Hatay: Maraş'ta iade ile iyi niyet gösterebiliriz
31/07/2026
Araştırmacı-yazar Mete Hatay, Kıbrıs'taki mülkiyet sorununun kapsamlı çözüm beklenmeden insan hakları perspektifiyle ele alınması gerektiğini belirterek, özellikle Maraş ve kullanıcı bulunmayan Rum mallarında yapılacak iadelerin hem mağduriyetleri azaltacağını hem de çözüm sürecine katkı sağlayacağını savundu.
Sosyal medya hesabından değerlendirmelerde bulunan Hatay, mülkiyet sorununun yıllarca kapsamlı çözüm sonrasına ertelenmesinin Türk tarafının temel stratejisi olduğunu ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Loizidou kararıyla bu yaklaşımın hukuken sürdürülemez hale geldiğini ifade etti.
Toprak ile özel mülkiyetin birbirinden farklı kavramlar olduğuna dikkat çeken Hatay, toprağın siyasal egemenlik ve kurucu devletin sınırlarıyla, özel mülkiyetin ise bireysel haklarla ilgili olduğunu vurguladı.
"Toprak başkadır, özel mülk başka"
Hatay, bireysel mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla kurulan Taşınmaz Mal Komisyonu'nun iade, tazminat ve takas olmak üzere üç çözüm yolu öngördüğünü hatırlatarak, özellikle maddi tazminat konusunda yeterli kaynak ayrılmadığını ve yükün büyük ölçüde Türkiye'den aktarılan kaynaklarla karşılanmaya çalışıldığını belirtti.
Başlangıçta kullanıcı bulunmayan taşınmazların iadesine öncelik verileceğinin açıklandığını ancak bu konuda da son derece çekingen davranıldığını ifade eden Hatay, iade uygulamalarının oldukça sınırlı kaldığını söyledi.
"Maraş gibi yerler hâlâ kapsamlı çözüm adına rehin tutuluyor"
Maraş ile askeri bölgelerde bulunan Maronit mallarının hâlâ kapsamlı çözüm gerekçesiyle bekletildiğini kaydeden Hatay, bu alanlarda atılacak adımların yaklaşık 35 ila 40 bin Maronit ve Rum göçmenin mülkiyet talebinin karşılanmasına imkan sağlayabileceğini dile getirdi. Üç Maronit köyünün askeri statüden çıkarılmasının ve Maraş'ın kullanıma açılmasının da mümkün olabileceğini belirten Hatay, bunun önemli bir iyi niyet adımı olacağını ifade etti.
Hatay, kullanıcı bulunmayan taşınmazını geri alarak kuzeyde yaşamak isteyen bir Kıbrıslı Rum'a etnik kimliği nedeniyle karşı çıkılmaması gerektiğini savunarak, özel mülkiyet hakkının tanınmasının egemenlik veya siyasal statünün devri anlamına gelmediğinin altını çizdi.
"İnsan haklarını pazarlık kozu olarak elde tutmak çözüm stratejisi değildir"
İlk etapta Maraş ile yaklaşık 1,5 milyon dönümlük Rum mülkünün yalnızca 6-7 bin dönümlük bölümünün iade edilmesinin kuzeydeki mülkiyet yapısını değiştirmeyeceğini belirten Hatay, buna karşılık on binlerce kişinin mağduriyetini gidereceğini ve gelecekte olası kapsamlı çözümün hukuki, mali ve insani yükünü hafifleteceğini ifade etti.
Kıbrıs sorununun yalnızca bir mülkiyet meselesi olmadığını vurgulayan Hatay, mülkiyet hakkının yerinden edilmiş insanların evlerine, köylerine ve geçmişlerine ulaşabilme hakkı olduğunu belirtti.
İnsan haklarının pazarlık kozu olarak kullanılmasının çözüm stratejisi olmadığını ifade eden Hatay, bunun yalnızca çözümsüzlüğün maliyetini artırdığını, toplumlar arasındaki ilişkileri olumsuz etkilediğini ve hukukun bir baskı aracına dönüşmesine yol açtığını söyledi.































































































































































































