    “E bunların hiçbiri olmayacaksa ne olacak bu pakette?” dediğinizi duyar gibiyim.

     Yeni ekonomik pakette reel sektöre, emekçiye, işçiye, dar gelirliye direkt dokunan tedbirler olmalıdır. Dolaylı katkı yapacak, bugün halkı heyecanlandırmayacak, lütfen etkileri çok sonra olacak ya da olacağı şüpheli fantastik tedbirlerle karşımıza çıkmayın.

13/06/2020 23:25
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: ali baturay
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.