Hellim tescili konusunda ne bekliyordunuz yani, dikensiz gül bahçesi mi?

ads ads ads ads
06/11/2021

ads
ads
ads

Ali Baturay Ali Baturay


Hellim tescili konusunda şikayet ediyoruz, sürecin Güney Kıbrıs'ta başladığını ancak denetleyici firmanın Kuzey Kıbrıs ile temasa geçmediğinden yakınıyoruz.  Peki biz bu hellim tescili meselesine inandık mı? Gerçekten istedik mi, yapılması gereken her şeyi yaptık mı?

     Hiç kusura bakmasınlar ama bence ilk günden beridir, başta Cumhurbaşkanlığı, Tarım Bakanlığı olmak üzere tüm KKTC’li yetkililer hatta Ticaret Odası, Sanayi Odası ve üretici firmalar da hellim tesciline inanmadı.

     Ben bu konudaki basın toplantılarını dinledim, basın toplantılarında soru sordum, televizyon programlarında onları dinledim, basın açıklamalarını okudum, televizyon programımda konuk ettiğim hükümet yetkililerine soru yönelttim, inanın bana hiçbiri beni tatmin etmedi.

     Ben Kuzey Kıbrıs’ta hiç kimsenin gözünde hellim tescili konusunda inanç görmedim, hiçbir açıklamada kararlılık hissetmedim.

     Bu hellim tescili ile ilgili tarihlerin belirlendiği, sürecin başladığı günden beri bir şikayettir bir yakınmadır gidiyor… Kendine güveni olmayan insanlar topluluğu adeta…

     Ne bekliyordunuz yani, dikensiz gül bahçesi mi? Rum hükümetinin öylece duracağını, “buyurun geçin, gelin biz de size yardım edelim” diyeceğini mi sandınız.

     Kağıt üzerinde ortak yürütülecek bir süreç ama Rum yetkililerinin Kıbrıslı Türkleri rakip gördüğünü, rekabeti şimdiden başlattığını göremiyor musunuz?

     Kıbrıs Cumhuriyeti yetkililerinin KKTC’ye bakış açısını şimdi mi fark ettiniz? Bu imkanları size öyle tepside sunacaklarını mı sanıyordunuz?

     Cumhurbaşkanı hellim tesciline inanmıyor, Dışişleri Bakanı hiç ama hiç inanmıyor, Tarım Bakanı inanır gibi görünüyor ama yalnızca görünüyor, icraat yok…

     ‘Hellim Koordinasyon Kurulu’ toplantılar yapıyor… Başbakanlıkta Müsteşar Hüseyin Amcaoğlu, bir şeyler yapmaya çalışıyor, sürekli bir şeyler söyleyerek en azından konuyu gündemde tutmaya çalışıyor ama bu yeterli değil.

     En nihayet Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıslı Türk hellim üreticilerinin AB nezdindeki menşe ismi korumalı ürün olarak tesciliyle AB’ye ihraç sürecinde yaşanan sıkıntılar hakkında AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'e mektup yazmış…

     Uuuuuu uyanın da balığa çıkalım… Atı alan Üsküdar’ı geçiyor, cumhurbaşkanı AB Komisyonu Başkanı’na mektup yazmış… Lütfettiniz sayın cumhurbaşkanı…

    Cumhurbaşkanı Tatar, Leyen'e, “Avrupa Birliği'nin Hellim konusunda almış olduğu kararın, iki taraf arasında iş birliği ve güven yaratma yönündeki çabaların devam ettiği ve resmi müzakerelerin başlayabilmesi için dengenin gözetilmesi gereken bir süreçte ortama zarar verdiği gibi, Kıbrıs Türk Halkının Avrupa Birliği'ne olan güvenini daha da sarsmıştır” demiş…

    Siz acaba Avrupa Birliği ile çalışmaya niyetli misiniz? Son dönemlerde Cumhurbaşkanlığı, Dışişleri Bakanlığı, hatta KKTC Hükümeti Avrupa Birliği’ni, Birleşmiş Milletler’i hasım görme gibi bir tavır içinde.

   Başbakanlık Müsteşarı Hüseyin Amcaoğlu, güzel söylüyor “AB’nin Hellim konusunda verdiği sözler havada kaldı” diye de Sayın Cumhurbaşkanı ne yaptı bu konuda?

    Sayın Cumhurbaşkanı, Türkiye’de gezip duracağına “hellim tescili” ve “KKTC vatandaşlarının aşılarının Kıbrıs Cumhuriyeti ile uyumlaştırılması” meseleleriyle ilgilense daha iyi olmaz mıydı?

    Cumhurbaşkanının işi, Türkiye’de üniversitelere, derneklere, birliklere ziyaret değil işte yukarıda bahsettiğim hayati konulardır…

    Kıbrıslı Türk yetkililer hellim tescili konusunun zor olduğunu görmeli ve bu konuda hemen her gün mücadele ortaya koymalıydı, bence öyle bir istek ve çalışma azmi yok… Yani var gibi ama bence yetersiz…

      Nitekim Hüseyin Amcaoğlu, Başbakanlıkta ‘Hellim Koordinasyon Kurulu’ oluşturulduğunu ve koordineli yürümek için Ticaret Odası ve Sanayi Odası yanında Tarım Bakanlığı ile sürekli toplantılar yaptıklarını söyledi.

      Peki bu toplantılar, Avrupa Birliği’nin Kıbrıslı Türkleri süreçte yalnız bırakmayacak, zorlayacak nitelikte mi, Rumların Kıbrıslı Türkleri sürecin dışına atma çabalarını engelleyici mi? Bu toplantılarda çıkan sonuçları ve fikirleri Cumhurbaşkanlığı’na aktarıyor musunuz? Sayın toplum lideri de bu konuda inisiyatif alıp, sorunları çözmek için yeterli çabayı gösteriyor mu?  

    Bana ister art niyetli ister önyargılı deyin ama hiç inanmıyorum, gerekli çabanın gösterildiğini sanmıyorum.

     Hüseyin Amcaoğlu, açık sözlü birisi, BRT’de katıldığı programda; “Bureau Veritas, Rum tarafının engellemeleri nedeniyle bizimle iletişime geçmiyor. Olay tamamen siyasidir. Muhtemelen ‘iki devletli çözüm politikası’ burada etkili oluyor. AB, iki toplumu birleştirmek için yardımlar yapıyor bu nedenle sorun çıkardıklarını gözlemliyoruz. AB ile ilgili ilişkilerde meydanı boş bıraktık” dedi.

     Amcaoğlu’nun sözlerini istismar edip onu zorda bırakmak değil niyetim ama bu sözler önemli. Amcaoğlu’nun “Muhtemelen ‘iki devletli çözüm politikası’ burada etkili oluyor. AB, iki toplumu birleştirmek için yardımlar yapıyor bu nedenle sorun çıkardıklarını gözlemliyoruz” sözünü, federal çözüme inanan birisi olarak ben söylesem, sövecekler bana ama bu tespiti Başbakanlık Müsteşarı yapıyor ve bence doğru bir tespit.

     Amcaoğlu’nun, “AB ile ilgili ilişkilerde meydanı boş bıraktık” sözüne de katılıyorum, zaten yazının başından beridir söylemeye çalıştığım da budur işte…

      Hüseyin Amcaoğlu’nun anlamlı başka sözleri de var… Bunlara aslında “acı sözler/ acı gerçekler” desek daha iyi olur. Amcaoğlu; “Kurumlarımız AB’ye proje hazırlıyor ancak sonuç alınamıyor. Bu nedenle proje hazırlamaktan vazgeçtik. Bizim de yanlışlarımız var. Güngör Çöplüğü’nde düzenleme depolama tesisinde vahşi depolamaya geçildi. Son günlerde 3-4 kez yangın çıktı. Sürekli önümüze bunu çıkarıyorlar. Bizi eleştiriyorlar, haksız değiller. Eski haline getirmek için 6 milyon TL’lik proje hazırladık ve Türkiye’ye sunduk. Burada gerekli adımlar atılmalıdır” dedi.

      Bakın Avrupa Birliği bize katkı yapıyor, yardım ediyor biz ne yapıyoruz? Tabii ki bozuyoruz. Yüzümüze gözümüze bulaştırıyoruz. Sonra da “Avrupa Birliği bize tavır alıyor” diyoruz. Dünyada halen birçok ülke aşıya ulaşamaz ya da çok az ulaşırken biz Avrupa Birliği’nden gelen 50 bin doz Astra Zeneca aşısını çöpe atan bir ülkeyiz. Hangi yüzle Avrupa Birliği’nden şikayet ediyoruz ki?

   Nitekim Hüseyin Amcaoğlu, “Bizim de yanlışlarımız var” diyor, yani KKTC yetkililerinin… Kendisine açık sözlü olduğu ve gerçekleri söylediği için teşekkür ederim.

   Amcaoğlu’nun, Rumların zorluk çıkardığı ve AB yetkililerinin Kıbrıslı Türklere yönelik hantal davrandığıyla ilgili sözleri de gerçektir, KKTC yetkili makamlarıyla ilgili yaptığı özeleştiri de gerçek ve anlamlı.

  Amcaoğlu, “AB ile ilgili ilişkilerde meydanı boş bıraktık” ve “Bizim de yanlışlarımız var” diyor ya, ben de yazının başından beridir bunları söylemeye çalışıyorum. Bu sözlere mal bulmuş mağribi gibi sarılıyor değilim ama biz ülke yöneticilerinin özeleştiri yapmasına, gerçekleri söylemesine alışkın değiliz ya Amcaoğlu’nun özeleştiri yapması, gerçekleri söylemesi anlamlı geldi bana…

   Her zaman olduğu gibi tren kaçarken, bir şey yapmaya çalışıyoruz, arkasından koşuyoruz. Başta daha trenin gelmesine çok var diye düşünüyor, önemsemiyor, sonra yanımızdan geçip gidince deliye dönüyoruz. Üstelik de suçlu olarak treni kullananları, ona yol açanları falan suçluyoruz. Mesele bundan ibaret…

DİĞER YAZILARI
06/11/2021 22:35
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: ali baturay, haber, kıbrıs, kktc, yorum, yazı, kıbrıs haberleri
MANŞETLER

HK Ali Baturay

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.